Dut gibi grev yeri

Dut gibi grev yeri

İskenderun’da grevci işçiler aşırı sıcaklardan dut ağacının gölgesinde korunmaya çalışıyor. İSDEMİR’de grevin ardından günlük 15 bin tonluk üretim tamamen durdu. Üretimin durmasıyla birlikte fabrika günlük 3 milyon dolar zarar etmeye başladı. Ancak fabrika patronları işçilerin taleplerini henüz kabul et

Halil İmrek

İSDEMİR entegre fabrikasının İsmail Akçakmak kapısında grev çadırının biraz ilerisinde dut ağacının altında oturan 7-8 işçi bizi çağırıyor “Burası dut dibi grev yeri” diyorlar. Başlıyoruz sıcak bir sohbete ama işçiler sahadaki baskılardan dolayı isimlerini vermek istemiyor.

Görüştüğümüz işçiler, medyada asıl konu ücret gibi gösterilse de asıl sorunun ücret olmadığını söylüyorlar. Fabrikada uzun zamandır mobbing uygulaması olduğunu hatırlatan işçiler, grevde oldukları halde demeç vermekten, fotoğraf çektirmekten ve adlarını gazetelere yazdırmaktan korktuklarını söylüyorlar. İşçiler, “İsimlerimizi yazmadan görüşlerimize yer ver. Dünya şirketi olan İSDEMİR nasıl yönetiliyor herkes görsün” diyor.

Dut ağacının gölgesine saklanmış grevdeki işçilerden birisi, “İSDEMİR’de baskılardan, dolayı insanlar mutsuz, herkesin suratı asık, gözleri donuk. Çünkü akşama insan kaynaklarına çağırılıp iş akdinin feshedilme olasılığının çok yüksek olduğunu herkes biliyor. Böyle bir ortamda yaşıyoruz. Bir mühendis sadece ‘İşçiler de haklı’ cümlesini kurduğu için işten atıldı.”

89 GREVİNİN ÇOCUKLARIYIZ, AÇ KALMAYA ALIŞKINIZ

“89’da çelik işçisi burada tarih yazdı. Bunu yapanlar bizim babamız, dayımız, amcamızdı. Biz 89 grevinin hikayesi ile büyüdük. O zaman çocuktuk. Aç kaldık, ama babalarımız grevi karalılıkla sürdürdü. Grevdeki bir komşumuz o zaman patlıcan ekmişti. Grev boyunca patlıcan yemişlerdi. Biz sürekli pilav yemek durumunda kalmıştık. Ama grevden sonra çok yüksek zamlar alındı. İşçilerin ve ailelerin yüzü güldü” diyen başka bir işçi de bugün alınacak yüzde 40-50’lik zamların çok bir önemi olmadığını, asıl önemli olanın iş güvencesi olduğunu aktardı.   ERDEMİR ile aynı işi yaptıklarını fakat üvey evlat muamelesi gördüklerini dile getiren başka bir grevci, “ERDEMİR’in ücretleri bizden yüksek. İkisi OYAK’ta ama bizde farklı uygulama var. Bir anne ve baba iki evladından birini ayırırsa ne olur. Ürettiğimiz ERDEMİR’e yazıyor. Biz üretimde birinci sıradayız. Ücretimizin de buna göre olmasını istiyoruz” dedi.

ERKEN YAŞLANIYORUZ VE SAKAT KALIYORUZ

İSDEMİR’de yaşanan meslek hastalıklarına dikkat çeken işçi şöyle konuştu, “İşe girerken tam teşekküllü sağlık raporu alıyoruz. İSDEMİR devletin raporunu kabul etmiyor. İnsanlar buraya gelirken tepeden tırnağa sağlık kontrolünden geçerek geliyorlar. Burada hastalanıyor ya da sakatlanıyorlar. Şimdi buradaki arkadaşlara kemik testi yapılsın olduğu yaştan 15 yaş büyük çıkar. Sahadaki gazlı, tozlu, zehirli ortama maruz kalıyorlar. Sonra da hasta ya da sakat diye işten çıkarılıyorlar. Buna, insanları sokağa atmak denir. Fabrikadaki ağır koşullardan dolayı meslek hastalığına yakalandığımızda işe yaramadığımız için kapı dışarı ediyorlar. Ama işten çıkarırken performans düşüklüğü, gelişen teknolojiye ayak uyduramama gerekçesi gösteriliyor. Koha, bel fıtığı, boyun fıtığı, bronşit, astım gibi birçok hastalığa yakalanan işçiler var.” (İskenderun/EVRENSEL)

www.evrensel.net