Aşkın binbir hali

Aşkın binbir hali

KLEOPATRA (1963) filminde sinema severlerin hatırlayacağı şöyle bir replik vardı; Kleopatra: Aşk benim sahibim olamaz, Marc Anthony: O halde aşka sahip olamazsın. Gerçekten de teslim olmadan, damarlarımıza nüfus etmesine izin vermeden tadına bakamayacağımız tatlı bir zehir midir aşk?Körlerin Ülkesi (2003), Şairlerin Finansal Hayatları (2009) gibi

Zeynep Gizem Şenel

Körlerin Ülkesi (2003), Şairlerin Finansal Hayatları (2009) gibi çok satan kitapların yazarı Jess Walter’ın son kitabı Güzel Harabeler, aşkın binbir halini anlatıyor. Bir film gibi başlayan, neredeyse fon müziğinin incecik, eski moda tınısına kendinizi kaptırdığınız, Akdeniz melteminde tembelce dalgalanan kirli yeşil yaprakları seyre daldığınız bir kitap bu. Eğlendirici, eleştirel ve kurnaz bir yanı da var eserin.    

Yıl 1962. Sımsıcak İtalya sahilinin kayalık sırtlarında, hayallere dalmış bir otel sahibi Ligurya Denizi’nin göz kamaştıran sularına bakarken bir serap görüyor: Uzun boylu, incecik bir kadın, beyazlar içinde bir hayal, tekneyle kendisine yaklaşıyor. Sonra, kadının çiçeği burnunda Amerikalı bir aktris olduğunu öğreniyor. Ve bir de yakında öleceğini... Sonra hikaye dünyanın diğer ucunda ve günümüzde yeniden başlıyor. Yaşlı İtalyan bir adam Amerika’da bir film stüdyosunun kapısında, en son yıllar önce otelinde gördüğü gizemli kadını arıyor. Güzel Harabeler, 2. Dünya Savaşından, Richard Burton-Elizabeth Taylor aşkına, birçok konuya değiniyor.
Kıtaları geçerek birbirinden bağımsız küçük hikayeleri bağlamayı başaran yazar, açık sözlü ve destansı bu romanda, farklı kültürleri, farklı anlatım tarzlarını birleştiriyor. Bütün bu yapısal baskılara rağmen öyküdeki çözümler ve dönüşler bozulmadan kalıyor. Romanın iddialı tonlamasına rağmen, gerçeklerle kurguyu kesiştirmedeki başarısı yazarı ilgi çekici kılıyor. Yazar, film ve televizyon endüstrisine yaptığı eleştirilerle ve küçük ara hikayelerdeki anlatım farklılıklarıyla öyküye hareket katıyor.  
Yazım dilinin akıcılığı ve ustalığı savaş, aşk, görev, kefaret gibi büyük meselelerle birleşince, yazarın güzel bir tatil romanı yazmaktan çok bir mesaj iletmek istediğini anlıyoruz. Ancak bu konuları ele alışı hayli yüzeysel. Karakterlerin hayatlarına aniden girip hızla çıktığımızdan, ilişkilerin nereye varacağı önceden belli olduğundan okuyucunun bu resimlerle kendini özdeşleştirmesi mümkün olamıyor.
Romanın arka planındaki İtalya, kendi dramlarını ortaya koyuyor. Ancak olaylara derin anlamlar yüklemiyor, okuyucunun karakterlerin iç dünyalarına sokulmasına izin vermiyor. Bu nedenle kitabın romantik açılımları ve kaderci tesadüfleri daha az görünür kılmak için oldukça sevimli hilelere, paralel konulara başvurduğunu söylemek mümkün.
Karakterlerin yolculuğunun izini süren yazar, zaman ve mekan arasında gidip geliyor. Walter, zaten tanıştığımız karakterlerin hayatlarını ve aşklarını ustalıkla betimliyor. Dokunaklı durumları ve gülünç halleri dengeli biçimde ortaya koyan yazar, Hollywood üzerine yazılan diğer romanlardan farklı olarak insan ruhunun maddiyata yenilişini tarafsızca dile getiriyor.
Güzel Harabeler, yazarın Hollywood, İtalyan ve Pasifik-Kuzey Batı romanlarının harmanlanmış hali olarak da görülebilir. Sadece 60’ların İtalya’sını değil, aynı zamanda bugünün Hollywood’unu, Seattle, İngiltere ve Idaho’yu da mercek altına alıyor. Kurgu, son yarım yüzyılda Amerikanın geçirdiği evreleri tüm çıplaklığıyla gözler önüne seriyor. Akıl, bağımlılık, kayıp ve kalp ağrısından, yıkılan hayallerden dem vuruyor. Fakat kitap aynı zamanda aşkla ilgili: Şehvetli aşk, evlat aşkı, ebeveyn aşkı ve gerçek arkadaşlığın derin, destekleyici aşkı.
Sayfaları çevirip sona gelindiğinde, insanı tüketen tutkunun ötesinde, huzur veren, sarmalayan, iyileştiren  bir yanı da olabileceğini görüyoruz aşkın. Güzel Harabeler, duygu yüklü sürükleyici anlatımıyla şu sıcak yaz günlerinde mutlaka okunası bir kitap.
[email protected]

KÜNYE

Güzel Harabeler
Jess Walter
Çeviri: Duygu Akın
Domingo Yayıncılık
358 sayfa

www.evrensel.net