Er kişi niyetine...

Er kişi niyetine...

Ceylan Önkol’un annesi: “Kızımın parçalarını eteğimde taşıdım.”Medeni Yıldırım’ın annesi: “Oğlum üç günlük misafirdi...”Ali İsmail Korkmaz’ın abisi: “İlla birini öldürecekseniz; anaları öldürün, evlatları ellemeyin. Daha fazla anne gözyaşı dökmesin.&rdq

Seray Şahiner*

Medeni Yıldırım’ın annesi: “Oğlum üç günlük misafirdi...”
Ali İsmail Korkmaz’ın abisi: “İlla birini öldürecekseniz; anaları öldürün, evlatları ellemeyin. Daha fazla anne gözyaşı dökmesin.”

29 yaşındayım. 5 çocuğum var. Hepsi devletten; Mehmet Ayvalıtaş, Abdullah Cömert, Ethem Sarısülük, Medeni Yıldırım ve Ali İsmail Korkmaz. İsimleri, bendeki doğum günleri olan ölüm sıralamasıyladır. Onları katiller kardeş yaptı. “En az 3 çocuk yapın” diyenler, 5 çocuğumuzu öldürdü.

Üzerine sürülen TOMA’yı, sana silah doğrultan polisi karşında görünce kendi ölümünü göze alıyorsun da, başkası ölünce… Gamlı yürek ölmese de dirilmezmiş… Sanki ne yapsak onlar kadar acı çekmediğimiz için suçluyuz, onları koruyamadık. İnsanları direniş için sokağa çağırırken, ölenler için, “Keşke o gün sokağa çıkmasalardı” diyoruz. Tek ki yaşasalardı... Anneleştik. Başkası ölünce; o senin canından olurmuş, sen onun annesi olurmuşsun meğer.

Kimse polisi “Onlar da emir kulu” diye savunmasın, biz emir kuluyla insan evladı arasındaki farkı son iki ayda çok iyi anladık. Ağaçlar için yola çıktık, fidanlarımıza kıydılar. Şimdi Gezi Parkı’na yaptığımız temsili anıt mezarlarına dahi tahammülleri yok. Her gün gelip kaldırıyorlar.

Ölüyle düğün yolda kalmaz derler, kalırmış. Polis, öldürdüğü Ethem’in cenazesini kaldırmamıza bile izin vermedi. Sonra ailesini gözaltıyla tehdit etti. Dövülerek öldürülen Ali İsmail’in delil olabilecek kafatası kemiği “tıbbi atık” diye çöpe atıldı. Linç anını gösteren, 18 dakikalık görüntüyü kaybettiler! Hala katil aranıyor. Uzaklarda aramasınlar, o görüntüyü kim sakladıysa evlatlarımızın katili odur.

Çocukken cin çağırırdık, uğursuzluk getirmesin diye de “cin” demezdik, “üç harfliler” derdik. Gene üç harfle hitap ediyoruz: RTE. 5 can için adalet isterken en korktuğumuz şey, Gezi direnişinde yaralanan, yoğun bakıma alınan arkadaşlarımızdan birinden gelebilecek kötü haberle 6. can için adalet istemek.

“Emek’i yıkmıyoruz, taşıyoruz!”, “Ağaçları kesmiyoruz taşıyoruz!”… İnsanlar için ne diyecekler? “Öldürmüyoruz, öte dünyaya taşıyoruz” mu? Yok. Daha beter laflar işittik. Gezi direnişi esnasında Lice’de karakol yapılmasına karşı çıkarken öldürülen Medeni Yıldırım için, Lice kaymakamı, ‘kendi kendilerini vurdular’ minvalinde bir açıklama yaptı, RTE; diğer dört çocuğumuz için: “4 kişi polise şiddet uygularken öldü” dedi. Başkasının ayıbından utanmak diye bir şey var ya, hiç bu kadar derinden hissetmemiştim…
“Tohumlarına para mı saydık!” rahatlığıyla öldürdükleri çocuklarımızı anmamızı bile içleri kaldırmadı. İstanbul’daki anmada, ölenler için bıraktığımız karanfillere gaz sıktılar. Biz de şaşırdık. Çocukluğumuz, ‘Uçurtmayı Vurmasınlar’ı izleyip uçurtmaya ateş edildiğinde ağlamakla geçti, hâlâ karanfil attığımızda gaz sıkılmasında mantık, vicdan emaresi arıyoruz! Palalı bıçaklı adamları, ortaya saldılar... Antakya Armutlu’daki anmalarda katledip, zulmedip öldürdükleri çocukların sevenlerine saldırdılar. Aynı günlerde, RTE, “Alevilik Hazreti Ali’yi sevmekse ben dört dörtlük Aleviyim” diyordu. Biz Aleviliği yezitten öğrenecek değiliz ama kendisi, “destan yazdı” dediği, ikramiye dağıttığı polisin öldürdüğü çocukların mezheplerini bir öğrensin… Dört dörtlük dört cihar bile olamaz.

‘KEŞTE MEMLEKETİ DE ERTEM EĞİLMEZ YÖNETSE’

Hepimiz “Bizim Aile” filmindeki Yaşar Usta olduk, kötü adama, “Dokunma aileme, dokunma çocuklarıma” diye bağırıyoruz. O filmde kötü adam insafa geliyordu, bizde gelmiyor. Keşke memleketi de Ertem Eğilmez yönetse… Biz “Allah sıralı ölüm versin”, “Ecelle versin” derken, Ali İsmail’in annesinin hastane kapısında günlerce oğlunun kırmızı montuyla durmasının failleri bize ölen çocuklarımızın ayakkabılarını kapıya koyma fırsatı bile vermediler.

Taziyeye giderken, bir kutu kesme şeker götürülür, sonra helva kavurmaya yardım edilir… Dua edersin… Biz çocuklarımızı anmaya, gaz maskesi, gözlük, kaskla gittik. Gazdan kaçarken Fatiha niyetine bağırdık: “Bir adım Abdullah, bir adım Ali için, ileri!” Yasin niyetine okuduk: “Hepimiz Ali’yiz öldürmekle bitmeyiz!” Geleneğimizi bozdular: Önceki kuşakları anlatan halk oyunlarında; kılıç, hançer, mum kullandığımız gibi; 100 yıl sonranın halaylarında da gaz maskesi, gözlük, baret olacak.

RTE; polis için “destan yazdı”, bizim içinse “bunlar” diyor. Madem gece karanfil ve tomurcuk kokuyor; Nazım ustadan destek alarak cevap vereyim:

BUNLAR ki toprakta karınca, suda balık, havada kuş kadar çokturlar; korkak, cesur, câhil, hakîm ve çocukturlar ve kahreden yaratan ki BUNLARdır, destanımızda yalnız BUNLARın maceraları vardır…

* Yazar

www.evrensel.net