Mısır

Mısır'ın 3. yolu

31 Mayıs’tan bu yana ülkemiz eskisine oranla daha umutlu günler yaşıyor. Ülke durumunu  anlatmak istesek şiirin; ‘Bir ağaç ölür bir halk uyanır’ dizesi tüm gerçekliği ortaya sermiş olur herhalde.Biz kendi ülkemiz için taleplerimizle sokağa dökülürken, Ortadoğu’nun kadim halkları d

Aysel Ebru Okten

Biz kendi ülkemiz için taleplerimizle sokağa dökülürken, Ortadoğu’nun kadim halkları da kendi direnişleriyle sesimize ortak oluyorlar. Mısırlılar 2011 yılının ilk aylarından itibaren başlattıkları devrim sürecinde de şimdiki süreçte de Tahrir Meydanı’nda demokrasi adı altındaki diktatörlüğe karşı duruyorlar. Yoksulluğa, işsizliğe, ifade özgürlüğünün kısıtlanmasına, polis şiddetine ve daha birçok sosyal sıkıntıyı da içine alan ülke durumuna artık yeter demek için bir mücadele sürecinin de kapısını aralamış oldular.

ÖZGÜR BİR ÜLKE HAYALİ

Halk kararlı eylemleriyle Mübarek’in diktatorlüğünü yıkmış ve yerine daha özgür bir ülke hayalini koymuştu. Mübarek sonrası seçimlerle İhvan lideri Mursi’nin başa gelmiş olması Mısır’da halk arasında da yeni olana dair bir umut göstermişti. Fakat Müslüman Kardeşler’in ülke içindeki tutumu ile muhalefetin yeni bir soluk olamayışı birleştiğinde, bu yeni olana dair umudun da çabucak solacağı görülüyordu.

Mursi iktidarı sürecinde demokrasiyi sandıktan ibaret gören bir liderdi.Ve partisiyle, geleneğiyle birlikte yarattıkları dayatmacı islami anlayış, kendi kitlesinden başka herkesi yok sayan tavrı ve Mübarek’in sonunu getiren tek adam hiyerarşisi Mursi’nin de bugün iktidarının sonlanmasına sebep oldu. Özellikle anayasa yapım sürecinde kendisine karşı çıkan protestolara, alanlardaki halkın sesine kulak vermeyen üsttenciliği ile direnişin daha güçlü devam etmesine imkan tanımış oldu.

ORDU BİLDİĞİMİZ ORDU

Kendi halkını yok sayan iktidarların tarih sahnesinden silindiğini şimdiki zamanda bir kez daha görmüş olduk. Ordunun darbe ile yönetimi devralması ülke içerisinde bir fikir ayrılığını da ortaya çıkarmış oldu. Ordunun, halkın taleplerini yerine getirip çekileceğiz demesi halk içinde inandırıcılığı olmayan bir durum. Ülkede etkili olan Mursi karşıtı cephe Tamarrud ise halkını yok sayan bir iktidarın zaten meşruluğunu yitirdiğini ve darbeden önce de Mursi iktidarının aslında meşruiyeti olmadığını dile getiriyor.

Tüm bunlara bakıldığında, kaotik bir Ortadoğu ülkesi olan Mısır’da, esas olanın halk olduğunu görüyoruz. Meydanlarda, sokaklarda geleceğinin kendi ellerinde olduğunu haykıran Mısır halkının 3.yolu ne dayatmacı politikalarıyla halkını yok sayan Mursi ne de postallarıyla disiplini sağlayacak olan ordudur.

Mısır’ın 3. yolu çoğulcu demokrasi anlayışı ile halk için varolduğunu bilen; açlığa, yoksulluğa, kısıtlamalara çözüm getirecek olan işçilerin, emekçilerin, kadınların, öğrencilerin birlikte yarattığı iktidardır.


HATIRA YENİDEN CANLANDI

ASLINDA son süreçte Mısır’ın bu durumunu anlamamız için Mursi’nin iktidar olma sürecini ve halkta yarattığı etkiyi göz önüne almamız gerekir. 2011 Şubat’ında Mübarek devrildikten sonra Hürriyet ve Adalet Partisi olarak Mursi iktidara geldiğinde, islami bir oluşumdan gelmesi itibariyle yürüttüğü kampanya çoğunluğu Müslüman olan ülkede absürd olarak karşılanmıyordu. İktidarı kazandığı andan itibaren kendine muhalif olan her sese karşı diyaloğu kapatması ve protestocuları sürekli olarak aşağılaması ülke içerisinde kendisini destekleyen kesimleri de rahatsız eder hale gelmişti

Anayasa yapım sürecinde Mursi’nin halkın taleplerini gündemine alan bir metin yerine şeriat hükümlerine dayalı islami öğretileri esas alan bir metin ortaya çıkarması, Mısır halkı içerisinde dayatmacı bir anayasa oluşturulduğu algısını da ortaya çıkarmış oldu. Aynı zamanda bu anayasa sürecinde Mursi’nin yasa denetimden muaf yetkileri kendine tanımlaması ile Mübarek diktatörlüğünü yıkan bir halk için kötü bir hatıra canlanmış oldu.

www.evrensel.net