Tribün zekası mı devletin yasakçı aklı mı?

Tribün zekası mı devletin yasakçı aklı mı?

  • Gezi’yle birlikte tribünler hiç olmadığı kadar ülke gündemde yer edindi. Egemen medyada taraftarlar için yaygın olan ‘yakıp yıkan caniler’ profiline alışılmışken, Gezi’den sonra muhalif medya da tribünlerle daha çok ilgilenmeye başladı; yazdı, yazdırdı. Tribüncüler hiç olmadığı kadar seslerini d

    Faruk Ayyıldız

    İSMİNİ ANONS ETTİRMEKTEN KORKAN SPOR BAKANI

    Böylesi tartışmalı bir ortamda geçen hafta Kayseri’de Galatasaray – Fenerbahçe Süper Kupa finali oynandı. Gezi Parkı protestosu olabilir korkusuyla devlet, polisiye önlemlerle şehirde sıkıyönetim ilan etmişti. Stadyuma asılacak pankartlara getirilen sınırlamadan başlayarak, tribün girişlerinde insanların ayakkabıları dahi çıkartıldı. Maçta Gezi Parkı’na dair tezahürat ortamı oluşmadı. Ancak Bakan Suat Kılıç’tan diğer AKP’lilere kadar bürokratlarının isimlerinin stadyumda yuhalanma korkusuyla anons edilemediğini düşünürsek, tribünlerin AKP’yi ne kadar korkutmuş olduğunu anlayabiliriz. Maçlara gidenler bilir; devlet erkânı geldiği zaman mutlaka anonsu yapılır. Ancak Kayseri’de bu olmadı. Çünkü yuhalanmaktan korkuyorlardı. Her fırsatta Kayseri’deki stadyumu Başbakanımız yaptırdı diye övünen Suat Kılıç, Başbakanının yaptırdığı stadyumda ismini dahi anons ettiremeden kupayı vermek zorunda kaldı. Bunun yapılacak Gezi tezahüratı kadar önemli ve atlanmaması gereken bir durum olduğunu düşünüyorum.

    TRİBÜNLERİ BEKLEYEN ZOR SEZON

    Ligde de sezon bu hafta başladı. Üç gün önce Hayat Televizyonu’nda bir programa katılan taraftarların da söylediği gibi, tribüncüler bu ülkenin ötekilerinden. Devletin işine gelmediği zaman polis şiddeti, gözaltı, tutuklama, yasaklamalarla sesini kısmaya çalıştığı, öteki… Bol polis şiddetli ve yasaklamalı geçen son sezonlara bir de Gezi eklenince, tribüncüler için her şeyin daha zor olacağı su götürmez bir gerçek. Yeni sezon devletin yasaklamacı politikalarıyla, tribünlerin zekâsı, yaratıcılığı ve inadı arasında büyük bir mücadeleye sahne olacak.

    YASAKLAMALARIN AMACI BELLİ

    Yasaklamalarsa üstün körü geçilebilecek yasaklamalar değil. “Maçların gündüz oynatılması, pankarta getirilecek sınırlama, alkol, deplasman yasağı, e-bilet” gibi uygulamaların tamamen tribünleri bitirmeyi hedeflediği açık. Futbol egemenleri, taraftar profilini resmi kulüp ürünleri alan, bol para harcayan ve oturarak, sessizce maç izleyen seyirci profiline çevirmeyi hedefliyorlar ama maçı ayakta izleyen, tribün çocuklarının bunu kabullenmeyeceği aşikâr. Maçların gündüz oynanmasıyla alkolün daha az tüketileceği fikrine kapılan TFF, gündüz taraftarların daha rahat fişleneceğini düşünüyor. Pankarta getirilecek sınırlamayla, TFF yetkililerinin, emniyetin izin vermediği pankartlar açılamayacak. E-bilet uygulaması Türkiye’deki sistemde başlı başına facia. Anadolu’daki tribünleri neredeyse yarı yarıya boşaltacak bu uygulama tribüncüyü hem fişlediği gibi, hem de saçma sapan cezalara yol açacak. Sizin aldığınız biletteki koltuk numarasında siz yoksanız ve orada örneğin, meşale yanıyorsa bunun cezası size kesilecek. 1500 TL’lik meşale cezasını siz ödemek zorunda bırakılacaksınız. Maçların ayakta izlendiği kale arkalarında bu sistemin uygulanması demek, her maç yüzlerce alakalı, alakasız kişinin ceza alması anlamına geliyor. Kırılacak koltuktan, siz orada olmasanız dahi siz sorumlu olacaksınız.

    SINIFSAL YASAKLAMA

    Alkol yasaklamalarında ise sınıfsal yasaklama ve farklılıklar göze çarpıyor. Alkol yasaklaları stadyumun tamamını kapsamıyor. Kale arkalarına, tribüncülere alkolü yasaklamaya çalışan zihniyet, localarda zenginlere viski servisi yapıyor. Stadyumların localarında alkol serbest iken, kale arkalarındaki tribüncüler için, daha yoksul olan için yasak olacak. Bu yasaklamaların birçoğu daha önce de denendi. Birçoğu uygulanamadı ama yeni dönemde tribünleri kendince terbiye etmeye çalışan AKP’nin de Gezi’den sonra tribünlere daha farklı yaklaşacağını ve Gezi’ye dair atılacak her slogan, yapılacak tezahürat sonrası iktidarın stadyumlarda daha fazla sertleşeceğini söyleyelim. Burada asıl mesele ise; tribüncülerin tutumu ne olacak? Gezi’yle birlikte daha da bilinçlenen tribün tabanının bu yasakları kabul etmeyeceği ve AKP’ye tepkili olduğu gerçeği ışığında yasakların kabul görmeyeceği tahmin etmek zor değil.

    DEVLET AKLI MI TRİBÜN YARATICILIĞI MI?

    Yasakların, karşı tepkilerin yanında tribüncülerin Gezi’yle birlikte görülen yaratıcılığını, zekâsını ve inadını da düşünürsek devlet yasaklarının tam anlamıyla asla uygulanması zor görülüyor. Alkolün yasak denildiği yerde tribüne pet şişeyle rakı sokup, devre arası keyifle rakısını içen, polisin engellediği pankartı vücuduna sararak tribüne sokan, davulun yasaklandığı maçta sarkıttığı iple davulu tribüne çeken, meşalesini yakalatmayan tribüncü zekâsının, devletin yasakçı ve gerici aklını yeneceğini söylemek hiç de abartı olmayacak.

    www.evrensel.net