Mağrip’ten kabaran dalga Türkiye kıyılarına ulaşır mı?

Mağrip’ten kabaran dalga Türkiye kıyılarına ulaşır mı?

Mağrip, kısaca kuzeybatı Afrika’yı içine alan bir tanım. Birçoğumuz bu kelimeyle ilk “Ateşi Çalmak” kitabında karşılaştık. Karl Marx’a ailesi tarafından takılan “Mağripli” lakabıyla hafızalarımızda yer etti bu kelime. Son dönemde herkesin yüzünü Avrupa’ya döndüğü, Yunanistan ba


Ateşi ilk çalan”: Tunus

1987’den olayların başladığı süreye kadar devlet başkanlığı koltuğunda oturan Bin Ali’yi ülkeden defeden ve “diktatör gitti sıra diktatörlükte” diyerek mücadeleye devam eden Tunus halkının bu süreçte en fazla takip ettiği siyasi hareket, 14 Ocak Cephesi’dir. Türkiye’deki örnekleriyle karıştırılmasın ki bu gerçek bir “cephe”. Zira yönetilenlerin yönetilmek istenmediği, yönetenlerin daha fazla yönetemediği devrim koşullarında mevcut sistemden rahatsız kesimlerin bir arada hareket etmesini sağlayan bu cephenin içinde en dikkat çeken yapıysa Tunus İşçileri Komünist Partisi’dir. 6 Şubat’ta Evrensel’de çıkan röportajda partinin sözcüsü Hammami’nin belirttiği gibi “sürpriz olmayan bir ayaklanma”dır Tunus’ta bugün izlediklerimiz. Halkın her kesiminde var olan rahatsızlıkları, 2008 maden havzasındaki ayaklanmayı görerek yeni koşullara kendilerini hazırlamışlardır. Hem Tunus için hem de parti için öne çıkan en önemli özellik, gençliğin ayaklanma ve devrim sürecinde çok etkin bir rol üstlenmesidir. Diktatörlük koşullarında olabilecek her türlü örgütlenme içinde (özellikle) partili gençler yoğun bir çalışma yürütmüşlerdir. Tunus İşçi Sendikası’nın yürütmüş olduğu grevlerde diktatörün kaçışında etkili olmuştur. Tunus’ta yoğun bir genç nüfus yaşamaktadır. Bunların büyük kesimi eğitimli –hatta yüksek öğrenim almış- gençlerden oluşmaktadır. Kendini yakarak devrimin ateşini yakan Muhammed Bouzizi’nin de üniversite mezunu olduğunu hatırlamakta fayda olacaktır. Yine başta genç nüfus olmak üzere halkın temel talepleri “iş, ekmek, özgürlük” talepleri etrafında şekillenmektedir. Diğer taraftan oldukça politik bir biçimde diktatörlüğün kurumsal yapısıyla mücadeleye devam etmektedirler. Öyle ki, Bin Ali’nin partisi kapatılmış, tüm malvarlığına el konulmuştur. Ülkemizle benzer bir şekilde üstten aşağı bir modernleşme söz konusu olmasına rağmen laisizmle bir sorunu olmayan ve kimi çevrelerin halk hareketini karalamak için söylediği gibi siyasal İslamcı hareketin topyekun yönettiği bir ayaklanma yaşanmamıştır. Hatta neo-liberal politikaların sonucu olan yoksulluk, işsizlik, gelir adaletsizliği, vb. durumlara karşı dillendirilen talepleri, anti-emperyalist tutum karşısında İslami hareketlerin ne diyeceğini göreceğimiz, bu tür hareketlerin de toplum tarafından tekrar sınanacağı bir dönemi yaşamaktayız. Tunus’taki gençlik mücadelesine tekrar dönersek, her alanda örgütlenen ve mücadelenin önünde yer almaktan çekinmeyen Tunuslu kardeşlerimiz cesaretleri ve sınıfa bağlılıklarıyla bizlere örnek olmaktadırlar. Bizlerin, onlardan bir adım önde olmamızı sağlayan şey ise, günlük gazetemiz ve televizyonumuzdur. Belki de bizlerin en fazla üzerinde düşünmesi gereken soru da burada ortaya çıkmaktadır.

Ayağa kalkan fil: Mısır



Son Söz Yerine

Özellikle bizler için en somut gerçek, kendi gençliğine bir gelecek sunamayan iktidarların malum sonudur görünenler. Her ne kadar AKP cilalanıp model ülke olarak sunulmaya çalışılsa da gerçekte sunulana dikkat etmek gerekir. Bir taraftan neo-liberal dönüşümün sürdüğü, sosyal devlet kurumlarının tasfiyesiyle oluşan boşluğun İslami dayanışmayla, cemaatlerle doldurulduğu, çok partili demokratik bir siyasi ortam varmış gibi sunulup, mevcut yasalarla adil olmayan seçim süreçlerinin yaşandığı, yüzlerce Kürt siyasetçinin hapislerde tutulduğu, gençlerine bir gelecek vaat etmeyen, halkını yoksulluk sınırının altında yaşamaya zorlayan, sermayenin önündeki engelleri birer birer kaldırıp, iş gücü maliyetlerini düşürme adına yaşanan iş cinayetlerine ses çıkarmayan, sendikasızlığın, örgütsüzlüğün dayatıldığı bir ülke modelidir Tunus ve Mısır’a sunulan. Tunus ve Mısır halkı elbette bu oyuna gelmeyecektir. Bizler için görev, güneşin olduğu yerde ampule ihtiyaç duymamak, ampulü söndürmektir. Yolumuz açık olsun.

www.evrensel.net