Bayram nöbetçileri

Fotoğraf: AA

Bayram nöbetçileri

İnsanca yaşam ve çalışma koşulları için direnişe geçen Türk Hava Yolları ve Darphane işçileri Ramazan Bayramı’nı grevde karşıladılar. Bayrama grev çadırında nöbet tutarak giren işçiler, ailelerinden önce birbirleriyle bayramlaştı. Grevde olan işçiler birbirlerine çikolata ikram etti, kolonya uzattı

Metin Akarsu / İsmail Afacan

İLK BAYRAMLAŞMA GREV ÇADIRINDA

Basın-İş Sendikası İşyeri Temsilcisi Ali Şimşek çocuklarını ve eşini, bayram boyunca grev çadırında olacağı için memleketine yollamış. Sabah bayram namazından sonra kimse ile bayramlaşmadan grev çadırına gelen Şimşek, ilk olarak grev çadırında gözcü olan arkadaşı ile bayramlaşmış. Arkadaşlarının birçoğunun ailelerin yanına gittiğini aktaran Şimşek “Bütün arkadaşlarımız dinlensin ve moral depolasın istedik. Çünkü asıl mücadelemiz bayram sonrasında başlayacak ve hepimize çok iş düşecek” şeklinde konuştu.

ÇOCUKLARIMIZ BİZDEN HARÇLIK İSTEMİYOR

Grevci işçilerden Cemal Tutumlu insanın akrabaları, eşi ve dostu ile bayramlaşmak istediğini ama koşulların her zaman buna izin vermediğini dile getirdi. Eşi ile bayramlaştıktan sonra grev çadırına geldiğini aktaran Tutumlu, “Burası ekmek teknemiz. Bayramda burada nöbetimizi tutacağız. Buradan zaman kalırsa da bayram ziyareti yapacağız” şeklinde konuştu. Ailesinin yanında olduğunu ifade eden Tutumlu, bayram olmasına rağmen çocuklarının harçlık istemediğini belirtti.

BURADA OLMAKTAN ONUR DUYUYORUM

Türk Hava yollarında çalışan Hava-İş üyesi işçiler de bayramı grevde karşıladı. THY Genel Müdürlüğünde grevlerinin 3. ayına yaklaşan THY emekçileri bayramda da grev alanını terk etmiyor. Buruk da olsa bayram günü grevde olmaktan onur duyduğunu söyleyen Tuğçe Gürsoy, “İnsan ister ki işinin başında olsun, bayramı ailesiyle ve sevdikleriyle birlikte geçirsin. Artık biz burada bir aile olduk. Bizim yerimiz, evimiz, her şeyimiz burası” dedi. Bu bayram, işten çıkarılan 305 işçi arasında yer alan Tuğçe Gürsoy’un direnişteki ikinci bayramı. Mücadeleyi mutlaka kazanacaklarını söyleyen Tuğçe Gürsoy, asıl bayramın işlerine geri döndükleri gün olacağını dile getirdi. (İstanbul/EVRENSEL)


Emine Uyar

Türkiye'’nin en bereketli topraklarının bulunduğu illerden birisi olan Manisa’da verilen teşviklerle son yıllarda adeta topraktan fabrika fışkırıyor.  Tarım politikaları yüzünden giderek topraktan kopan halkın fabrikalarda ucuz iş gücü olarak istihdam edilmesi Manisa’yı adeta bir sömürü cenneti durumuna getirmiş.

Geçtiğimiz yıllarda Vestel’de yaşanan sendikalaşma girişiminde binlerce işçinin işten atılması ve sendikanın süreci iyi idare edememesi ya da etmek istememesi kötü bir deneyim olarak Manisa işçisinin ve emekçisinin hafızasında kalmış.

ÜCRETLER ASGARİ EV KİRALARI AZAMİ

Düzce’deki fabrikanın ardından, aldığı on yıllık teşvikle Manisa Organize Sanayi Bölgesi’nde, “Your Standart, our Profile”, (Sizin standardınız bizim profilimiz) diyerek yaklaşık iki yıl önce yeni fabrikalar açan Standart Profil, sendikalaşma çalışması yüzünden 300 dolayında işçisini işten attı. 40 dolayında işçi fabrika önünde direnişini sürdürürken biz de bayram dolayısıyla işçileri evlerinde ziyaret ettik. Bayramda fabrika çalışmadığı için belli saatlerde ikişer işçi fabrika önündeki çadırda nöbet tutuyor.

Sohbet ettiğimiz işçiler eski Vestel işçisi aynı zamanda. Bu gidişle Manisa’da bir patlama olur diyorlar.

İki küçük kız çocuğu bulunan Ayşen Tufan, bayramı aile, akraba ziyaretleri ile geçireceklerini söylüyor. “Bayramımız yollarda geçecek. Ev gezmelerinde derdimizi anlatacağız” diyor.  “Bayramdan sonra sendikamız ve arkadaşlarımızla birlikte nasıl ilerleyeceğimizi konuşacağız” diyen Tufan, taleplerinin sendikalı olarak işe geri dönmek, güvenceli çalışmak ve patronun iki dudağı arasından kurtulmak olduğunu vurguluyor. “90 gündür bunun mücadelesini veriyoruz. Hükümet, ‘Sendikalı olun’ diyor ama işten çıkartılmama garantisi yok. Hükümet de patrondan yana. Teşviği veriyor, sigortayı her şeyi yatırıyor. Patronun kazandığı kendi cebine kalıyor” diyerek sistemin nasıl işlediğini ifade ediyor.

Tufan, 220 işçi adına açılan davaların sürdüğü bilgisini vererek, mücadelelerinin sendika genel merkezi tarafından daha çok sahiplenilmesini istediklerini belirtiyor. Ayşen Tufan’ın eşi Ahmet demir çelik işçisi ve sendikalı. Başından beri eşinin mücadelesinin yanında. Patronların Manisa’daki en büyük kozunun, çiftçilikten gelen insanların haklarını yeterince bilmemesi olduğunu söylüyor.

‘ÇEVREM MÜCADELEMİ DESTEKLİYOR’

Ardından yine bir Standart Profil işçisi Medine Başarıcı’nın evine gidiyoruz. 13 yaşındaki kızı İrem’le birlikte karşılıyor bizi. Bayramı evde geçireceklerini, bütçe dolayısıyla herhangi bir plan yapamadıklarını söylüyor. Manisa halkının kendilerine destek olması gerektiğini belirten Başarıcı, “Bu mücadele hepimizin” diyor. Patrona sendika haklarını tanıma çağrısı yapan Başarıcı, “Sendika yasal hakkımızsa artık hükümet bu duruma el atmalı. Arkadaşlarımız işten çıkarılmamalı” diyor. Başarıcı, mücadelesi ile ilgili olarak çevresindekilerden destek gördüğünü anlatıyor.

‘İÇERİDE KONUŞMADIKLARIMLA SAMİMİ OLDUM’

Hasan İnne 26 yaşında genç bir işçi. Fabrika önünde nöbet tutarken sohbet ediyoruz. Hasan çalışmaya 12-13 yaşlarında Küçük Sanayi sitesinde demircilik yapan babasının yanında başlamış. 22 yaşında Vestel’e girmiş ve çalışma koşulları yüzünden kendi isteğiyle ayrılmış. “Patronlar istedikleri gibi işçiyi kullanıyor sendikayı da sokmamak için ellerinden geleni yapıyor” diyen İnne, 89 gündür direnişte olduklarını belirtiyor. Bayramı köyünde ailesi ile geçireceğini belirten İnne, “Bize herkes, ‘sendikalı olmak ne demek’ diye soruyor. Manisa’daki fabrikalarda genellikle sendika yok. Anlatmaya çalışıyorum dilimin döndüğünce” diyor. Sendikalı olmanın bu kadar zor olacağını düşünmediğini belirten İnne, “Burada birlik ve dayanışmayı öğrendim. İçerde konuşmadığım kişilerle burada samimi oldum. Yasalarda birtakım haklar var ama uygulama sıfır. Patronlar bunu çok iyi biliyor ve kullanıyor. Fabrikada her gün 10-15 kişi işten çıkarılıyor. Buna dur diyen yok” diyerek tepkisini dile getiriyor. (Manisa/EVRENSEL)

www.evrensel.net