Emekçinin seçimi ne olmalı?

Emekçinin seçimi ne olmalı?

2011-12 Haziran seçimlerinde, kamu emekçilerinin, işçi sınıfının,  ”Sendikal,  demokratik, politik talepleri” düzenin sürdürücüleri olan milliyetçi partiler  ve hükümet etmekte olan, neoliberal - muhafazakar AKP  tarafından, görmezden geliniyor. Boş söz yarışı, belden aşağı vuru

Rıza Zeyrek

2011-12 Haziran seçimlerinde, kamu emekçilerinin, işçi sınıfının,  ”Sendikal,  demokratik, politik talepleri” düzenin sürdürücüleri olan milliyetçi partiler  ve hükümet etmekte olan, neoliberal - muhafazakar AKP  tarafından, görmezden geliniyor. Boş söz yarışı, belden aşağı vuruşlar, “Hayali Küçük Ali” projelerle adeta halkla alay ediliyor. AKP si, CHP’si, MHP’siyle, sistem partileri eski seçim dönemlerinde yalancıktan yaptıkları vaatleri bile yapma gereği duymuyorlar! Yoksulluğun, zor yaşam ve çalışma koşullarının dayatıldığı kamu emekçileri, onların sendikal örgütü KESK’in kuşatılıp dağıtılmak istendiği bir süreçtir geçilen süreç. Keza DİSK ve Türk-İş’e bağlı muhalif sendikalar da sendikal görevlerini tam bir özgür pazarlık ortamında sürdüremiyorlar. AKP Belediyelerinde ve birçok işyerinde, hükümetten cesaret alan, yasal düzenlemeler yaptıran işvenler (patronlar), işçileri ve kamu emekçilerini baskı altına alıyor, belediye işçileri sendika değiştirmeye zorlanıyor, direnenler sürgün ediliyor, sendikal rekabet kışkırtılıp, emekçiler bölünüyor. Kamuda kadrolaşma, yandaşları kayırma ayyuka çıktı! Kamu hizmetleri piyasalaştı, paralı hale geldi. Savaş hükümetine dönüşen AKP hükümeti, özelleştirmelerden, kamu hizmetlerinden gelen bütün gelirleri, Kürt, Türk, Laz, Çerkez, her millet ve milliyetten halka ait değerleri satıp, dışarıdan sekiz yılda, seksen yıl içinde yapılan kadar borç edinerek, kendi  yurttaşlarıyla savaşmak için silah ve savaş helikopteri alıyor!  Savaş  ekonomisi, işçileri, kamu emekçilerini, işsizleri, kırın ve kentlerin dar gelirlilerini açlık, sefalet ve çözülmenin, çürümenin sarmalına alarak  kendilerine yabancılaştırıyor, bu dünyada cehennemi yaşayanlara, öteki dünyanın cenneti “afyon “ olarak yutturuluyor.

AKP’NİN 8 YILI

AKP hükümetinin sekiz yıllık iktidarı: Genel olarak dar ve sabit  gelirlilerin, özel olarak işçilerin, Kamu Emekçilerinin  yoksulluğa, işsizliğe, kölelik koşullarda çalışmaya mahkum edildiği,  ekonomik uygulamaların adıdır. Kazanılmış hakların gasbedildiği, sendikaların AKP’nin arka bahçesi yapıldığı, AKP’nin  arka bahçesi olmayanların baskı, sürgün ve kıyımla karşılaştığı bir dönem. Bu dönem, kamu alanının talan edildiği, kamu hizmeti veren kurumların, (Sekiz ay kar altında yolları kapalı kalan, hastalarını kızakla, kağnıyla, öküzlerle taşıyan bölge illeri için yaşamsal öneme sahip) karayollarının, köy hizmetlerinin tasfiye edildiği, değerli varlıklarının AKP yandaşlarına peşkeş çekildiği, bu kurumlarda çalışanların 4-c,4-b gibi çalışma statüleriyle yasal haklarının ellerinden alınıp, sürgüne tabi tutulduğu dönemdir. AKP iktidarına karşı, TEKEL İşçileri; iş, ekmek, güvenceli çalışma, sosyal hakları için, kamu emekçileri kamu hizmetlerini alan ve üreten toplum kesimleri olarak, kendilerinin haklarını savunurken, aynı zamanda bütün toplumun da haklarını savundukları büyük mücadeleler verdiler. AKP, Meclisteki milliyetçi CHP ve MHP’nin desteğiyle (veya sözde muhalefeti ile )bu mücadeleleri dağıttı.

MHP, AKP, CHP İTTİFAKI

Torba yasa, AKP’nin CHP ile tam bir mutabakatı sonucu  yasallaştı! Esnek ve kuralsız çalışmayı, özelleştirmeleri, ödünç emek pazarı kurmayı, örgütsüz ve güvencesiz çalışmayı içeren torba yasa, patronlara 500 milyar affı, işsizlik sigortası fonunun büyük sermayedarlar ve AKP yandaşlarınca  daha kolay yağmalanmasını içeren bir düzenlemeydi. “Milli Birlik Beraberlik!” içinde geçirdiler Meclisten.  ”Kanun Hükmünde Kararname”, milyonlarca  işçiye, kamu emekçisine vurulan son darbedir! Bu saldırıları yapan AKP, ona destek veren CHP ve MHP, hangi yüzle işçilerden, kamu emekçilerinden oy istemektedirler? CHP seçimlerde kamu emekçilerine, işçilere neyi vaat ediyor? Taşeronu kaldırmaksa, kendi belediyelerinde niye kaldırmadı? Kamu emekçilerinin sendikal örgütlenmelerini geliştirmekse, “Cumhuriyet Mitingleri” ile, Kürtçe bahane edilerek KESK’i, Eğitim-Seni niye böldürttü?  AKP’nin Memur-Sen’i  Kamu  alanının  tek hakimi yapmasına çanak tutan, KESK ve EĞİTİM SEN’i  bölüp parçalayan “Ergenekoncuları” sendikacıların önüne yerleştiren CHP değil mi? Bütün işçi-emekçi taleplerini Mecliste ve sokakta, Barış ve Demokrasi Partisi grubu dillendirdi, onların eyleminin yanında oldu. Çünkü BDP İnkara, imhaya, Kürt halkının asimilasyonuna karşı mücadelesi kadar, emeğin ve emekçilerin sorunlarının sahiplenilmesini de önceliği sayan, eşit, özgür, bir arada yaşamı savunan bir yaklaşıma sahiptir. Blokun oluşturulması, Türkiye’nin bütün ilerici güçlerinin bir araya getirilmesi için gösterilen çabalar BDP’nin samimiyetini ortaya koyan bir tutum olmuştur.

BARIŞ İSTEYENLERE SALDIRI

AKP Hükümeti kamu kurumlarını tasfiye ederken, bu kurumlardaki işçileri, kamu emekçilerini, işlerinden ekmeklerinden etti! TEKEL işçisini kış ayazında havuza  attı, onlarca insan gaz bombalarıyla hastanelik edildi, KESK yöneticileri “Kürt sorununun barışçıl, halkçı çözümünü” istedikleri için ,”Türkiye’nin dürüst, adil barışını kurmaya”  cesaretle sahip çıktıkları için işten atıldılar, sürüldüler, hapislere  atıldılar.

Emek, Barış ve Özgürlük  Bloku, her biri bir hükümette yer alan, halen emek düşmanı politikaları hayata geçiren AKP ile, “al takke ver külah” ilişkilerle; sömürü, baskı, yağma ve savaş düzenini sürdüren partilere karşı, ezilen Kürt ulusunun özerk-demokratik toplum olarak yaşama  talebinin, işçilerin, kamu emekçilerinin; ekmek, iş, sendikalaşma, grev ve toplusözleşme hakkının, siyasal hakları kullanabilme taleplerinin, gerçek bir laiklikle milyonlarca alevi yurttaşın eşit yurttaşlık talebinin gerçekleşmesi için; onlarla kader birliği etmiştir. 12Haziran 2011 seçimlerinde uzun bir yolu, barışı, özgürlükleri, demokratik eşitlikçi bir  anayasal düzeni kurmanın yolunu, birlikte yürümenin kararlaşmasının adıdır , “Emek Barış Özgürlük Bloku”. Emek Demokrasi ve Özgürlük Bloku kamu emekçilerini temel taleplerine seçim bildirgesinde yer verdiği için,  Türkiye’yi barışa,demokrasiye özgürlüğe taşıyacak yegane güç olduğu için, kamu emekçileri blokun adayları etrafında kenetlenerek seçim kampanyasını sürdürmelidir, sürdürecektir.

BİLDİRGEDEKİ TALEPLER

1-İnsanca yaşanacak ücret, 2-Grevli Toplusözleşmeli Sendika, 3- Adil bir barışın tesisi  4-İş güvenceli çalışma, 5-Özelleştirmelere son verilmesi, 6-Esnek çalışma ve  taşeron  uygulamasının  yasaklanması, 7-Parasız-bilimsel-ana dilde eğitim, 8-Parasız , eşit, Kürt dilinde sağlık hizmeti, 9-Kürt sorununun barışçı-halkçı-demokratik yollarla çözümü, 10-Kadına yönelik şiddete ve kadın emeğinin sömürüsüne son verilmesi. 11-Kamudaki gerici-faşist kadrolaşmaya son verilmesi

SEÇENEK VAR

“Bu dünyanın cennetini yaşamak isteyen Kürt halkı için, işçiler için, kadınlar için, milyonlarca mağdur genç için, onların savaşa ve ölüme gönderilmemeleri için, Türkiye’yi her gün yeniden kuranların; “ayakların” baş olması için, “Demokratik,eşitlikçi,herkese ait anayasa” oluşturacak güç “Emek ,Barış ,Demokrasi Bloku” olduğu için ,adayım” diyor İstanbul 1. Bölge Adayı Sebahat Tuncel!

İşçi arkadaş! Kamu Emekçisi arkadaş! Artık seçenek var! Emek Barış Özgürlük Bloku var! KESK’e bağlı bütün sendikaların yönetim kurulları sendikal görevlerinin gereğini yerine getirerek, blokun  adayları etrafında seçim çalışmasına katılma kararları alıp, kamuoyuna açıklamalar yapmalıdır. Hava döndü/İşçiden /emekçiden yana esiyor yel! /Sende bir emekçisin/ safını bil/ safa gel! Oyunu kendi adayına, kullan! Sandık başındaki kamu emekçisi kardeşim, kendi oylarına sahip çık! Emek Barış,Özgürlük  Bloku adaylarının  oylarını tutanaklara geçir, emekçi onurun, alın terinle başını dik tuttuğun gibi, gururla, inatla zulmün önünde dur. Gün, o gündür!

*Eğitim Sen 2 Nolu Şube İşyeri Temsilcisi

www.evrensel.net