Tehlike emekçinin kapısında: UİS

Fotoğraf: AA

Tehlike emekçinin kapısında: UİS

DİSK Genel Başkanı Kani Beko, “emeğin kazanılmış haklarına yönelik en önemli saldırı” olarak değerlendirdiği Ulusal İstihdam Stratejisi Belgesi’ne karşı işçileri mücadeleye çağırıyor. Bu saldırının üst başlığının “esneklik” olduğunu vurgulayan Beko, patronların beklentilerinin neredeyse tamamının bu b

Gökhan Durmuş

Ulusal İstihdam Stratejisi Belgesi nedir? Neden “en önemli saldırı” olarak görüyorsunuz?

Ulusal İstihdam Strateji Belgesi, emperyalizmin bölgesel ve küresel politikaları eksenine göre şekillendirilen politik bir belgedir. Ve söylendiği gibi istihdamın artırılması ve işsizliğin bu yolla geriletilmesine değil, aksine bir ucuz işgücü yaratma stratejisine odaklanmaktadır.

Belge bir yasa tasarısı değil, orta ve uzun vadede nelerin yapılmasının amaçlandığını ortaya koyan bir eylem planı. Hükümet, bu eylem planına uygun olarak, belgede yer alan hususları, çeşitli dönemlerde çeşitli yasaların içine yerleştirerek çıkarmaya çalışıyor.

Konfederasyon olarak Ulusal İstihdam Stratejisi Belgesi’ni emeğin kazanılmış haklarına yönelik, Cumhuriyet tarihinin en önemli saldırısı olarak değerlendiriyoruz. Çünkü patronların bu alandaki beklentilerinin neredeyse bütünü bu belgede kendisine yer buluyor. Amaçlanan, kayıt dışı sektörlerdeki kuralsızlığın, sömürünün ve güvencesizliğin, yasal çerçeveye kavuşturularak çalışma yaşamının bütününe yayılmasıdır. Bütün kötülüklerin sorumlusu haline getirilen kıdem tazminatı hakkının gaspı başlıklardan yalnızca biri. Bu bütünlüklü saldırının üst başlığı ise esnekliktir.

Ama esnek çalışma hükümet ve patronlar tarafından işsizliğe çözüm olarak sunuluyor…

Belgede işin değil, kişilerin istihdam edilebilirliklerinin garanti altına alındığı bir işgücü piyasasından bahsediliyor. Yani işçi işini sürekli kaybedecek ama kendisine iş olanağı yaratılmaya çalışılacak. Ayrıca amacı daha az kişi ile daha çok iş yapmak olan, işin yoğunlaştırılmasını ve sömürüyü artırmayı amaçlayan bir yapı, istihdamı artırmaz, olsa olsa işçinin düzenli gelir, düzenli iş beklentisini ortadan kaldırır. “Ne iş olsa yaparım” mağduriyetini bir işçilik biçimi haline getirerek yaygınlaştırır. Dolayısıyla amaçlanan gerçekte işsizlikle mücadele etmek değil, işsizliği yönetilebilir hale getirmek.

Nasıl yapacaklar bunu?

Bildiğiniz gibi mevcut yasa, asıl işte taşeron işçi çalıştırmayı belirli koşullara bağlıyor. Uluslararası İstihdam Stratejisi Bölgesi’nde ise “Alt işveren uygulamasına ilişkin kısıtlamalar hafifletilecek ve sıkıntıları ortadan kaldırmaya yönelik olarak iş mevzuatında değişiklik yapılacaktır” deniyor. Görünen o ki işverenlerin asıl işlerini taşerona devredebilmesinin, böylece tüm işçilerin taşeronlar eliyle çalıştırılmasının önünü açacak bir düzenleme öngörülüyor.

Yine Belge’de “İş Yasası’nda sınırlı bir şekilde düzenlenmiş bulunan geçici iş ilişkisinin özel istihdam büroları aracılığıyla yapılmasına olanak tanınacaktır” ifadesi var. Yani Özel İstihdam Büroları, işçilerin işinin ve işyerlerinin belirsiz hale geldiği kapitalizmin başlangıç döneminin amele pazarlarını anımsatan yeni bir çalışma ilişkisi düzeninin temel araçlarından birisi olacak.


ÇALIŞMA SÜRELERİ KISALTILSIN

DİSK olarak sizin çözüm önerileriniz ve talepleriniz neler?

Sermayeye hizmetin dışında politik öngörüsü olmayanlar görmezden geliyor ama çözüm orada duruyor: Çalışma sürelerinin kısaltılması!

Eğer bir ülkede milyonlarca işsiz varsa, her bir çalışma süresi uzun demektir. Haftalık çalışma süresi hiçbir ücret indirimi olmaksızın 45 saatten 37.5 saate düşürülmelidir.

Ayrıca fazla mesailere sınır getirilmelidir. Özellikle işten çıkarmaların olduğu işyerlerinde fazla mesailer yasaklanmalıdır.

Yıllık izin süreleri artırılmalı, izinlerin bölünmeden kullanılması konusunda işyeri izin kurullarının yetki ve sorumlulukları artırılmalıdır.
İş bulma ve işe yerleştirme işçiler tarafından yönetilen bir sigorta aracılığıyla yapılmalıdır. İş güvencesi hakkı tüm çalışanları kapsayan bir hak olarak düzenlenmelidir.

Kıdem tazminatının tasfiyesi anlamına gelen fon uygulamasına geçit verilmemeli, mevcut yapısı korunarak her türlü işten ayrılma durumunda işverenler tarafından ödenmesi devlet tarafından güvenceye alınan bir hak olarak yeniden düzenlenmelidir.

Tüm sigortalılar İşsizlik Sigortası Fonu’ndan yararlanabilmeli ve işsizlik ödeneği iş buluncaya kadar ödenmeye devam edilmelidir. Ve emeklilik yaşı 56’ya düşürülmelidir.

Kısacası söz konusu Belge, tümden geri çekilmeli ve dile getirdiğimiz bu talepler çerçevesinde yeniden ele alınmalıdır.


İŞVERENİN YÜKÜ HALKA: İstihdamı artırmanın işverenlere ek yük getirmesi istenmiyor. Uygulanacak politikaların bir maliyeti olduğu kabul ediliyor, ancak bu maliyetleri devletin üstleneceği ve diğer kaynakların kullanılacağı belirtiliyor. Yani ücret dışı maliyetlerin düşürülmesiyle işverenlerin üzerinden alınan yük, zamlar ve vergiler yoluyla halkın üzerine yıkılacak.

ESNEK ÇALIŞMA: Temel hedeflerden en önemlisi esnek çalışma biçimlerinin yaygınlaştırılması. Kapsamının genişletilmesi ya da yeni uygulanması öngörülen esnek çalışma türleri şöyle sıralanıyor: Kısmi süreli çalışma, belirli süreli çalışma, özel istihdam büroları aracılığıyla geçici süreli çalışma, uzaktan çalışma, çağrı üzerine çalışma, evden çalışma, iş paylaşımı, esnek zaman modeli. Böylece ucuz ve düzensiz çalışmanın tüm biçimleri çalışma yaşamına sokulmuş olacak.

ESNEYEN GÜVENCE: Belge’de yer alan “esnek güvence” kavramındaki “güvence” sözcüğü hiçbir anlam ifade etmiyor. Çalışanların zaten yetersiz olan güvencelerini daha da zayıflatacak esnek bir iş ilişkisi düzeni oluşturma hedefini meşrulaştırmaya çalışıyorlar.

YASALAŞAN KAYIT DIŞI: Kayıt dışı istihdamın fazlalığı esnek çalışma biçimlerinin yaygın olmamasına bağlanıyor. Belge’ye göre kayıt dışılığı özendiren durumlar ortadan kaldırılmalı. Buradan çıkan sonuç şu: Kayıtlı ekonominin koşulları kayıt dışına yakınlaştırılmalı, yasal yükümlülükler azaltılmalı, düzenlemeler sınırlandırılmalı.  (İstanbul/EVRENSEL)

www.evrensel.net