Ortadoğu Ramazan’da da durulmadı

Ortadoğu Ramazan’da da durulmadı

Irak’tan Libya’ya, Mısır’dan Bahreyn’e, Tunus’a hemen tüm Ortadoğu ve Arap coğrafyasında karışıklık, kaos, çatışma, yasaklama ve katliam devam ediyor. Müslüman ülkelerde, barışa, kardeşliğe, dayanışmaya vesile olması beklenen Ramazan ayı da bölgede dökülen kanı azaltmadı.TUNUS’TA TEHLİKELİ

Ali Karataş / Yusuf Ertaş

Irak’tan Libya’ya, Mısır’dan Bahreyn’e, Tunus’a hemen tüm Ortadoğu ve Arap coğrafyasında karışıklık, kaos, çatışma, yasaklama ve katliam devam ediyor. Müslüman ülkelerde, barışa, kardeşliğe, dayanışmaya vesile olması beklenen Ramazan ayı da bölgede dökülen kanı azaltmadı.

TUNUS’TA TEHLİKELİ KUTUPLAŞMA

Tunus’tan başlayalım. Tunus’ta muhalefet önderlerinden Muhammed İbrahimi’nin suikastla katledilmesinden sonra  gittikçe kutuplaşan bir siyasi atmosfere girdi. Al kuds Al Arabi’nin başyazısı Tunus’taki bu kutuplaşmaya dikkat çekiyor. Tunus muhalefetinin oluşturmuş olduğu Halk Cephesi bu sıkıntılı siyasi süreçte kurucu meclisin feshedilmesini, hükümetin devrilmesini ve yerine geniş tabanlı bir hükümet kurularak bir an önce erken genel seçimlere gidilmesini talep etmiş, bunun için halkı sivil itaatsizlik eylemlerine çağırmıştı.

İHVAN PROTESTOLARA DEVAM ETTİ

İhvan’ın “Mursi’nin görevine iade edilmesi” talebiyle gerçekleştirdiği gösteriler ve oturma eylemleri hafta boyunca devam etti. Devletin yayın organlarından Al Ahram gazetesi Kahire merkezli Uluslararası Kalkınma Merkezi tarafından yayımlanan Demokrasi Endeksi raporuna dayanarak Mısır’da temmuz ayında 1432 gösteri gerçekleştiğini aktardı. Buna göre bir günde ortalama 46 gösteri, her saatte 2 gösteri gerçekleşti. Yine rapora göre Muhammed Mursi ve Müslüman Kardeşler’e karşı ülke çapındaki protestolara 30 milyondan daha fazla protestocu katıldı. Bu arada Genelkurmay Başkanı Sisi Washinton Post’a verdiği ve Mısır al Yavm’da  yayımlanan mülakatta “Amerika Savunma Bakanı ile sürekli irtibatta olduklarını” ifade ederek darbenin Amerikancı karakterine bir kez daha dikkat çekti. Aynı mülakatta Sisi daha da ileri giderek “Washinton’dan, İhvan üzerindeki nüfuzunu kullanmasını” istedi.

EL KAİDE’DEN, SİLAHLI DEMOKRASİ

EL Kaide’nin lideri Eyman el Zevahiri, İslami yönetimin demokrasi ile kurulamayacağını söyleyerek, Mısır’daki Mursi yandaşlarına silahlı direniş çağrısı yaptı. El Zevahiri Mısır’daki darbeden yola çıkarak bir mesaj yayınladı. Zevahiri, “Sandıktan medet ummayın, silahlı direnişe geçin” mesajını verdi. 15 dakikalık ses kaydında, Mısır ordusu, seküler ve liberal grupları ve Kıpti Hristiyan azınlığı da Mursi’ye İslamcı olduğu gerekçesiyle komplo kurmakla suçladı. El Kaide lideri, “Meşruiyet illa demokrasi demek değildir. Meşruiyet şeriattır. Şeriat da bütün anayasaların ve hukukun üstündedir” dedi.

BAHREYN’DE GÖSTERİLERE YASAKLAMA

Muhalefetin sokaklara dökülmesinden korkan Bahreyn Parlamentosu meclisten  yeni bir yasa geçirdi.  Rusya Al Yavm’da yer alan habere göre  muhalefetin sokaklara dökülmesinden korkan Bahreyn Parlamentosu Başkent Manama’da protesto eylemlerinin yasaklanması için yasa çıkardı. Adalet Bakanı Halid bin Ali Al Halifa, oylama öncesinde yaptığı konuşmada Krallıkta artan şiddete karşı daha güçlü önlemler için çağrı yapmıştı. Mısır’daki olaylardan ilham alan Bahreyn Protesto Hareketi 14 Ağustos’ta gerçekleşecek hükümet karşıtı gösteriler için çağrı yapıyor. Hükümet ise protestolara katılanların “yasaların hükmüyle” karşı karşıya kalacakları tehdidinde bulunarak katılımı azaltmaya çalışıyor.

LİBYA’DA KAOS

İktidar boşluğu ve siyasi suikastlar Libya’yı şiddet kısır döngüsüne sürüklüyor. Middle East Online, “Siyasi suikastlar Libya’yı şiddet kısır döngüsüne sürüklüyor” başlıklı haberinde, Başbakan Ali Zeidan’ın Libya’daki “acil”  duruma yardımcı olmak için kabinede görev değişikliği sözünü verdiğini yazdı.  Birkaç gün sonra da Sosyal İşler Bakanı Kamila Hamis al-Mazini’nin aleni olarak istifasını açıkladı. Ali, “Bu gerilim ülkeyi bir bütün olarak çöküşe sürükleyecektir. Halkın dayanışmasına ihtiyacımız var” dedi. Eski düzenin kalıntılarıyla savaşma bahanesiyle mahallelere hakim olan milisler nedeniyle Libya Kaddafi’nin devrilmesinden beri kaos ortamı yaşıyor.

HAMAS SAF MI DEĞİŞTİRİYOR?

Geçen haftanın önemli tartışmalarından biri de Mursi’nin devrilmesinden sonra İran ve Hizbullah’la yeniden yakınlaşma çabası içine giren Hamas’ın saf değiştirip değiştirmediği. Bunun için Hamas, İran ve Hizbullah’la üst düzey görüşmeler yapıyor. Lübnan’da yayınlanan The Daily News gazetesi Hizbullah, Hamas ve İslami Cihad üst düzey yöneticilerinin geçen ay Beyrut’ta bir araya geldiklerini yazdı. Hamas’ın, Maan Haber Ajansı ve Al-Arabiya’nın Gazze bürolarını kapatmak için harekete geçtiği haberi yer aldı. İlyas Coşkun’un çevirdiği “Hamas, yeniden İran’ın yörüngesine mi giriyor?” başlıklı makale Hamas’ın son dönemde izlediği politika ile ilgili önemli veriler sunuyor.


HAMAS YENİDEN İRAN’IN YÖRÜNGESİNE Mİ GİRİYOR?

 

Hamas, direnç ekseni üyeliğinden hayli yarar sağladı. Suriye üzerinden Hamas, İran’dan azımsanmayacak derecede fon sağladı ve Lübnan’daki Hizbullah ile olan yakın bağları sayesinde militanlarını eğitebildi.

RÜYA VE KABUS

Herhangi büyük tarihsel bir olay gibi Arap devrimleri de bölgesel ilişkileri yeniden kurmaktadır. Suriye krizine yaklaşımından dolayı Hamas, her ne kadar tamamen kopmasa da yavaş yavaş direnç ekseninden uzaklaştı.Aynı zamanda, Mübarek dönemindeki Mısır ile yaşanan daimi kriz hali Mursi döneminde aşama aşama işbirliğine doğru ilerledi. Fakat Mısır’daki darbe, Hamas’ın güçlü bölgesel bir ittifak kurma hayalini, hala uyanamadığı bir kâbusa çevirdi. İki yıldan daha az süredir Hamas, çok arzuladığı hedeflerinden mahrum olmamak için bölgedeki ortaklıkları açısından kendini yeniden konumlandırıyordu.

Hamas, son aylarda Hizbullah ve İran ile olan ilişki düzeyini geçmişe kıyasla düşürmüştü ancak Kassam Tugaylarına, İsrail’in kalbini vurabilecek kadar uzun menzilli füzeleri ve diğer askeri yardımları sunan Hizbullah ve İran ile ilişkileri tümden kesmedi. Hamas’ın yeni ortakları ise –Mısır, Katar ve Türkiye- onlar gibi silah yardımında bulunmadı.
Açıktır ki zor koşulardan geçen Hamas, kendi yaşam bağlarını onarılmış görmek istiyor. Hamas, Suriye devrimi öncesi gibi kendi İran irtibat bürosundan telefon açsa ve yeniden işbirliği kursa çok mutlu olacaktı.

Al Monitör’ün ulaştığı bilgilere göre bu telefon görüşmesi gerçekleşmedi. Filistin toprakları içindeki ve dışındaki Hamas liderleri hayal kırıklığına uğratıldılar ve kendi mali zorluklarını gizlemiyorlar. İktidarının son günlerinde Mursi’nin Suriye ile diplomatik ilişkileri kesmesi ve Suriye Büyükelçisini sınır dışı etmesinden sonra Mısır ve İran ilişkileri hızla kötüleşti.

Hamas’ın sıradan insanları Mursi’nin hamlesini kabul ederken üst düzey Hamas liderleri bu konuda istekli değillerdi. Onlar, Mursi’nin hareketinin Hamas’ın eski müttefiki İrana güçlü bir darbe olacağını düşündüler ki sonrasında düşmanları ile işbirliği kurarak ve Hamas dâhil dostları ile mücadele ederek Mursi’yi alaşağı etmek için çalıştılar.

Mursi’ye karşı yapılan darbe Hamas’ı şaşırttı ve İran, bunu eski müttefikini cezalandırmak için bir fırsat olarak gördü. Üst düzey bir Müslüman Kardeşler üyesi Al Monitöre, ideolojik olarak İran’a karşı olanlar da dahil olmak üzere Mursi’nin muhaliflerine İran’ın para verdiğini açıkladı.

DÜZELTME ÇABALARI

Hamas’ın ittifak ağı giderek zayıflıyor. Örgüt, özellikle Mahmud al Zahar gibi İran ile her daim ilişki kurulması taraftarı olan Hamas liderleri aracılığıyla ilişkileri tekrar yoluna koymak için bir dizi gizli veya açık girişimde bulunuyor.

Al Monitor’dan Shlomi Eldar da dahil olmak üzere kimi isimlerin belirttiği üzere Zahar’ın, tek başına hareket etmediğini bir kenara not etmek gerek.
Üst düzey bir Hamaslı yetkilinin Eldar’a söylediğine göre artık bir liderlik makamında bulunmamasına rağmen Zahar hareket içinde saygıyla anılır ve örgütün politikasının bir parçası olarak İran ile ilişki kurar. Hamas’ın liderleri, Filistin davasına hizmet etmek ve hiç kimseyle ilişkileri kesmemek için tüm kaynaklarını seferber etmek istiyorlar.
Yurt dışında bulunan diğer bir Hamas kaynağı Al Monitöre, Suriye devrimini desteklemek için Kahire’deki Uluslararası bir konferansa katılması için Müslüman Âlimler Genel Birliği tarafından Haziran ortalarında yapılan daveti Hamas’ın önemsemediğini söyledi. Hamas katılmama yolunu seçti çünkü İran ile ilişkilerini iyileştirmek istiyordu. Konferans, genç Arap ve Müslümanların Suriye’de rejime karşı savaşmak üzere toplanması tavsiyesinde bulundu.

İsmi geçen yazarla paylaşılan bilgilere göre son süreçte Beyrut’ta Hamas, Hizbullah ve İran’lı yetkilileri buluşturan bir dizi görüşme gerçekleşti. Gerilen ilişkileri tartışmak için Hamas, üst düzey bir İran heyeti ile görüşmek üzere siyasi büro üyesi Musa Ebu Merzuk başkanlığında üst düzey bir heyet gönderdi.
Hizbullah’ın karar mercilerine yakın bir kaynağın al Monitor’a yaptığı açıklama Ebu Merzuk’un İran ve Hizbullah yetkilileriyle Beyrut’ta yaptığı görüşme, taraflar arasındaki ilişkiyi en yüksek seviyede tutmak ve her bir tarafın koşullarını anlamak içindi.  
Bu süre zarfında Hamas’a yakın medya, köprüleri yakmama ve İran’a saldırmama konusunda hayli dikkatliydi.

BARIŞ

Müslüman Kardeşler, Mısır’ın kapılarını İran’a açtıktan ve Mursi Tahran’a tarihi bir ziyaret yaptıktan sonra bazı Mısırlılar İran’a, Mısır’ın içişlerine karışmaktan uzak durması çağrısında bulundu. İran’ın yeni Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, Mursi’nin devrilmesinin bir askeri darbe olduğunu ve ordunun siyasete müdahale etmesini reddettiğini açıkladı. Arakçi, demokratik bir şekilde seçilmiş bir cumhurbaşkanı olan Mursi’nin görevine iade edilmesi için çağrıda bulundu. İran, Suriye konusunda yanlışları olduğunu düşünmesine rağmen Mısır’daki en yakın dostu olarak gördüğü Mursi’den yana tutum aldı.Son süreçte, Mısır güvenlik güçlerinin Mısır’daki İran al-Alam kanalını kapatması ve müdürünü tutuklanması nedeniyle Tahran ve Kahire arasında ilişkiler kötüleşti. İran’ın Mısır ile ilişkileri hala daha da kötüleşebilir.

Gerçek şu ki hem Hamas hem de İran Mısır’daki yeni politik düzeninin Hamas-İran ilişkilerini onarabileceğini kabul etmiyor. Tahran, üstün jeopolitik konumunu sunarak, İran’la güçlü bir ilişkiye girmesinin daha iyi olacağı konusunda Hamas’ı ikna etmek için Mısır’da Müslüman Kardeşlerin düşüşünden yararlanmaya çalışabilir.
Tahran’ın maddi ve askeri desteği için bir yedek bulamayan Hamas, İran ile karşılıklı bir ihtiyaç halinin olduğunu söylemekten çekinmiyor. Türkiye, Mısır ve Katar ise ihtiyaçların karşılanması için uygun değil. Türkiye, protestolarla meşgul. Mısır’daki MK iktidardan uzaklaştırıldı ve Katar siyasi bir dönüşüm içinde.

İran’ın Hamasa ihtiyacı var çünkü Filistin’deki en örgütlü ve etkili silahlı siyasi hareket o. İran, müttefik Suriye’nin muhalefet tarafından hırpalandığını görüyor ve daha fazla bölgesel ortağını kaybetmek istemiyor.
Gazze sınırındaki tüneller üzerindeki Mısır engellemeleri, Hamas’ı İran’a ve Hizbullah’a yaklaştırıyor. Bir yanda İran ve Hizbullah tarafından ilişkileri geliştirme çabası, diğer yanda Hamas’ın hiçbir zaman ilişkilerinin tamamen kesilmediğini ancak görece zayıfladığını öne sürmesi.
Mısır’daki darbe, her iki tarafı, ilişkilerini kaldığı yerden devam ettirmek ve geçmiş hataların üstesinden gelmek dışında bir seçeneklerinin olmadığı konusundaki acı gerçeğe uyandırdı. Mursi yönetimindeki Mısır tamamen Hamas’ın tarafında değildi ve Hamas da yeni İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani döneminde, İran’ın tamamen onun karşısında olmasını istemiyor.

Adnan Abu Amer

Çeviren:İlyas Coşkun


TUNUS: ENDİŞE VERİCİ KUTUPLAŞMA

Eğer o küçük satıcının yaktığı kutsal hürriyet ateşi olmasaydı Mısır, Libya, Yemen, Suriye ve diğer yerlerdeki devrimlerin gerçekleşmesi mümkün olmazdı. Gelişmelerin sonrasında sürgündeki muhalifler geri geldi. Seçimler, on yıllardır izlenen İslami Al Nahda hareketinin zaferi ile sonuçlandı. İnsan hakları aktivisti Monsef Marzuki cumhurbaşkanlığına seçildi. Tunus’tan gösterdiğimiz bütün bu referanslar başarılarından faydalanmak ve yanlışlıkları önlemek içindir.
Tunuslulardan beklenen, ek olarak kendisine kurban verilen özgürlük için siyasi ve ekonomik istikrarın sağlanması ve hükümetin dışlanmış sosyal guruplara daha büyük ilgisidir. Kadın haklarında gelişme, eğitim ve sağlıkta seviyede yükselme beklenmesi gibi.
Önceki dikta rejiminin devrilmesi, sivil demokratik bir sistemin devamını, sivil kurumların etkin olmasını, sendikaların yeni düzeni izleyerek eleştirmesini ve en önemlisi; partilerin, birliklerin işin bir parçası olmasını garanti altına almaz.  
İlticacı militanların şiddet yöntemleri, Şükrü Belaid ve Muhammed İbrahimi gibi hasımlarına karşı uyguladıkları suikastlar, Tunus Ordusuna yönelik yapılan hücumlar, militanların sekiz askeri katledilmesi Tunus’ta zor bir sürecin önünü açarken tehlikeli bir kutuplaşmanın ortaya çıkmasına neden olmaktadır.
Al Nahda hareketi gelişmeyi, modernliği hedef alan demokratikleşme konusunda daha açık olabilecek midir? Bu soru İslami hareketlerin Arap bölgesinde başarısızlığının ve Arap ülkelerini çıkmaza sokan sorunun ta kendisidir. Tunus,  partiler ve kurumlar arasında ilişkileri geliştirerek bir sürpriz yapar mı? Bu soru bütün siyasi elitlere yöneliktir.

Al Kuds Al Arabi/Başyazı

evrensel.net
www.evrensel.net