Anadolu ve Mezopotamya topraklarının belleği: Şahmaran

Anadolu ve Mezopotamya topraklarının belleği: Şahmaran

Anadolu ve Mezopotamya insanlık tarihi açısından zenginliğiyle bilinir. Bu iki zenginliğin üzerine kurulan cumhuriyet, tekçi bir anlayışla bu zenginliklerden hep korktu. Bu nedenle çok değil 100 yıl önce dillerden düşmeyen masallar, şarkılar, ritüellerin çoğu bugün yer üstünde değildir, bilinmezler. “Öteki&r

Şerif Karataş

Metin ve Kemal Kahraman, başta Dersim coğrafyası ağırlıkta olmak üzere sözlü halk kültür çalışmalarını 20 yılı aşan bir zamandır sürdürüyor. Unutulmaya yüz tutan kültürel ögelerimizin bir kısmını gün yüzüne çıkarmak için hatırı sayılır bir yol almayı da başardılar. Bu çalışmalar kuşkusuz gelecek kuşaklara da önemli bir miras niteliğinde. Kahraman kardeşler son çalışmaları “Saé Moru /Şahmaran”da Anadolu ve Mezopotamya’da halklar tarafından çok iyi bilinen Şahmaran Masalını kayıt altına aldı.

Şahmaran Masalı hayatın anlamını, ölüm –ölümsüzlük ve aşk üzerinden sorguluyor. “Masallar Düğünü” etkinliği çerçevesinde Şahmaran, İstanbul’da  Seyr-i Mesel Tiyatrosu tarafından Zazaca olarak sahneye taşınmıştı. Müzikleri de Kahraman kardeşler tarafından yapılmıştı.

Müzikli masal anlatısı formunda olarak sunulan Şahmaran, Lızgé Müzik tarafından yayımlandı. Albüme misafir sanatçı olarak, Erkan Oğur, Okay Temiz, Henning Schmiedt, Ulli Bartel, Ertan Tekin ve İstanbul Sayat Nova Korosu katkı sundu. Cumhuriyetin ilk yıllarından itibaren sözlü halk kültürünün tamamen siyasi amaçlarla yeniden şekillendirildiğini belirten Kemal Kahraman, “Zazaca, Kürtçe gibi dillerin taşıdığı sözlü birikim görmezden gelinmiş, hatta yok edilmeye çalışılmıştır” dedi. Halk kültürünün ülke topraklarının belleği olduğunu söyleyen Kemal Kahraman sorularımızı Almanya’dan yanıtladı. Öncelikle Şahmaran masalından kısaca söz eder misin? Anadolu ve Mezopotamya halkları için ne ifade ediyor?

Şahmaran kadar yaygın tanınan ama buna rağmen hakkında pek az şey bilinen bir sembol daha yoktur. Anadolu’da Şahmaran’ı duymamış birini bulmak  zordur; ama nedir, kimdir, hikayesi nasıldır diye sorduğunuzda, çoğu insan kulaktan dolma birkaç cümleden başka bir şey söyleyemez.

Oysa Şahmaran, hem ölüm-ölümsüzlük temasını işleyen mükemmel hikayesi hem de Muhammed, Hızır, Sultan Süleyman, Lokman Hekim, Zümrüdü Anka gibi dinler tarihinden tanıdığımız isim ve kahramanlarla bağlantılı olay ve mana kurgusu dolayısıyla çok özgün bir masaldır. Ölüm-ölümsüzlük teması, Gilgameş Destanı da dahil en eski yazılı kaynaklarda, kutsal metinlerde karşılaştığımız kadim  temalardan biridir. Denilebilir ki, “Hayat nedir, ölüm nedir, ölümden sonra ne var, ne için yaşamalı, aşk nedir?” gibi sorular, dinler, inanç öğretileri de dahil insanoğlunun yarattığı en derin mana kurgularının temelini oluşturur.  

Bizim için daha da önemlisi özel olarak Dersim kültür bölgesi inanç/ibadet uygulamalarında ve Alevilik öğretisinde, Ezidilik inancında bu sembolün hâlâ çok canlı ve zengin yansımalarıyla karşılaşmamızdır.

KEMALİST EĞİTİMİN ÖN YARGILARINDAN VAZGEÇMELİYİZ Sizi sözlü halk kültürüne yönelik çalışmalara götüren nedenlerden bahseder misiniz?

Bugüne kadar, sözlü halk kültürü birikimleri, modernitenin bütün ön yargıları ileri sürülerek maniple edilmiş, aydınların kolayca kalem oynatabilecekleri bir keyfiyet alanı olarak algılanmıştır. Zaten cumhuriyetin ilk yıllarından itibaren, bu alan tamamen siyasi amaçlarla yeniden şekillendirilmiş; Zazaca, Kürtçe gibi dillerin taşıdığı sözlü birikim ise  görmezden gelinmiş, hatta yok edilmeye çalışılmıştır.

Anadolu-Mezopotamya isimlerinin insanlık tarihindeki önemini biliyoruz. Bu topraklar dünyada başka hiçbir yerle kıyaslanmayacak kadar derin bir kültür hafızasının taşıyıcısıdır. Ve bu birikime yer üstünde yaşayan diller, inanç grupları, etnik topluluklar vs. de dahildir; taşıdıkları bütün sözlü ve yazılı birikimle...

Başta sol gelenek aydınları olmak üzere, bütün entelektüel ortamın yeni bir bakış açısı ve söylemle bu toprakların özgün zenginliklerinin hak ettiği düşünsel tartışma seviyesine gelmesi gerekir. Özellikle bu dillere, kültür gruplarına yönelik Kemalist eğitim sisteminin kronikleştirdiği modernist ön-yargılar ve Marksizm adına telaffuz edilen şablon açıklamalardan vazgeçmeliyiz.

Bir inanç geleneğini, en azından sosyolojik/tarihsel bir olgu olarak ciddiye almak, bir efsaneyi,  bir masalı, bir duayı anlamaya çalışmak sosyalistler için lüks sayılmaktadır. Bunlar bu toprakların kültürel belleğini taşıyan köklü referanslardır.     Şahmaran’ı bu sözlü kültür çalışmalarınızda nasıl bir yere koyuyorsunuz?

Şahmaran da yukarıda sözünü ettiğimiz yanlışlara kurban edilmiş önemli örneklerden biridir. Yani Şahmaran ile ilgili yürütülen tartışmalarda, hem masalın doğru bir kurgu ile anlaşılması hem de kültür tarihinde dayandığı kaynaklar anlamında yürütülen akademik tartışmalarda her zaman en eskisi 1000 yıllık olan yazılı versiyonlar esas alınmıştır.

Bizim bu çalışma sürecinde fark ettiğimiz kadarıyla Şahmaran’ın özellikle Zazaca, Kürtçe üzerinden aktarılmış sözlü versiyonları en eskisi 1000 yıllık olan yazılı versiyonlardan daha eski kaynaklara işaret edebilir. Bu tür versiyonların taşıdıkları farklar, halk arasında olası yanlış anlaşılmalar olarak değerlendirilmeden önce hikayenin daha doğru anlaşılmasında katkıları olup olmayacağı sorusunun zahmetini fazlasıyla hak etmektedir. Nitekim bu çalışmada bir nebze olsun paylaşmaya çalıştığımız gibi kültür tarihinde, dinler tarihinde bu kadar etkili ve yaygın olan bir sembolün anlaşılmasında, Zazaca sözlü gelenekle aktarılmış bir versiyonun diğer hiçbir versiyonda görülmeyen  özgün katkıları olabilmektedir. (İstanbul/EVRENSEL)

www.evrensel.net