İşsizler cennete, işçiler nereye?

İşsizler cennete, işçiler nereye?

FERHAN Şensoy ve Ortaoyuncular’ın son oyunu İşsizler Cennete Gider uzunca bir süredir tiyatroseverlerin beğenisinde. İşsiz; ama nitelikli bir çiftin iş bulmada yaşadığı zorlukları ve işsizliğin getirdiği yoksullaşma, çaresizleşme ve yeni yollar arama sürecini anlatan İşsizler Cennete Gider, 80 sonrasının parlak çocukların illa ki diğe

Ferhan Şensoy tiyatrosu bugün apolitize olmuş meddahlık da dahil olmak üzere birçok geleneğin temelini oluşturur. Yılmaz Erdoğan da dahil olmak üzere popüler tiyatronun birçok ismi Şensoy’un ya sahnesinden ya da tiyatrosunun koltuklarından nasibini almıştır. Şensoy, şimdi İstanbul’daki tiyatrosunda emek pahasına oyunlar oynayıp, tiyatronun yok edilmeye çalışılan ve birilerince sinemayla mukayese edilerek örselenmek istenen duruşunu korumak adına yazmaya ve oynamaya devam ediyor.

Ferhan Şensoy’un tiyatro geleneği dili eğip büken, kelimelerle fazlasıyla oynayan; ama her şekilde Türkçeyi Aziz Nesin denli kusursuz kullanan bir gelenek. Bu kusursuzlukta kastedilen elbette bilinçli dil bozma hamleleri değil, tiyatroda özellikle çeviri eserlerde yaşanan güncel problemine karşı Şensoy tiyatrosunda dilin elastikliği.

1 Mayıs’ta Şensoy’un tüm emekçiler için ücretsiz oynadığı İşsizler Cennete Gider’e gittiğimizde aklımızda kalan soru şu oldu: Acaba işçiler nereye gider? Şensoy gibi sol hassasiyetli ortalama bir işçinin damarlarına nüfuz edebilecek güçte yazabilen bir adamın oyununda salonda oldukça az sayıda olmamız yetmezmiş gibi, Brecht mirasıyla hepimizin sosyalist bellediği tiyatronun tıpkı Charles Taylor’un dediği gibi özel tiyatrolar ve kapalı salonlar ekseninde kamusal bir buluşma alanından özel bir ilgi alanına çevrildiğini, elitleştiğini görmüş olduk. Bu konuda suç kesinlikle oyucuların ya da tiyatro yönetiminin değil. Sınıfın çoğunluk olarak sanattan uzaklaştırılması ve yeni pop kültürle sanatın “pahalı” bir ürün olarak lansmanı durumun sorumlusu iken, özellikle devlet tiyatrolarındaki bilet fiyatları göz önüne alındığında var olan en ucuz ve en nitelikli zaman değerlendirme yöntemi olduğu ortada.

Belki de yapılması gereken Şensoy’un tiyatro salonuna Şensoy’dan haberdar özel izleyici olarak gitmeyi bir kenara bırakıp Şensoy’dan haberdar yeni bir kuşak ya da yeni bir anlayış yaratmaktır. Sanatın muhalif yanının kitleselleşmesindeki rol bugünlerde en çok da muhalif bireylere düşüyor çünkü. İdeolojik olarak aynı safta olalım ya da olmayalım, iktidara bu denli muhalif bir tiyatronun böylesine baskı gören bir toplumca ilgiden bu kadar uzakta kalması öyle ya da böyle akılda o soruyu bırakıyor: İşçiler nereye gider?

www.evrensel.net