Susuz yaz

Susuz yaz

Kamyon kasasında ölmek, çadırda kalmak, sağlıksız beslenmek, elektriksiz yaşamak, günde 12 saat köle gibi çalışmak... Tarım işçilerinin yaşam çilesi bunlarla bitmiyor. Tarlaların sıcaktan kavrulduğu bu yaz günlerinde temiz içme suyu bulmak en büyük dert. İşçiler ve çocukları pis su içmek zorun

Hamdullan Kesen

Bu bölgelerden biri de Adana’da Karataş. Tuzla beldesinde çalışan tarım işçileri, kireçli ve yosunlu su içmek zorunda kaldıklarını anlatıyor. Üstelik içtiklerinde hastalıklarla boğuşmak zorunda kaldıkları bu su için para da veriyorlar. Günlük 34 TL yevmiyeyle sabahtan akşama kadar çalışan işçilerin elektrik ve su için sezonluk olarak toprak sahiplerine verdikleri miktar 7 bin lirayı buluyor.

KİREÇLİ VE YOSUNLU SUYA PARA ÖDÜYORLAR

47 yaşındaki Vesile Yıldız yaşam koşullarını şu sözlerle anlatıyor: “Su kuyularımız olmadığı için tankerlerle suyumuzu çiftlikten getiriyoruz. İçtiğimiz su, hem kireçli hem de yosunlu. Elektriğimizi istedikleri zaman kesiyorlar. Keyfi muamele yapılıyor. Sadece iki buzdolabı ve altı ampul kullanmamıza rağmen, geçen ay 4 bin 600 lira elektrik ve su parası ödedik. Su parasının faturasını da elektrik parasına ekliyorlar. Yani anlayacağınız kireçli ve yosunlu suyu da parayla alıyoruz. İki günde bir tankerlerle su taşımak zorunda kalıyoruz. Bu kireçli ve tuzlu sudan dolayı hastalanıyoruz. Ben böbreğimi ve dalağımı kaybettim. Sadece ben değil birçok kişi de bundan dolayı birçok sağlık sorunu yaşıyor. Doktor benim vücudumda aşırı bir kireçlemenin olduğunu söyledi. Burada ameliyat olmayan birisini bulamazsınız. İçtiğimiz suyun tadı acıdır ve mecburiyetten dolayı içmek zorunda kalıyoruz. Başka çaremiz yok.”

23 yaşındaki Fatma Işık da, içtiği sudan dolayı her gün karın ağrısı çektiğini ifade ediyor: “Doktora gidiyoruz, onlar da bize  ‘Suyu kaynatın öyle için’ diyor; ama kaynattığımız zaman da değişen bir şey olmuyor. İnan ki zorla içiyorum o suyu. Valiliğe başvurduk, hep ret cevabı aldık. Kışın çadırlarımızı su basıyor. Kanalın suyu taştığında çocuklar ile beraber çamurun içinde kalıyoruz. Elektrik gittiğinde sular da kesiliyor. Yaklaşık bin metre uzaklığındaki tulumbalardan el arabasıyla bidonlarla su çekiyoruz.”


YAŞAM KOŞULLARI HER YERDE AYNI

Gazetemize dün Ankara Polatlı’dan gelen haberdeki tarım işçilerinin yaşam koşullarıyla, Adana’daki işçilerin yaşam koşulları neredeyse aynı. Ankara Polatlı’da da, işçiler Kurbağalı göletten su içmek zorunda bırakılıyordu. Haberimizde, 2010 yılında Başbakanlık tarafından çıkarılan ve “müjde” olarak duyurulan “Mevsimlik Gezici Tarım İşçilerinin Çalışma ve Sosyal Hayatlarının İyileştirilmesi” genelgesinin hiç bir şekilde uygulanmadığına dikkat çekmiştik.
(Adana/DİHA)

www.evrensel.net