Bir Aylak kadın hikayesi: Unutma Beni Apartmanı

Bir Aylak kadın hikayesi: Unutma Beni Apartmanı

Nermin Yıldırım’ın ilk romanı Unutma Beni Apartmanı geçtiğimiz mart ayında Doğan Kitap’tan çıktı. Daha önce çeşitli dergi ve gazetelerde çıkan yazılarından aşina olduğumuz yazar, başından sonuna kadar hiç dinmeden bir merakla okutuyor kitabını. Romandaki kahramanın kişisel tarihini anlatırken aynı zamanda yakın tarihi

Bahar Çelik

Nermin Yıldırım’ın ilk romanı Unutma Beni Apartmanı geçtiğimiz mart ayında Doğan Kitap’tan çıktı. Daha önce çeşitli dergi ve gazetelerde çıkan yazılarından aşina olduğumuz yazar, başından sonuna kadar hiç dinmeden bir merakla okutuyor kitabını. Romandaki kahramanın kişisel tarihini anlatırken aynı zamanda yakın tarihin kronolojik bir özetini sunuyor bize. Böylelikle toplumsal belleği canlı tutmak gibi bir derdi olduğunu da düşündürüyor. 1960 darbesinden, 28 Şubata, Afyon depreminden, sel baskınında ölen 7 kişiye kadar toplumun bağrında yara açmış her olaya incelikle eğiliyor. Fakat belgesel bir doküman değil edebi bir eser okuduğunuzu hiç unutmuyorsunuz.

Unutma Beni Apartmanı’nın Süreyya’sı yersiz yurtsuz bir kadın. İlk bakışta dram dolu bir hikayenin öznesi olacağı zannedilirken o bambaşka bir hayatı yaşıyor. Toplumsal normların dayattığı pek çok şeyin uzağında sürdürüyor yaşamını. Duygularını kendine saklayan tavrı babaannesinden miras, mesafeli bir kadın. Ondan beklenildiği üzere melankolik biri değil. Son derece realist ve yaklaşmak da pek kolay olmuyor. Aynı zamanda özdeşleşmek de. Yazar özellikle uzak tutuyor okuyucuyu kahramanından. Ama bu “huysuz” kadının hikayesini öğrenmek için merakınız bir nebze dahi azalmıyor.

Romanda iç içe geçmiş birçok alt öykü var. Ensest, annelik, kadın erkek ilişkilerine dair göndermelerin olduğu alt öyküler. Nermin Yıldırım bu öykülerin içerisinde bir takım mesajları başarı ile veriyor. Örneğin Rıdvan’ın, Ayla’nın onu evine çağırıp sevişmemesine şaşırması karşısında; “Belki önce istemiştir, sonra vazgeçmiştir mesela olamaz mı? Senin nazik canın bir kere istedi diye ille de sevişme zorunda mı kadın seninle?” cevabını yapıştırır ki pek çok erkeğin ders niyetine günde üç kere okuyup anlamasını diliyor insan.

Roman boyunca görüyoruz ki kahramanımız herhangi bir kalıba girmemek, köksüzlüğünü korumak için elinde geleni yapıyor. Kendisi annesi tarafından terk edilmiş biri olan Süreyya, aynı davranışı kızına yaparken bir an bile duraksamıyor. Anneliği öğrenmemekte ısrar ediyor. Aile kurumuna, cilalı ilişkilere uzak. Ona yüklenmek istenen sorumlulukları aşkını en yüksekte yaşarken bile kabul edemiyor. Ve arkasına bakmadan uzaklaşıyor. Kimi zaman durmak istemiyor mu? Elbette bunu istediği zamanlar da oluyor ama bundan da gocunmuyor, kendisi ile barışık. Kendi ile dalga geçmeyi hiç ihmal etmiyor.

Nermin Yıldırım’ın Süreyya’sı pek çoğumuzun özeneceği ama birçoğumuzun da asla yerinde olmak istemeyeceği aylak bir kadın kahraman. Kökü kendi içinde derinleşen. Unutma Beni Apartmanı Süreyya’nın hikayesini anlatırken bizleri Zinnurla, Çeşminaz Hanımla, Rıdvanla, NY ve pek çoklarının hayatı ile tanıştırıyor. Ve her bir hayatı izlerken bambaşka sorular soruyorken buluyoruz kendimizi. Bunların bir kısmı boğazımızda yumruk oluyor gitmiyor daha öteye. Romanın sonunda ise buruk bir tebessüm oturuyor yüzümüze.


[email protected]

Unutma Beni Apartmanı, Nermin Yıldırım,
Doğan Kitap, Mart 2011, 420 s

www.evrensel.net