Güven sağlanmalı

Güven sağlanmalı

İzmir Dikili’de “Barış Yoksa Gelecek de Yok”  şiarıyla düzenlenen gençlik kampında “Müzakere süreci ve halkların geleceği” tartışıldı.Türkiye’nin dört bir yanından gelen gençlerin konukları CHP Genel Başkan Yardımcısı Sezgin Tanrıkulu, İstanbul Bağımsız Milletvekili Levent Tüzel ve D

Burak Yılmaz / Sinan Cem Alikoç

Türkiye’nin dört bir yanından gelen gençlerin konukları CHP Genel Başkan Yardımcısı Sezgin Tanrıkulu, İstanbul Bağımsız Milletvekili Levent Tüzel ve Diyarbakır Yenişehir Belediyesi Eski Başkanı Fırat Anlı oldu. Panelde Türkiye’nin ve bölgenin önemli bir süreçten geçtiğini belirten konuşmacılar müzakere sürecinin henüz başında olunduğuna dikkat çektiler. Kürt sorununda çözüm için ilk adımın atıldığını ikinci aşama için AKP Hükümetinin atması gereken adımlar olduğu vurgulandı. Barış için halkların sürece müdahil olması gerektiği ifade edildi.

ANLI: KAYGILAR VAR

Fırat Anlı, dört yıl önce de kampa geldiğini ve uzun bir aradan sonra tekrar burada gençlerle birlikte olmaktan mutlu olduğunu söyledi. Oslo ve Habur süreçlerinin kesintiye uğramasının faturasının ağır olduğunu anlatan Anlı “Bu yüzden Kürtlerin sürece geçmişten ve pratikten kaynaklı güvensizliği var. Onun için müzakere sürecinin ikinci aşaması güven meselesidir” diye konuştu. Anlı, Kürt sorununun çözümünü hükümetle değil bu acıyı yaşayan Türkiye halklarıyla kardeşçe çözmek istediklerini ifade ederek “Kürtler olarak Türkiye kamuoyunun çözüme ve barışa omuz vermelerini sağlamalıyız” dedi. KCK operasyonlarıyla AKP Hükümetinin Kürt muhalefetini bitirmeye çalıştığını söyleyen Anlı “Hem dağ hem de ova boş olacak böyle bir barış ve çözüm olmaz. 6 aylık sürede cemaatler bölgeye yerleşti, yeni yapılanmalara gittiler. Şimdi Diyarbakır’da da yaşam tarzına doğrudan müdahale ve toplumsal baskılar var” dedi.

TANRIKULU: DİLİMİZ DEĞİŞMELİ

“Türkiye’de Kürt meselesini görmemekte ısrar eden bir anlayış söz konusu ve bu anlayış CHP de dahil Türkiye siyasetinin geneline hakim” diye konuşan Sezgin Tanrıkulu, kırılgan ve bıçak sırtında bir dönemden geçildiğini ifade etti. Türkiye’yi yönetenlerin Kürt halkının iradesini görmesi gerektiğini belirten Tanrıkulu, “Kürt sorunu artık sadece Türkiye’nin kara sınırlarını aşmış durumda” dedi. Sürecin ilerlemesi için ilk olarak karşılıklı güvensizliği aşacak adımların atılması gerektiğini belirten Tanrıkulu “İkinci olarak ‘bu bizi böler, bizi yıkar’ dili ve yaklaşımı değişmeli. Üçüncü olarak da Gezi eylemlerini kan ve baskıyla kapatan bir AKP anlayışı var. En basit talepler, ifade özgürlüğü baskı altında. Bu anlayış ve ortamda barışı nasıl inşa edebiliriz” diye konuştu.

TÜZEL’DEN 1 EYLÜL’E ÇAĞRI

Yanı başımızda Rojava başta olmak üzere Mısır ve tüm Ortadoğu’nun kan ağladığını söyleyen Levent Tüzel, Kürt sorununun “Ülkemiz ve bölgedeki Kürt halkının geleceğini kazanma sorunu Türkiye Halklarının da meselesi olmalıdır”dedi. Çözüm sürecinin Kürt halkı için önemli bir kazanım olduğuna işaret eden Tüzel, “Bu kazanımı ilerletmek için hepimize görevler düşüyor 1 Eylül Dünya Barış Günü’nde gençlik,kadın kitleleri ve bütün bir Türkiye emekçi halkları olarak silahların konuşmadığı kalıcı ve demokratik bir süreci örmeliyiz” diye konuştu.


GENÇLERİN “CHP’nin demokrasi bildirgesi yayınlandı. Bu bildirgede ana dilde eğitim neden yoktu? CHP’nin Rojava’daki katliamlara sessiz kalmasını nasıl değerlendiriyorsunuz?” sorularını yanıtlayan Sezgin Tanrıkulu, yüzde 26 oy alan CHP’nin içinde farklı görüşler olduğunu kendi çabalarının sol ve emeğe dayanan bir tabana sahip olan CHP’yi sosyal demokrat bir çizgiye çekmek olduğunu söyledi. Kişisel olarak ana dilde eğitimin en temel hak olduğuna inandığını ve bunu savunduğunu anlatan Tanrıkulu “Rojava ve Suriye konusunda CHP olarak geleneksel politikanın dışında doğru bir tutum aldık. Rojava’daki katliamı kınadık” dedi. “Yüzde 26 oy alan bir parti Kürt sorunundaki ön yargıları yıkmak için daha fazla çaba sarf etmemeli mi?” sorusuna ise Tanrıkulu “CHP tabanı özellikle Ege’de ve Trakya’da dönüşüyor. Barış deyince tüyleri diken diken olan insanlar şimdi barış diyor.”


HATAY’DA ZULÜM VARSA AMED RAHAT ETMEZ

FIRAT Anlı’ya , “Gezi eylemlerinde BDP’nin  tutumu ve yaklaşımı” sorusu soruldu. Anlı, Kürtler arasında Gezi eylemlerini barış sürecini sabote etmek olarak algılayanlar olmasına rağmen Kürt hareketinin ana gövdesinin Gezi eylemlerini desteklediğini belirtti. Kürtlerin özgür ve özerk yaşamak istediğine dikkat çeken Anlı, “Türkiye’de faşizm olacak ama biz Kürdistan’da ana dilimizi kullanacağız. Bu yaşamın olağan akışına aykırıdır. İstanbul’da Hatay’da zulüm varken biz Amed’de Hakkari’de rahat edemeyiz. Kürtler için değil tüm Türkiye halkları için demokrasi istiyoruz” dedi.Barzani'nin Rojava konusundaki tutumuna ilişkin sorulan soruya Anlı, dört parçalı coğrafyada yaşayan Kürtlerin artık ortak bir gelecek kurmak için adımlar attığını belirterek, “Barzani’nin Rojava’daki tutumu sadece Kürtler açısından değil insanlık açısından da kabul edilemez” yanıtı verdi.


EN GENİŞ İTTİFAKI OLUŞTURACAĞIZ

LEVENT Tüzel’e de “yerel seçimlerde ortak bir tutum alınabilecek mi?” sorusu soruldu. Tüzel, “HDK olarak İstanbul, Ankara gibi büyük şehirlerde CHP tabanını da işin içine katan geniş bir seçim ittifakı oluşturma çabası içerisindeyiz. Bu ittifaka HDK içinde yer almayanları da katmalıyız” yanıtını verdi. (İzmir/EVRENSEL)

www.evrensel.net