4 karakol gezdi, şikayetçi olamadı

4 karakol gezdi, şikayetçi olamadı

İki çocuk annesi bekar bir anneyim ben Evrensel okurları. Okuyacağınız satırlar erkek şiddetine uğrayan kadının sesini devlete duyuramama hikayesidirAile birliği temelinden çökmüş bir kadın olarak anlaşmalı boşandığım eski eşimin kırk dereden getirdiği bahanelerle bana ve iki kadın arkadaşıma sözlü şiddet uygulamasıyla başladı

Özge Kuru

Aile birliği temelinden çökmüş bir kadın olarak anlaşmalı boşandığım eski eşimin kırk dereden getirdiği bahanelerle bana ve iki kadın arkadaşıma sözlü şiddet uygulamasıyla başladı hikaye. Çocukların şiddet sahnelerine maruz kalmamaları için kendisini ortaya atan kadın arkadaşlarıma darp girişiminde bulunan eski eşin ettiği küfürleri burada tekrarlayıp testosteronun en adi kokusunu ortalığa saçmayacağım. Eski eşin üç kadına “Bu daha bitmedi, hesap soracağım ben size daha neler yapacağım” diyerek gittiği sırada 155’i arıyordum. 155’deki görevli “Kişi gittiyse gelemeyiz karakola gidip ifade verin gereken yapılacaktır” diyerek 5 saat süren karakol rezaletini başlatmış oldu.

SEN KADINSIN İFADENİ ALAMAM...

En yakındaki Haliç Polis Merkezi Amirliğine gittiğimizde verilen cevap şu oldu: “Sen kadınsın erkek olsaydın ifadeni alırdık. Uygulama böyle. Beyoğlu Polis Merkezine gitmen gerekiyor.” Kalktık gittik ama görevli ifademi almaya başlamıştı ki “Mahmut Şevket Paşa’ya biz bakmıyoruz. Haliç sizi yanlış yönlendirmiş. Şişli Asayiş Büro Amirliğine gitmeniz gerekiyor” deyiverdi. İtirazlarımız tabii ki sonuçsuz kaldı ve ifade vermek için 3. kez bir araç aramaya koyulduk. Taksim’de öbek öbek bekleyen Çevik Kuvvet polislerinin arasından geçerek Şişli Asayiş Büro Amirliğine ulaştık.

PERSONEL YETERSİZ İFADENİZİ ALAMAM...

Buraya geldiğimizde ise görevli polis,”İfadeyi alırız almasına da saat 7 oldu. Personel gitti. Personel yetersizliğinden dolayı ifadenizi Feriköy Polis Amirliğinde vermeniz gerekiyor” diyerek aydınlattı bizi. Oysa aynı saatlerde Taksim meydanında hiç de personel sıkıntısı filan çekilmiyordu. Yaşadıklarımızı anlatırken 155’teki görevlinin polis göndermediğinden şikayet ettim. Sivil kıyafetli bir polisin yükselen sesinden gelen cevabı meselenin başka bir yüzünü gösterdi bize: “Okmeydanı Mahmut Şevket Paşa’nın nasıl bir yer olduğunu bilmiyor musun? Oraya gidersen tabii ki bunları yaşarsın. Oraya araç göndermiyoruz.” Polise pusu kuruluyormuş o yüzden zırhlı araç yoksa çağrılara cevap verilmiyormuş. Başka bir yer olsa neyseymiş! En büyüğü  4.5 yaşında üç çocuğun bizi evde beklediğini hatırlattım görevliye. Polise pusu kurmak mı? Daha önce de aynı sebepten dolayı benden, evden ve çocuklarından uzaklaştırma alan eski eşin mağdur ettiği biz 3 kadın bir de arkadaşımın yaşadığı yerden dolayı ötekileştirip orada oturduğumuz ve misafirliğe gittiğimiz için azarlandık devletin resmi makamı tarafından.

4 SAAT 4 KARAKOL

Madem personel eksikti, Feriköy’e bizi polis götürmeli dedik ve sivil bir araçla karakola gittik. Kapıdaki en yetkiliye “İfade verebilmek için karakol karakol gezdik” diye derdimi anlatmaya başlamıştım ki  “İftar saatinde de burayı mı buldunuz” diye sözüm kesildi. Şaşırmadım çünkü daha önceki olayda da  “Hafta sonunu mu buldunuz gelecek” denmişti bana. Yani neymiş sevgili kadınlar 7’den sonra, hafta sonu ve iftar vaktinde şiddete maruz kalmamanız gerekiyormuş. Önce bir haritadan sokağımızı mahallemizi gösterdik, polis görev yetkisi dahilinde olduğuna ikna oldu. Tapu dairesinde değildik, şiddete uğramış 3 kadındık. Saat 17.30’da gerçekleşen olayın şikayet dilekçelerini verdiğimizde saat 22.00’yi çoktan geçmişti. İfademde polisin bu tutumunun mağduriyetimi artırdığını da vurguladım elbette. Devletin bırak bir önlem alıp harekete geçmesini, sesimizi duyması derdimizi anlaması için bile 4 saat geçmesi gerekmişti. Bu arada eski eş tarafından başka bir saldırıya uğrayıp uğramamız şansa kalmıştı. Erkek terörünün devlet terörüyle birleştiği nokta kadının yılgınlık noktası. Böyle böyle ölüyor, böyle böyle yılıyor kadınlar. Erkeğin yaptığını yanına bırakan bu baştan savmacı tavır bir sonraki adım için cesaret kaynağı değil de ne?


YASA VAR AMA POLİSİN KEYFİYETİNE DİYECEK YOK

6284 Sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Yönelik Şiddetin Önlenmesi Yasası’nın 4. ve 5. maddelerinin son fıkraları uyarınca polis, şiddete maruz kalan veya şiddet tehlikesi altına olan kadın ve varsa beraberindeki çocuklara şiddet uygulanmaması, şiddet uygulayanın yaklaştırılmaması tedbir kararını doğrudan alır. Yani polisin hakim ve-veya mülki amir tarafından verilmiş ‘‘bir tedbir kararı olmasa dahi doğrudan müdahale yetkisi’’ var. Şiddete maruz kalan veya şiddet görme tehlikesi altında olan kadın ve beraberindeki çocukların kalacak yerleri yoksa, polis hangi gün ve saat olursa olsun, kadın ve beraberindeki çocukları, güvenli, uygun bir sığınağa yerleştirme görevi ve yetkisine sahiptir. Polisin doğrudan aldığı bu yetki, şiddet uygulayanın veya şiddet uygulama tehdidinde bulunan kişinin, kadın ve çocuklardan uzaklaştırılması, hakaret ve sözlü şiddet uygulamamasını, hayati riskinin olduğu durumlarda geçici koruma tahsis edilmesini gerektirmektedir. Yeni yasanın uygulanmasında, polis şiddet nedeni ile başvuran kadınlara bir form doldurtmak zorunda. Mülki amir tarafından tedbir kararı alınması durumunda ilgili emniyet birimleri tarafından kadına yakın koruma tahsis edilmesi gerekiyor.


www.evrensel.net