Toplumsal huzurun mülkiyeti ve köpek dişlerimiz

Toplumsal huzurun mülkiyeti ve köpek dişlerimiz

“Yaraların orta yerineParmak basınca işçi B.DüşmanlarıBastılar yaygarayı:Eli kanlı!”Peter MaiwaldEgemenler rahat koltuklarında oturmuş bir cümleyi tekrarlıyorlar: “Toplumsal huzur bozuluyor!” Ölesiye çalıştırdıkları insanların köhne evlerine soktukları büyük televizyonlardan ilan ediyorla

Oktay Güney

Parmak basınca işçi B.
Düşmanları
Bastılar yaygarayı:
Eli kanlı!”

Peter Maiwald

Egemenler rahat koltuklarında oturmuş bir cümleyi tekrarlıyorlar: “Toplumsal huzur bozuluyor!” Ölesiye çalıştırdıkları insanların köhne evlerine soktukları büyük televizyonlardan ilan ediyorlar bunu; korkak bakışları, heybetli görünümleriyle. “Güzel çocuklar”ı daha çok yaşayabilsinler diye hayatı, torna tezgahlarında demire şekil veren “çirkin çocuklar”ın kafalarına şekil veriyorlar ve en büyük düşman yan tezgahtaki oluveriyor. Yürüyor çünkü o, tüm barikatların üzerine. Oysa barikatlara yürünmemeli, spiker de öyle diyor.

Yorgos Lanthimos’un 2009 yapımı Köpek Dişi (Kynodontas) filminde gerçek dünyadan koparılmış, bir evin sınırları içine hapsedilip dışarı gösterilmemiş çocuklar vardır. Bizzat anne ve baba tarafından yapılır bu. Çocuklar sürekli bir yarışın içindedir, böyle yaşamaya mahkumdurlar, iyi çocuklar oldukları takdirde iyi bir hayat yaşayabilirler aksi takdirde yaptırım göreceklerdir. Dışarıda bir kardeşleri olduğu ve onun tehlikeler içinde yaşadığı söylenir çocuklara. Oysa onlar ne kadar da güvendedir. Ve her sabah bir kasetten onlara kelimelerin anlamları öğretilir. Nesnelerin ya da fikirlerin ne olduğu önemli değildir, bize onlarla ilgili ne söylendiği önemlidir. Başkaldırmanın anlamını bize kim öğretmişti? Burada güvende olduğumuzu, uslu çocuklar olursak belki bir gün bir tapumuz bile olacağını kim söyledi? Filmde kardeşlerinin öldürüldüğünü haykırıyor baba, hiç olmamış kardeşin ölümünden sorumlu tutulan bir kedi oluyor ve birer köpek haline geliyor yaşayan kardeşler. Hırlayan, havlayan, saldıran birer köpek. “Tepenin ardı”ndaki düşmandan öç almak, ondan korunmak için. Huzur için.

Köpek dişlerinden biri düşerse evden ayrılabilecekleri söyleniyor çocuklara ve kızlardan biri bir akşam kırıyor dişini. Dişini kırıp babasının arabasının bagajına saklanıyor. Özgürlüğüne gitmek için. Çıkamıyor o bagajdan bir daha ama o evde de kalmıyor.
Biz de köpek dişlerimizi kırmadığımız sürece, her akşam toplumsal huzur nutuklarını dinleyip huzurumuzu bozanları sevmeye, barikatlara yürüyenlere küfretmeye devam edeceğiz ama perdeler aralanıp da gün ışığı içeri sızınca ve onların büyük evlerine giden dönemeçli yollar uçurumlara çıkmaya başlayınca, daralınca koltukları; daha çok bağıracaklar. Zalimin sesi mazlumunkinden daha çok çıkar çünkü. Hele ki kaybetmeye yakın bir zalimin. Dünya ancak “ipi uzun bırakılmış”, kendini özgür sayan tutsaklar köpek dişlerini kırdığında tersine dönebilir ve insanlar ancak o zaman bu büyük şehirlerin, bu gökdelenlerin, bu “devran”ın kimin üzerine kurulduğunu anlayabilir.

www.evrensel.net