Doğadaki tek canlı insan değil

Doğadaki tek canlı insan değil

Gola Derneğinin düzenlediği Yeşil Yayla Kültür, Sanat ve Çevre Festivali’nde uzun yıllardır devam eden “Karadeniz Kadın Sahnesi” kapsamında gerçekleştirilen etkinlik, Artvin’in Balkan, Doğu Avrupa, Rusya ve Kafkas Arhavi ilçesi Ezmoce Köy Evi önünde fındık bahçesinde yapıldı. Etkinliğe Amerikalı kad

Gençağa Karafazlı / Eren Birce Karafazlı

Etkinliğin ardından GOLA Kültür Sanat ve Ekoloji Derneği başkanı S. Refika Kadıoğlu’yla derneğin çalışmalarını ve önümüzdeki süreçte neler yapacaklarını konuştuk.

GOLA Kültür Sanat ve Ekoloji Derneği’nden bahsedebilir misiniz?
Derneğimiz Ağustos 2006 yılında kuruldu. Doğu Karadeniz’de yaşayan 7 tane Laz arkadaş bir araya geldik ve bu derneği kurduk. 8 yıldır Doğu Karadeniz’de Yeşil Yayla Kültür Sanat ve Çevre Festivalini organize ediyoruz. En büyük etkinliğimiz bu. Gola ekolojik ilkelere saygılı olarak, Doğu Karadeniz’de varolan sürdürülebilir yaşam modellerini ve biçimlerini kayıt altına alıp, hem burada yaşayan halkın kendi farkındalıklarına katkı sağlamaya çalışıyor, hem de bunu dünyaya tanıtmaya. Genç bir ekip Gola ve çoğu kadınlardan oluşuyor.

Laz kadınlardan mı oluşuyor?
Yok karma bir ekip, hepimiz Laz değiliz. Karadenizli olmayanlar da var.

GOLA derneği olarak, ekolojik sorunlara duyarlılığınız var mı?
Burada HES süreci var, buna karşı yerel direnişler de var. Bütün bu hareketler başladığından beri, biz hep destekledik. GOLA İstanbul’da da varlığını sürdürüyor. Mahkeme süreçlerini takip ediyoruz. Türkiye’deki bu meselenin doğru anlaşılmasına çalışıyoruz. Çünkü, öyle kavramlar duyuyoruz ki; canlıyı insanoğlundan ibaret algılayan bir zihniyetle çevre savunması yapıyorsunuz.

Dernek olarak, ileride neler yapmayı planlıyorsunuz?
Yapmaya çalıştığımız şeyin üst başlığı eko kültürel turizm. Turizmi çok tehlikeli bir kavram olarak buluyorum. Ama bir yerden de bir kaynak, bir ağ turizm. Eko kültürel turizm çok kalabalık yapılan bir turizm değil. Ve bölgemize çok uygun olduğunu düşünüyorum. Burada yerel kültürler var, yerel değerler var. Köylerde yaşayan efsane bilgeler var. Dolayısıyla o bilgelerin, bu bilgeliklerinin bir sonraki nesillere aktarılmasıyla ilgili çalışmalar da yapmayı düşünüyoruz.
Buradan ayrıca bir konuyu paylaşmak işitiyorum. İnsanların Laz olmaktan ve Lazca’ya sahip çıkmaktan korkmamalarını rica ediyorum. Çünkü bu binlerce yıldır hafızalarımızdaki dil. Bence bir dünya mirası bir dildir Laz dili. Bu dile sahip çıkmak lazım. (Rize/EVRENSEL)

www.evrensel.net