Demokrasi, Brezilya’da bir müze adıdır...

Demokrasi, Brezilya’da bir müze adıdır...

“Brezilya, demokratik bir ülke olmak için çok mücadele verdi” diyor Devlet Başkanı Dilma Roussef, eylemlerle ilgili yaptığı ilk ulusal sesleniş konuşmasında. Aşağı yukarı aynı günlerde boş bir binaya yerleşerek hayata tutunmaya çalışan yoksullara ise şöyle diyor yetkililer: Burayı boşaltın, binayı Demokrasi Müzesi y

Elif Görgü

Ekonomi mucizesi deniyor Brezilya’ya. 2001 krizinin yaralarını sararak kısa zamanda IMF’ye kredi verecek duruma gelebildiği için. Ama bu mucizenin içine 5.8 milyon evsiz aile sığamıyor bir türlü. Brezilya’da boş binalara yerleşmek suç değil. Konutunuz varsa kulanmak zorundasınız, ya kendiniz oturacaksınız, ya kiraya vereceksiniz ya da sosyal amaçlar için kamunun kullanımına sunacaksınız. “Boş konut bulundurmak yasak” diyor Vivian. Bu yüzden evi olmayanlar ister kamu konutu olsun ister özel, boş buldukları konutlara yerleşme hakkına sahipler. Ta ki ellerinden alınana kadar!

İŞGAL EDİLMİŞ BİNALAR...

Saõ Paulo, sokaklarında en çok evsizin yaşadığı kentlerden biri. İşgal edilmiş çok sayıda eski binası da var. Bireysel değil bu işgaller, oldukça örgütlü, adı da Konut Hareketi. Öyle kent dışında ıssız alanlarda değil, en merkezi caddelerde pencerelerinden pankartlar sarkıtılmış işgal binaları görmek mümkün. Bu binalardan birine öldürülen kadın sendikacı Margarida Maria Alves’in ismi verilmiş. 1973 yılında Alagao Grande eyaletinde tarım işçileri sendikası başkanı seçilen Alves, “Mücadelede ölmek açlıktan ölmekten iyidir” diyerek, diktatörlük döneminde (1964-1985) kırsal alanda 8 saatlik iş, sosyal güvenlik ve dinlenme hakkı mücadelesinin liderlerinden biri haline geliyor. Mücadeleci bir kadın sendikacı, zengin toprak ağalarının pek hoşuna gitmiyor tabii ki. 12 Ağustos 1983 yılında kiralık bir katil tarafından göğsünden vurularak öldürülüyor.

DEMOKRASİ MUCİZESİ!

Alves’in adını alan binanın dış duvarında da mozaiklerle yapılmış bir resmi dikkat çekiyor. Burası aslında bir kamu binası, tamamlanmamış bir inşaat görüntüsü var içeride. Bir kenara yığılmış eski eşyalar, duvarlarda çocukların yaptığı resimler, birkaç masa ve sandalye... Küçücük dairelerin içine sığışan aileler burada kolektif bir yaşam kurmaya çalışıyor. Nelson da Cruz Souza, Merkez Bölge Konut Hareketi (MMRC) Koordinatörü. “Binayı ocak 2013’te işgal ettik, o zamandan beri buradayız” diyor. Ancak çok fazla kalamayacaklar. Çünkü hükümet bu bölgede “kentsel dönüşüm” uygulamaya karar vermiş, binayı boşaltmaları istenmiş. Nedeni ise şöyle açıklanmış: Burayı Demokrasi Müzesi yapacağız! Brezilya’da işçi ve emekçilerin mücadelesi ile bir noktaya gelmiş demokrasiyi bizimkiyle karşılaştırırsak haksızlık etmiş oluruz. Ama işte o “bağzı demokrasiler” kendisini yaratan halkın yönetim ve hizmetinde olmayınca, en fazla evsiz yoksulların ahı üzerinde inşa edilen bir müzenin ismi olabiliyorlar...


‘DİZ ÇÖKTÜRÜLMÜŞ BREZİLYA HALKI AYAĞA KALKTI’

Nelson da Cruz Souza (Merkez Bölge Konut Hareketi (MMRC) Koordinatörü): “Toplumu dışlamayan gerçek bir kentsel reform için mücadele veriyoruz. Bu binada kalan ailelerle toplantılar örgütlüyoruz, aile meclisimiz var, herkesin kendine ait bir alanı var fakat yeterli değil. Hak ettiğimiz de bu değil. Konut sorununun büyüklüğü nedeni ile bu durumdayız, burada kalabildiğimiz kadar kalacağız. Bu binayı işgal ettik ve ona sosyal bir fonksiyon kazandırdık ancak buradan çıkmamız isteniyor. Bu bina bir kamu binası, yerel yönetime ait. Buradan gitmemiz isteniyor çünkü binayı bir ‘demokrasi müzesi’ne dönüştürme kararı alındı. Demokrasi müzesi olacak aileler sokakta kalacak. Halbuki önce konut inşa edilip sonra boşaltılabilirdi. Biz bütün eylemlere katıldık. Çünkü inanıyoruz ki halk sokakta olursa değişim sağlayabilir, toplumsal dönüşüm sağlayabilir ve yaşadığımız derin eşitsizlikle mücadele edebilir. Daha önce Saõ Paulo, Brezilya halkı dizlerinin üzerine çöktürülmüştü fakat o zam eylemiyle Brezilya ayağa kalktı, artık halk dizlerinin üzerinde değil ve bütün dünyanın gözü burada yaşananlarda. Hükümetler kara kara düşünüyorlar, çünkü biliyorlar ki halkın gücü var, bu gücü sokağa çıkarırsa başarabilir. Evde kalma dönemi sona erdi, hükümetten bekleme dönemi sona erdi.  Sokağa çıkarsak başka bir Brezilya’yı, halkın istediği Brezilya’yı kurabiliriz.” 


‘TOPLUMSAL DEĞİŞİM SÜRECİ BAŞLADI'

Topraksiz İşçiler nasıl bir çalışma yürütüyorlar?

MST olarak toprak için, tarım reformu için ve sosyalizm için mücadele ediyoruz. Birincil mücadele biçimimiz toprak işgalleri. İşgalleri de diğer emekçi örgütleriyle birlikte organize ediyoruz. Sendikal hareketle ilişkilerimiz var, sol partilerle çok yakın ilişkilerimiz var.  Emekçilerin politik ve sosyal örgütleriyle genelde ittifak halindeyiz. Son yıllarda da özellikle diğer örgütlerle birlikte Brezilya’da neoliberalizme karşı mücadele veriyoruz.

Haziran eylemlerine de katıldınız mı?

MST olarak toplumsal tabanımız asıl olarak kırsal bölgede yaşıyor fakat kentlerde de yaşayan militanlarımız var, onlar da kentlerde diğer kitle örgütleri ile birlikte bir çalışma yürütüyorlar. Biz MST olarak en başından itibaren harekete katıldık. Eylemler ulaşım zamlarına karşı olarak başladı, milyonlarca insanı sokakta buluşturan eylemler oldu ve sokağın tek talebi ulaşım zammının geri alınması da değildi. Örneğin hükümetten eğitim ve sağlık için daha fazla yatırımlar talep edildi.

Gençlerin katılımını nasıl değerlendiriyorsunuz, bu kadar büyük eylemler bekliyor muydunuz?

Brezilya gençliğinin eylemlere katılımı çok beklenmedikti ve bizim gibi sol örgütler de dahil bir çokları için bir sürpriz oldu. Bir çokları Brezilya’nın politik ve ekonomik bir ilerleme gösterdiğini düşünüyor ama gerçek bu değil. Kadın ve erkek emekçilerin çoğu sefalet koşullarında yaşıyorlar. Kent yoksulluğu yüksek. Ücretler insani değil, ulaşım çok pahalı. Halk ulaşım masraflarını karşılayabilecek maaşı kazanmıyor. Kamu sağlık sistemi niteliksiz. Brezilya halkı gerekli sağlık hizmeti alamıyor. Bu yüzden sokaktayız demokratik halkçı bir projenin hayata geçmesini istiyoruz.

İşçi Partisi Hükümetini ve bu süreçteki tutumunu nasıl buluyorsunuz?

Lula ve Dilma Hükümeti, neoliberal hükümetlerle karşılaştırıldığında daha farklı olabilirler fakat bu yetersizdir. Özellikle emekçilerin haklarının karşılanması açısından bakarsak... Bu hükümet hâlâ kapitalistlerle anlaşmaya ve ortak işler yapmaya devam etmektedir. Çok uluslu şirketlerle anlaşmalar yapmaktadır. Petrol gibi yer altı kaynaklarımızı uluslararası şirketlere vermektedir. Brezilya’nın tüm doğal kaynakları bugün çok uluslu tarım tekellerinin kontrolü altında. Bu hükümet tarım reformu yapacağı sözü vermişti. Küçük çiftçilere yardım edeceği sözünü vermişti. Fakat bu sözde kaldı ve hatta tam tersi yapıldı. Tarım alanında da şirketlerin çıkarlarına göre bir politika yürüttü. Bugün tek söyledikleri ‘Kırsalda orta sınıfı oluşturacağız’ söylemi.

DÜNYA KUPASI’NA KARŞI HALK KOMİTELERİ

“Bir başka mücadele noktası da Dünya Kupası. Kupa için kamu kaynaklarının peşkeş çekilmesine karşı mücadele ediyoruz. Kupa’ya karşı halk komiteleri oluşturuldu. Bu komiteler stadyum gibi stadyum inşaatları yüzünden evlerinden atılan ya da atılmak istenen emekçi ailelerinin haklarını savunmak için oluşturuldu. Biz tüm bu hareketlerin Brezilya’da sosyal dönüşüm yaratabilecek bir sürecin başlangıcı olduğunu düşünüyoruz. Özellikle gençliğin bu öfkesinin güçlü bir politik sosyal ve örgütlü kitle hareketine dönüştürülebileceğini, bunun demokratik ve antiemperyalist bir halk hareketi platformunu oluşturabileceğini düşünüyoruz.-BİTTİ-

www.evrensel.net