Bayram sömürgenleri

Bayram sömürgenleri

Tekstil patronları ramazan ayına ‘uyum’ sağladı. İşçiler de ramazanı bu ‘uyum’la geçirdi. Ancak bu, sofrandakini komşunla paylaşma, kötülüklerden el çekme gibi bir şey değil... “Bayramda talep artacak” diyerek oruç-ramazan demeden kimi tekstil atölyelerinde sabah 8’den akşam 8’e kadar a&c

Arif Koşar

Bayrama sayılı günler kala, eski heyecanlara nostaljik atıflar yapılıp “Nerde o eski bayramlar” denilse de en azından çarşı-pazarda bir bayram telaşı devam ediyor. Emekçi eskisi gibi, eve eli kolu dolu dönemiyor. En küçük alışveriş bile rüyalarına giriyor. Pahalılık can yakıyor. Ama az ya da çok çocuklarını sevindirmekten de geri kalamıyor.
Değişmeyen ise bayramlıklar. Heyecanla giyilen tertemiz ve rengarenk bayramlıkların arkası pek de bayramlık değil...

MERDİVEN ALTI

İstanbul’la beraber tekstil üretiminin kalbi olan Bursa’da atölyeler bayram mesaisinde... Sabah 7 ya da 8’de başlayan iş günü, akşam 8’e kadar uzanabiliyor. Kavurucu “Yaz sıcağında dışarı çıkmayın”, “Bol su tüketin” gibi sağlıklı öneriler “gök kubbede hoş bir seda” olarak yankılanırken 12 saat kan-ter içinde kesiliyor, biçiliyor, dikiliyor. “İşçidir, elbet çalışacak” denilebilir de. Ama bir de sormak lazım...
Bu 12 saati işçilerle konuşuyoruz. Akşam saatleri... Tabii canları çıkmış... Hepsi işten çıkmayı düşünüyor. “Şu vakit geçsin çıkacağım işten, burada çalışılmaz” diyorlar. Ramazanda aç olan da var oruç tutmayan da... Tutmak isteyenlerin de zaten ağır çalışma koşullarında tutamadıklarını söylüyorlar. Oruç-iş ilişkisi başka mesele... Zaten konuştuklarım da oruç tutmuyor. Ama, yemek de yiyemiyorlar. Sebep ramazan ayı... Dolayısıyla “Mübarek ramazan ayı”nda, ramazan gereği “yemeği kaldıran” patronlar, mesaiyi kaldırmak bir yana daha da arttırıyor.
Günlük 12 saat çalışılması İş Kanunu’na aykırı... Fazla mesailerle beraber günlük çalışma süresi 11 saati geçemez. Kağıtta böyle... İşçilerin bundan haberi yok. Olunca irkiliyorlar. Bir yandan da alışıklar. “Her yerde böyle.” Ücreti, sosyal ‘hak’sızlığı, ağır çalışma koşulları zaten bilindik... Hele merdiven altı atölyeler. Ancak işçiler böyle tanımlamıyor. Normal iş.
Ama sigorta var mı? “Yok.” Buralarda ne doğru düzgün fazla mesai ücreti, ne belirli çalışma saati, ne güvence, ne de herhangi bir sosyal hak... Kuru yemek... Ramazanda o da kalkınca işçilerin tepesi atıyor. Ancak, en azından konuştuğumuz işçiler için bu birleşik bir patlama ve örgütlenme değil “işten çıkma” gerekçesi... Alternatif... Yine aynı sarmal...

SAHUR VARDİYASI

Bu atölyeleri tanımlarken yapılan “merdiven altı” ifadesi bir küçümseme değil. Çünkü bunlar dünyanın en önemli markalarına, Bursa’nın dev konfeksiyon fabrikalarına üretim yapıyor. Yani, “küçük atölyedir, ufaktan yapar-satar” durumu değil. Bizzat yasal, kayıtlı-kuyutlu fabrikalardan fason iş alıyor, ucuzundan yapıyor. Ucuzluğu işçinin ‘hak’sızlığından... İşçi örgütsüz, kural patronun iki dudağı...
Bu kurallardan birisi de başka bir ramazan tarifesi... Zaten yemek masrafından kurtuldu patron. Ama işçi oruç tutuyorsa, işçinin yaz sıcağında akşama kadar çalışması mümkün değil. Ya da pek verimli değil. Patronlar hemen uyum sağlayıp yeni icatlarını sunmuş: “Sahur vardiyası.” Sahurda yemeğini yemiş, karnı tok sırtı pek işçi sahurdan hemen sonra servisle alınır, serin serin çalıştırılır. Tabii tüm bir hayatı da felç olur... Akşam saat 9 gibi konuştuğumuz işçinin gözlerinden uyku akıyor zaten... Normalde saat 8-9 gibi yattığını söylüyor. “Ramazan ayı zulüm ayı oldu” diyor. Bu atölyede de işçilerin çok büyük bir bölümü işi bırakmayı düşünüyor. “Hele şu geçsin” ortak söz. (Bursa/EVRENSEL)


İŞVERENİN İKİ DUDAĞI ARASINDA

Ekrem Saraçoğlu (Teksif Bursa Pilot Şube Başkanı): Bizim diyalog halinde olduğumuz ve örgütlenme faaliyeti yürüttüğümüz işyerlerindeki işçiler 12 saat çalışıyorlar. Tabii, Bursa’da tekstil işyerlerinin yüzde 90’ı örgütlü değil. İşveren içeride iş durumu neyse çalışma şartlarını ona göre ayarlıyor. Yıllık izin olsun çalışma saatleri olsun, büyük sorunlar yaşanıyor. Ancak bu sorunların çözümü işçilerin örgütlenmesidir. Örgütlenen işyerlerinde bu koşullar büyük ölçüde düzeliyor. Ancak sendika, çalışma koşullarının işverenin iki dudağı arasında olmasını engelleyebilir.


YASADIŞI AMA GÖZ YUMULUYOR

Yrd. Doç. Özgür Müftüoğlu (Marmara Üniversitesi Çalışma Ekonomisi Bölümü Öğretim Üyesi):
Tekstil sektörü emeğin en örgütsüz olduğu esnek çalışmanın yoğun bir biçimde kullanıldığı bir alan. Dolayısıyla işverenler kendilerine göre bir çalışma sistemi oluşturuyor. Devlet de buna tekstil sektöründeki rekabet gerekçesiyle göz yumuyor.
Kayıt dışılık, düşük ücret ve ağır çalışma koşulları sadece küçük atölyelerle ilgili değil. Küçük atölyeler büyük fabrika ve markaların fason üreticileri. Merdiven altında 10-15 işçinin çalıştığı, bunların yaptığı ürünler büyük mağazalarda satılan ürünler.
Tamamen işverenlerin inisiyatifine kalınca kapitalist üretimin insafsız kurallarını işçileri üzerinde uyguluyorlar. Ramazan ayı işçilerin inançları gereği oruç tuttukları bir dönem. İşveren bunu esnekliğin bir aracı olarak kullanıyor. Sabahın çok erken saatlerinde çalışmaya çağırıyor. Sermaye, örneğin emeği sendikalardan uzak tutmak için dini kullanıyor. Ama burada işler yetişecek bahanesiyle, işçiler “bu sıcaklarda nasıl aç açına çalışırlar” demeden 12 saat çalıştırıyorlar. Özetle insafsızca yürüyen bir süreç. 

www.evrensel.net