Sporda şiddet: Nerede başlar , nerede biter?

Sporda şiddet: Nerede başlar , nerede biter?

Sporda şiddet önlensin elbet, buna kim karşı çıkabilir ki?Hele ki biz...Tribünlerdeki şiddeti, küfürlü tezahüratları, cinsiyetçiliği, milliyetçiliği, fanatizmi bizden fazla gündeme getiren ve söz konusu cenah “ne der” diye düşünmeden en sert şekilde eleştiren bu gazetenin spor sayfaları olmuş

Mithat Fabian Sözmen

Hele ki biz...

Tribünlerdeki şiddeti, küfürlü tezahüratları, cinsiyetçiliği, milliyetçiliği, fanatizmi bizden fazla gündeme getiren ve söz konusu cenah “ne der” diye düşünmeden en sert şekilde eleştiren bu gazetenin spor sayfaları olmuştur.
Hal böyleyken sporda şiddeti engellemeye dönük çabaları “engellememiz” beklenemez.
Ancak keşke her şey bu kadar basit olsa ve biz de uyarılarda bulunmak zorunda kalmasak...
Gençlik ve Spor Bakanlığı’nın sporda şiddeti önleyecek kanun diyerek yürürlüğe koyduğu “6222 Sayılı Sporda Şiddet ve Düzensizliğin Önlenmesi” kanunu beklendiği üzere sporda şiddeti engelleyemedi.
2011’den bu yana “Son günlerde artan sporda şiddet olayları...” şeklinde başlayan ve yeni tedbirlere göz kırpan servis haberleri fazlasıyla okuduk. Bu haberlerin bir numaralı mecrası Zaman Gazetesi oldu. Aynı Zaman, Pazartesi günkü manşetiyle de yeni sezonda zaten ‘Gezi’nin gazıyla hareketli geçmesi beklenen tribünlerin daha da ateşleneceğinin sinyalini verdi.
Zaman’a göre “Holiganizm tehlikesi kapıda” idi ve liglerin başlamasına bir ay kala halen tek bir adım atılmamıştı.
Hangi konuda? Yeşil sahalarda şiddeti önleyeceği iddia edilen “alkol denetimi”, “maçların gündüz oynanması”, “e-bilet”, ve “yüz tarama” gibi konularda...
Zaman’ın endişesine göre bu adımlar atılmaza “çeşitli marjinal gruplar statlarda ciddi olaylar çıkaracak.”

NEOLİBERAL HAMLENİN SON AYAĞI

Türkiye’nin uzun bir süredir, İngiltere’nin Margaret Thatcher öncülüğünde 80’lerde tamamladığı stadyumlardaki neoliberal dönüşümü nihayete erdirme çabasında olduğu bir sır değil(bkz: Dağhan Irak’ın Evrensel Basım Yayın’dan çıkan Hükmen Yenik adlı kitabı). Stadyumları “tribün ve taraftar”dan temizleyerek “özel koltuk ve müşteri”lere pazarlamayı amaçlayan bu kâr maksimizasyonu hamlesi, endüstrinin can damarı mekanlara sınıf atlatmayı hedefliyor. Bunun için “arıza çıkarmaya yatkın” olduğu düşünülen grup ya da bireylerin uzaklaştırılması gerekiyor. Tabii bu arada bilet fiyatları da uçtuğu için olan her tipten dar gelirlinin tribün keyfine oluyor.
Futbol endüstrisi bunu “bir taşla iki kuş” olarak sevinçle karşılayabilir. Peki sporda şiddeti önleme iddiasında olan siyasiler?
Sormak lazım, 12 Mayıs 2013’te Edirnekapı’da fanatizm cinayetine kurban giden Fenerbahçeli Burak Yıldırım stadyumda mı öldürüldü? Statlarda vuku bulan şiddet, küfür vs.’yi doğuran toplumsal nedenler, futbolun, tribünlerin ya da stadyumların içerisinde başlayıp bitmekte midir? Dış dünyadan azade midir? Söz konusu şiddeti buralarda görünmez kılmak, sorunu çözmekte midir yoksa halının altına süpürülenler soğuk bir gerçeklik halinde toplumu vurmaya devam mı etmektedir?

GEZİ ÖNLEMLERİ

İşin bu kısmını geçip, dönemin özel koşullarına gelelim. Gezi direnişi ve direnişteki tribün hareketliliği, Türkiye tarihine geçecek izler bıraktı. Ve sezon önce hazırlık maçlarından dahi bunun sönümlenme eğilimi göstermediğini görebiliyoruz. Bu, aynı zamanda taraftarı fişlemeyi de kolaylaştıracak olan e-bilet ve yüz tarama sistemlerinin yönetenler için aciliyetini de gösteriyor. Taraftar açısından “bayram değil seyran değil Zaman bizi niye öptü” sorusunun cevabı da burada gizli.
Medyaya yansıyan Beşiktaş’a Kasımpaşa dayatmasının yalnızca küfürle sınırlı olmadığı, tribündeki Gezi benzeri her türlü hükümet karşıtı mobilizasyonun hedeflendiği açık. Yeni dönemde tribünlerdeki bu tip politik kalkışmaların, Zaman’ın şimdiden örneğini verdiği “marjinal gruplar” söylemiyle itibarsızlaştırılmaya çalışılacağı ve bolca biber gazıyla karşılanacağı açık. Bu müdahaleler üzerinden yaratılacak gündemle de sözde “sporda şiddet”i önlemeye dönük yasaların genişletilmesi hedeflenecek.
Zaman Gazetesi’nin manşete taşıdığı haberde Cüneyt Tanman’ın görüşü dikkat çekiciydi: “Futboldaki mali pastanın büyümesiyle kirlilik arttı.”
Evet, söz konusu kirlilik hepsi de hükümet destekli olan, ticarileşmenin yarattığı rekabetçilik; rekabetçilik ve milliyetçi baskının yarattığı şike ve dopingden besleniyor. Ancak atılması planlanan adımların hiçbiri bunların önüne geçmeyi hedeflemiyor.+


ŞİDDETİ ÖNLEMEK İÇİN 14 MADDELİK LİSTE HAZIRLANDI

Sporda Şiddet ve Düzensizliğin Önlenmesi konusunda geçen haziran ayında, yapılan çalıştay sonrası 14 maddelik yapılacaklar listesi hazırlandı. Buna göre Sporda şiddeti önlemeye yönelik yasaya, “Holigan taraftarların müsabakalardan ömür boyu men cezası ile cezalandırılması maddesi eklenecek. Elektronik bilet sistemine geçilmesi konusunda çalışmalar hızlandırılacak. Karaborsanın önceki yasa olan 5149 sayılı Kanunda olduğu gibi 6222 sayılı Kanunda da yeniden düzenlenmesi yapılacak. Ayrıca, tüm spor alanlarına yüz tanıma sistemiyle birlikte ses kaydı yeteneği olan kamera sisteminin oluşturulması sağlanacak. Özel güvenlikle ilgili mevzuatta öngörülen spor güvenliği eğitiminin ilgili birimlerce verilmesi ve özel güvenlik ihalelerinin federasyona devredilecek.“ (İstanbul/EVRENSEL)

www.evrensel.net