İSDEMİR grevi neden önemli?

İSDEMİR grevi neden önemli?

İskenderun, coğrafi konumuna bağlı olarak ekonomik, sosyal ve siyasal önemini her zaman korumuş, çeşitli uygarlıklara ev sahipliği yapmış önemli bir kent. İmparatorluklar döneminde kölelerin zulme karşı mücadelesine tanıklık eden kent şimdilerde sermayenin sömürüsüne karşı emeğin direnişine tanıklık ediyor. İskenderun ve

Gürbüz Şahin

Türkiye işçi sınıfı dönem dönem kazanımlarla sonuçlanan mücadeleler vermekle birlikte onlarca yılı ekonomik, sosyal ve siyasal kayıplarla geçirdi. İşçi sınıfının fiili olarak grev yapamadığı, sermayenin dizginsiz saldırılarına karşı koyamadığı, sendikalı işçi sayısının oranının dip yaptığı bir dönemi yaşıyoruz. Özellikle sermaye hükümetinin yaşama geçirmeye çalıştığı çalışma koşullarının yeniden dizayn edilmesi, esnek, kuralsız, güvencesiz bir hayatın dayatılması göz önünde bulundurulursa bugün greve çıkan her işçinin, sendikalaşma mücadelesi veren her emekçinin tutumu çok önemli noktaya gelmiştir. Hele hele İSDEMİR işçilerinin en önemli grev gerekçesi olan- sermayenin stratejik bir mevzi olarak düşündüğü- çalışma koşullarının yeniden düzenlenmesi olunca işin önemi daha da artıyor. İSDEMİR grevi gerek dönemin hassasiyeti gerekse de kurulu bulunduğu işçi havzasının durumu açısından çok çok önemli bir kilometre taşıdır.
Grevi önemli kılan birinci neden, metal işçisinin sınıf içindeki nitel ve nicel gücü. İkincisi 5 bin 400 işçinin çalıştığı, geçmişin kamu şimdinin özel işletmesi olması. Üçüncüsü kurulu bulunduğu bölgenin işçi havzası olması ve havzada bulunan işletmelerin çalışma koşulları, alınan ücretler, sosyal haklar. Dördüncüsü son ilan edilen grevlerin başarısızlığı-daha doğrusu ÇAYKUR’da ilan edilen grevin kağıt üstünde olması, THY grevinin ise fiilen kırılmış olması.

Beşincisi İSDEMİR işçisinin mücadele deneyimi (1989 ve 1995 grevleri) ve bu grevlerin birikimi. İSDEMİR işçileriyle yaptığımız görüşmeler, dillendirilen talepler işçilerin yapılan grevin öneminin farkında olduklarını, kazanmak için yürünmesi gereken yolu bildikleri ve daha önemlisi ÇAYKUR ve THY grevlerinden dersler çıkardığını gördük. İşçinin 17. gününe giren grevin kazanımla sonuçlanması için ne gerekiyorsa yapmaktan çekinmeyeceği, onların ifadesiyle: “Bu fabrikadan kazandıklarımızla kimimiz ev aldık, kimimiz araba aldık. Bu yolda bunları satar yine teslim olmayız. Kazanmaktan başka çaremiz ve düşüncemiz yok”.
Altıncısı esnekleşen, işçinin ifadesiyle, “Daha az işçiyle daha çok iş çıkarmak” çalışma koşullarına yönelik itirazın en önemli talep olması.

Yedincisi İSDEMİR işçilerinin Osmaniye, Erzin, Dörtyol, Payas, Bekbele, Sarıseki, Karayılan, Denizciler, İskenderun, Belen, Kırıkhan ve Antakya’da ikamet etmeleri. Yaklaşık bir milyon nüfusun doğrudan veya dolaylı olarak etkilendiği geniş bir coğrafyayı kapsaması ve grevin tüm havzanın günlük yaşamının bir parçası olmasıdır.
Yukarıda saydığımız ve daha eklenebilecek bir çok sebepten ötürü İSDEMİR grevi sadece İskenderun Demir Çelik işçilerinin grevi değildir. Türkiye işçi sınıfı başta olmak üzere, önümüzdeki ay iki milyon kamu emekçisi adına toplusözleşme masasına oturacak sendikaların da grevidir.

www.evrensel.net