Aşırılar

Aşırılar

Ultras hareketi Avrupa’da, öncelikle de  İtalya’da 1960’larda doğdu. Kelime anlamı “aşırı”, “sınırda” demek. Ultras’ı o yıllarda Avrupa’yı sarsan öğrenci hareketindeki heyecanın stadyuma bir yansıması gibi bile görmek mümkün olabilir. Ultras üyelerinin genç yaşları, soldan ya da kimi

Erdem Aksakal

·    Oyuncu alışverişi sadece sezon öncesi olmalı, lig devam ederken değil.
·    Gol sevinci yaşam özgürlüğüdür.Gol sevincine müdahale edilmemelidir.
·    Tüm maçlar aynı gün, aynı saatte oynanmalı.
·    Yabancı sınırlaması getirilmeli, altyapıdan gelen gençlerin önü kesilmemeli.
·    Kendi kulubüyle sözleşme imzaladıktan sonra daha fazla para teklif edilince başka bir kulübe gitmek isteyen futbolcuya bir yıl futboldan men cezası verilmeli.
·    Bir kulüp başkanının, başkan veya yönetici olarak başka bir kulüpte aktif görevler alması engellenmeli.
·    Eski şampiyon kulüpler kupası formatına dönülmeli: ülkesinde hiç şampiyon olmamış bir takım şampiyonlar ligi ne katılıp kazanabiliyor.
·    Forma numaraları 1 den 11 e kadar olmalı.
·    Kulüplerin deplasman taraftarları için ayrılan biletleri turizm acentelerine vermeleri yasaklanmalı.
·    Futbol kulüpleri her sene aynı formayla mücadele etmeli.
·    Forma arkalarına isim yazılmamalı.
Kendilerine de etik sınırlar biçen Ultras kültürü, Ultras gruplarının olmazsa olmaz niteliklerini şöye tanımlıyordu.
·     Kulüpten her türlü yardım ve iletişimi reddetmeli.
·     Polisten yardım almamalı. polis düzeni sağlamalı, yardım etmemeli.
·     Tribünlerde değişik gruplar olmasını desteklemeli.
·     Deplasmana kendi imkanlarıyla gitmeli.
·     Diğer takımların ultraslarıyla birlikte tv kuruluşlarına karşı mücadele etmeli.
·     Yapılan tüm sınırlamalara karşı gelmeli. Eğer deplasmana gitmesi yasaklanıyorsa, oraya gidip rakip takım tarafında bilet alıp oturulmalı.

Ultras Manifestosu ve Ultras davranış biçimini gelinen futbol düzleminde ütopik bulmak mümkün. Lakin çok değil yirmi yıl öncesinin doğal futbol ortamı bu özelliklerin tamamını kendiliğinden karşılıyordu.  Son yirmi yılda kapitalizmin futbolda keşfettiği cevher, futbolu bir ekonomik aygıta dönüştürdü. Futbola dair tatsızlıkların çoğu da bu yirmi yılda arttı zaten.
Türkiye’de de taraftar gruplarının kimisinde Ultras hareketinden izler görmek mümkün. 2000’lerin başında kurulan Galatasaray’ın ultrAslan grubu adında Ultras kelimesini taşıyan ilk grup. Kulüp yönetimiyle, diğer taraftar gruplarıyla kurduğu ilişkileri, şiddet olaylarına karşı mesafesi, mevcut hiyerarşik yapısı çok tartışıldı. ultraslan’ınUltrasvasıflarını taşımadığı eleştirisi uzun yıllardır yapılır ultrAslan’a.

Dünkü Galatasaray-Gaziantepspor maçına da yineultrAslan tartışmaları damgasını vurdu. Gezi Süreci sonrası kendi sahasında ilk maçı izleyen Galatasaray taraftarları artık refleksleşmiş bir tepkiyle Taksim’e ve Gezi Parkı’na selam gönderen tezahüratlar başlattı maçın hemen öncesinde. Bu sloganları kuzey tribününde yerleşik Ultraslan’ın önce klasik futbol tezahüratlarıyla gürültü kalabalığında eritmeyi denemesi, sonra da bunu ıslıklaması günün en sivri tavrıydı. Gezi Parkı eylemlerine katılmamasını bile kitlelerin zor anladığı ultrAslan’ın, stadyumdaki kitlesel bir taraftar tavrını maksatlı bastırma çabası Ultras manifestosunun en az yarısını bir kalemde silip atması demek oluyordu. Stadyumda yoğun tepki aldı ultrAslan’ın bu tavrı.Dün de twitter’da uzun süre en çok konuşulan konular arasında #ultrAslanGalatasaraydeğildir etiketi yer aldı. Gezi Parkı farklı takım taraftarlarını kaynaştırmayı başaran bir dinamik oldu. Bütün taraftar gruplarının şiddetten uzaklaşabileceği, negatif yaftalardan kurtulup toplumda saygın bir sivil toplum örgütüne dönüşebileceği bir süreç başlarkenultrAslan bu ruhun bir parçası olmayı reddetti. Sessiz kalmaktan öte, kendi taraftarının çoğunluğunun tepkisini ıslıklayarak çok sesliliği de reddetti.  Yıllar önce tribünler arası barış anlaşmasına ev sahipliği yapan Abbasağa Parkı’nın ruhu bile birşeyler fısıldayabilmeli halbuki.

Gezi sürecinin başından beri kaderi değiştiren eylemler beklenmeyen anlarda kendiliğinden çıkıyor. Taksim meydanına çıkan anneler, Duran Adam, siyahlı kadın gibi. Dün de beklenmedik bir anda onbinlerce Galatasaraylı ise dünkü maçta Gaziantepli Muhammet’in röveşata golünü içten bir alkışla kutladılar. Muhtemelen stadın en az hazzedilen kişisi olan Bülent Uygun’la aynı anda alkış tutmayı dahi dert etmeden futbolun güzelliğini, 20 yaşındaki bir futbolcunun sevincini, rakibin heyecanını dostça paylaştılar. Gezi Ruhu’nu dünkü maça en pürüzsüz taşıyan ses de bu alkışlar oldu. İsminde ultras taşımayan, hiçbir aşırılığı olmayan onbinler; aşırı güzel bir görüntüyle bitirdiler maçı.

www.evrensel.net