Telekinezi ve kıyılardan sorumlu jöle!

Telekinezi ve kıyılardan sorumlu jöle!

Her iktidar, kendi kullanımı için kendi insan tipini yaratır. AKP’li siyasetçinin lügatinde ‘yaratmak’ sümme haşa sadece dini olarak değil siyasi olarak da Allah’a havale edilmiş olsa da –Şimdi şu ara, “AKP iktidarını Allah yarattı, tüm müminler için” demek üzere belki de bir tanesi ve kendisini z

Turgut Özal, başbakanlık cumhurbaşkanlığı ile birleşince uzun süre ‘baştaki’ oldu. O yüzden dönemine göre değişen niteliklerdeydi adamları. Şimdi çok ‘ağır’ devlet adamı Cemil Çiçek galasını, ‘flört zinadır’ diyerek onun kabinelerinde yapmıştı. ANAP’ın meşhur dört eğiliminin ‘muhafazakar/tarikatperver’ tarafındakiler arasında birden namı alıp yürümüştü. ‘Otel ayısı’ lakaplı Mustafa Taşar, ‘on parmağında on marifet’iyle bir dönem ‘profesyonel bakan’ haline gelen İmren Aykut, ‘çetelerle savaşan kahraman’ Eyüp Aşık ve hakkındaki fıkralarla İngiliz gazetelerinde bile haber olacak kadar ‘renkli kişiliğiyle’ Yıldırım Akbulut da Özal döneminden akla ilk gelen ‘ortalıktaki’ tipleridir. Demirel’in her zaman Hüsamettin Cindoruk’u vardı ama 7 kere gidip 8 kere geldiği için onunkiler herhalde en uzun listeyi oluşturur saymaya kalksak… Çiller’in Esat Kıratlıoğlu’su, Erbakan’ın Şevket Kazan’ı, Ecevit’in “konuşmadan konuşulan adam” Hüsamettin Özkan’ı, İsmail Cem’i, Şükrü Sina Gürel’i… Ama dikkat ettiğiniz üzere bu saydıklarımız genelde Bakanlar Kurulu’nda görev yapan, en kötü milletvekili olan isimlerdi… Şimdiyse ‘başdanışmanlık’ neredeyse bakanlar kadar, hatta Yalçın Akdoğan söz konusuysa daha da ‘ağır basan’ bir makama dönüştü. Bu, iktidarın tipini yaratma alanında en önemli değişimi sağladığı noktaydı: Halkın seçimiyle değil, Başbakan’ın seçimiyle bir koltuğa oturan birinin memleketin hali/ahvali için serbest atış saydırabilmesi... Yalçın Akdoğan, Gezi Parkı direnişi sırasında, “Başbakan’ı yedirmeyiz” lafını AKP Ankara Milletvekili olarak söylediği için bu kadar konuşulmadı. Yoksa başka Ankara vekilleri de var AKP’nin, onlar da az süslü cümleler kurmuyor. Ama işte onlardan haberimiz olmuyor. Çünkü “Başdanışman” Yalçın Akdoğan beyefendi oluyor! Başbakan’ın seçtiği biri, halka ‘yemez misiniz başımızı’ diye ihtar çekiyor! Artık halkın seçtiklerinden, “Başbakan’ın seçtikleri”ne uzanmış durumda “iktidarın tipi”…
Ve aynı iktidar Gezi Parkı’ndan, ondan hemen öncesinde Reyhanlı’dan, ondan hemen öncesinde son ABD gezisinden, ondan öncesinde de epey zamandır Suriye’den yana en ‘fantastik’ günlerini geçirirken, olabildiğince fantastik bir yeni tip sundu halka. Telekinezi ile öldürülmeye çalışılan Başbakan’ı için kendini ortaya atan, onun memleketin her güzel noktasını HES’lerle, nükleer santrallerle hatta icabında evet efendim, kışlalarla doldurması için canını verecek bir fedai! Yiğit Bulut’un Erdoğan Bayraktar’la birlikte kıyıların düzeninden, korunmasından, güzelleştirilmesinden sorumlu iktidar adamı olmasıdır zamanın ruhuna uygun olan. Süleyman Soylu’dan Genel Başkan Yardımcısı, Şamil Tayyar’dan milletvekili, Necati Şaşmaz’dan müzakereci yaratan Başbakan ve onun temsil ettiği iktidar, Bulut’u boşuna seçmemiştir. Zaman, “hedef 2023” falan diye hava basma zamanı değildir. Zaman, Suriye’de, Gezi’de, Mısır’da kaçan havayı olabildiğince geri içine çekip biraz soluklanabilme zamanıdır. Bunun için de halka verebilecekleri tek bir yalan var: Bunlar hep Başbakan’a komplo işte! Az buçuk inandırıcı olarak gözlerine kestirdikleri tek yalanları var! Ve şimdi bu yalanın etrafını örmek lazım: Komplo teorileri geliştirilmesi lazım… Bunu yapmak için telekineziye, HES’lerin/nükleer santrallerin kuruttukları yaşamlardan daha önemli olduğuna, Başbakan’ın bu ülke için tek ve vazgeçilmez olduğuna inanıyor gibi yapmak lazım. Bunu yapabilenleri öne çıkarmak lazım. Ki aslında Bulut hiç de inanıyor ‘gibi’ görünmüyor, gerçekten inanıyor gibi! Bunca yıldır kafaya ver edilen kilolarca “jölenin inancın köklü gelişimi yolunda insana kattıkları”nı bir teoriye dönüştürebilir de yani… Artık, ‘tipini’ sevdiklerim için ok yaydan çıktı nasıl olsa!

www.evrensel.net