‘Sınırlı müdahale’ ve olası sonuçları

‘Sınırlı müdahale’ ve olası sonuçları

ABD, İngiltere ve Fransa’nın başını çektiği emperyalist koalisyon, Suriye’ye müdahaleye hazırlanıyor. Suriye konusunda yapılan açıklamalar, sürdürülen görüşme trafiği ve yapılan hazırlıklar, bu müdahalenin uzak olmayan bir gelecekte yapılabileceğini gösteriyor. Bu müdahalenin ana gerekçesi, Suriye rej

Yusuf Karataş

İŞGAL HAZIRLIKLARI DEVAM EDİYOR

Obama yönetimi, daha müdahale kararı verilmeden bu müdahalenin sınırlı olacağı ve Esad rejimini devirmek gibi bir amacı olmayacağı yönünde açıklamalar yapıyor.
Rusya ve Çin, olası müdahaleye kesin bir dille karşı olduklarını açıklamalarına ve böylesi bir müdahalenin Bölge’de yeni sorunlara yol açacağı uyarılarını yapmalarına rağmen, bu müdahaleye karşı durmaktan uzak görünüyor. Suriye’deki savaşın başlamasından ve savaşta Esad rejiminden yana tutum belirlemesinden sonra yeniden her gün bombalı saldırıların yaşanmaya başladığı Irak’taki Maliki Hükümeti, sınırlarının Suriye’ye müdahale için kullanılmasına izin vermeyeceğini açıkladı. İran ve Lübnan Hizbullahı ise, en baştan Suriye’ye müdahaleyi kendilerine karşı bir savaş ilanı olarak göreceklerini açıklamışlardı.

MÜDAHALE SURİYE’YLE SINIRLI KALMAYACAK

ABD dışişleri Bakanlığı yetkililerinin Obama’nın bir haftada Suriye konusunda başka ülke yöneticileriyle 88 telefon görüşmesi yaptığını açıklamaları, İngiliz Daily Telegraph gazetesinin bu müdahalenin bir hafta içinde başlayabileceği iddiasını güçlendiriyor.
Peki, böylesi bir müdahale hangi sonuçlara yol açabilir?
Öncelikle bu müdahalenin ‘sınırlı’ olacağı yönündeki açıklamalar, daha çok uzun menzilli silahların (füzeler) ve uçakların kullanılacağını gösteriyor.

ABD’nin savaş gemilerinden sonra Fransa’ya ait Charles de Gaulle uçak gemisinin de Suriye kıyılarına yanaştığı yönündeki haberler ve ABD’nin Bölge ülkelerindeki üslerini kullanmak için yaptığı görüşmeler de böylesi bir saldırı ihtimalini güçlendiriyor.
Böylesi bir ‘sınırlı müdahale’ ile ilgili söylenebilecek ilk şey ise, herhalde sonuçlarının Suriye ile sınırlı olmayacağıdır.
Elbette emperyalist koalisyonun bu saldırıdan ilk muradı, son dönemlerde muhaliflere karşı ciddi bir üstünlük elde eden Esad rejimini geriletmek ve yeniden bir denge durumu yaratmaktır. Bu adımın ardından beklenilir olan ikinci adım; ABD, İngiliz ve Fransız emperyalistlerinin epeydir tartıştıkları muhaliflere silah yardımı konusunda somut adımlar atılmasıdır.  Bu amaca bağlı olarak düşünülebilecek diğer bir önemli adım ise, oluşacak bu denge durumundan sonra sürekli ertelenen ve muhaliflerin katılmak konusunda oldukça isteksiz oldukları Cenevre 2 Konferansı’nın yapılmasıdır.
Bu emperyalist koalisyona katılması, bugüne kadar silahlı muhalefete destek veren Türkiye’nin kaçınılmaz bir şekilde savaşın bir parçası olmasına; ülke topraklarının savaşın bir alanı haline gelmesine yol açacağını söylemek bir kehanet olmayacaktır. Bu tutum Türkiye’yi sadece başta İran olmak üzere diğer komşularıyla da savaş hali içine sokmakla kalmayacak, yeni Reyhanlı’lara ve yeni Ceylanpınar’lara davetiye çıkaracaktır.
Emperyalist koalisyonun Suriye’ye müdahale girişimi ve AKP’nin bu koalisyona katılma hazırlığı, Türkiye’yi hem komşuları ile hem de ülke içinde yeni bir savaşın eşiğine getirmiş bulunuyor. Ve 1 Eylül Dünya Barış Günü’nün arifesinde giderek yükselen bu savaş tamtamları, ülkede ve bölgede yaşayan halklar için barış mücadelesini daha önce hiç olmadığı kadar hayati bir hale getiriyor.


MÜDAHALE ÇÖZÜM SÜRECİNİ ETKİLER

AKP’nin bu müdahaleye çok istekli olmasının önemli nedenlerinden birinin de Irak’ta Kürdistan Federe yönetiminin oluşmasını 2003’teki savaş tezkeresinin reddedilmesine bağlaması ve Suriye’de aynı durumla karşılaşmak istememesi olduğu aşikardır. Dolayısıyla bu müdahalenin Türkiye’nin Kürt sorununa yaklaşımını ve ülkede Kürt sorununun çözümü için devam eden görüşme sürecini de etkilemesi kaçınılmaz olacaktır. Çünkü AKP’yi Öcalan ile görüşmeye zorlayan nedenlerin arasında Suriye’ye (ve Rojava’ya) müdahale politikalarındaki başarısızlığın önemli bir etkisinin olduğunu unutmamak gerekiyor.


TÜRKİYE’NİN İŞGAL BAHANELERİ

TÜRKİYE’nin emperyalist koalisyona girmeye dünden hazır olduğu ve hatta bu müdahaleye zemin hazırlamak için her yolu denediği biliniyor. Dışişleri Bakanı Davutoğlu, bu koalisyona girme gerekçesini, “Türkiye’nin Suriye’deki olaylardan en çok etkilenen ülke” olmasına bağlıyor. Sanki Suriyeli mülteci sayısı on binleri bulmamışken 500 bin mülteciye yetecek konteyner kentler kurduklarını açıklayarak mülteci akınını teşvik eden ve her türlü desteği verdikleri silahlı çetelere güvenerek Şam’daki Emevi Camisinde cuma namazı kılmaktan söz eden başka bir ülkenin başbakanı!

www.evrensel.net