Grevi günah sayan hutbeye ilahiyatçılardan tepki

Grevi günah sayan hutbeye ilahiyatçılardan tepki

Diyanet İşleri Bakanlığının onayıyla Düzce’deki tüm camilerde yurttaşlara okunan “İşi gereğinden fazla yavaşlatmak ve iş yerine zarar vermek, kârı ve kârlılığı azaltıcı da davranışlarda bulunmak çalışanı ağır dini mesuliyet altına sokar” ifadelerinin yer aldığı cuma hutbesine ilahiyatçılardan tepki geldi.

Ömer Çelik

Diyanet İşleri Bakanlığının onayıyla Düzce’deki tüm camilerde yurttaşlara okunan “İşi gereğinden fazla yavaşlatmak ve iş yerine zarar vermek, kârı ve kârlılığı azaltıcı da davranışlarda bulunmak çalışanı ağır dini mesuliyet altına sokar” ifadelerinin yer aldığı cuma hutbesine ilahiyatçılardan tepki geldi.

Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hayri Kırbaşoğlu işçilerin hakları için greve gitmesini “günah” olarak gösteren hutbe metni eleştirirken, Yrd. Doç. Dr. Ahmet İnan ise ortaya bir düşünüş konulduğunda din de, o düşünüşe ait referanslar kadar, karşıt referansların da bulunmasının mümkün olduğu üzerinde durarak, “Dini bu işlere karıştırmanın yersiz olduğunu” söyledi.

İşten atılan Mas-Daf işçilerinin 4 aydır işlerine geri dönmek için canla başla direnişe geçtiği Düzce’de bulunan tüm camilerde yurttaşlara okunan “işçi ve işverenin sorumlulukları” başlığındaki cuma hutbesinde işçilere dönük olarak “İşi gereğinden fazla yavaşlatmak ve iş yerine zarar vermek, kârı ve kârlılığı azaltıcı da davranışlarda bulunmak çalışanı ağır dini mesuliyet altına sokar” ifadelerine yer verilmişti. İşçilerin hak arayışına çıkmaları “günah” olarak tanımlanmıştı.
Açıktan sermayeyi destekleyen böylesine bir hutbenin hazırlanması ve bunun camilerde yurttaşlara okunmasına ilahiyatçılar da tepki gösterdi.

DİYANET TARAFSIZ DEĞİL

Türkiye’de Diyanet İşleri Başkanlığının yapısına bakıldığında devleti temsil eden, tarafsız olmayan bir kurumun karşılarına çıktığını belirterek konuya yaklaşan Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hayri Kırbaşoğlu, “statükonun kurumu” olarak tanımladığı Diyanetin bu nedenle işçi sınıfından yana, emekten yana bir hutbe okunmasını beklemenin imkansız olduğunu söyledi.

Kırbaşoğlu, Okunan hutbenin, genel olarak resmi dini kurumların bildik, alışıldık tavrı olduğunun altını çizdi. İslami kesimde işvereni kollayan ama emeğe, işçiye karşı olan bir çizginin hakim olduğunu dile getiren Kırbaşoğlu, bu konuda “Sendikacılığın en cılız olduğu kesimin İslami sermaye olduğu söyleniyor. Bu da bana göre, İslam’ın tamamen tepe taklak edilmesi gerekiyor. İslami sermaye denilen muhafazakar kesimlerin çalışma şartlarının seküler laik olduğu söylenen şirketlere göre daha kötü olduğu söyleniyor. Bunlar tabi araştırma sonuçları. Ben bu durumu Marx’ın din ile ilgili yorumlarının da tam da böyle bir dine uygun dolduğunu düşünüyorum” yorumunda bulundu.

Kırbaşoğlu, işçi mücadelesini hedef alan söz konusu hutbenin başka bir şehirde değil de, 120 işçinin işten atıldıkları Düzce’de okunmasını da anlamlı bulduğunu söyledi.

BU İŞE DİN KARIŞTIRILMAMALI

Dicle Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Tefsir Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Ahmet İnan söz konusu hutbe için “Bu tür şeyleri daha çok böyle dini karıştırmadan insani durumlar olarak görmek gerekiyor. Bence hukuki olarak bakmak lazım. İşçi ve memurların elbette ki sendikal gerek evrensel gerek ulusal kendi sınırları içerisinde meşru hak aramaları da vardır. Bu nedenle bundan orta bir denge bulmak lazım. Dini de çok fazla bu işlere karıştırmamak lazım” diye konuştu. (İstanbul/DİHA)

www.evrensel.net