Kim samimi, kim değil göreceğiz

Kim samimi, kim değil göreceğiz

12 Haziran genel seçimleri yaklaşırken Körfezli kadınlar ücretsiz kreş ve etüt merkezi için hummalı bir çalışma içerisine girdiler Başta “ben siyasetten ne anlarım” diyen Körfezli kadınlar, konu eğitimde, sağlıkta yaşadıkları sorunlara, yoksulluğa, güvencesizliğe gelince susmuyor. Siyasetle yaşamları aras

Arzu Erkan

12 Haziran genel seçimleri yaklaşırken Körfezli kadınlar ücretsiz kreş ve etüt merkezi için hummalı bir çalışma içerisine girdiler

12 Haziran genel seçimleri yaklaştıkça seçim meydanları da ısınıyor. “Çılgın projeler” ortaya atanlar mı dersiniz, “aile sigortası”, “çocuk bütçesi” diyerek dev bütçelerle reklâm filmi çektirenler mi! Bir tarafta işsizlik ve yoksulluğu seçim malzemesi yapanlar, bir tarafta geçim sıkıntısına çare bulmaya çalışanlar...

Seçim dönemleri, çare arayanlar için, “çare bizde” diyerek ortaya çıkanların ne kadar samimi olduklarını da sorgulama zamanı biraz da. Bolca hamasi nutuklar duyduğumuz bugünlerde sesi en az duyulanlarla, yani kadınlarla genel seçimleri ve siyasetle ilişkilerini konuştuk.

Kadınlarla siyaseti konuşmak oldukça zor. Hayatlarına değen her şey hakkında yorum yapanlar söz siyasete gelince bir anda sus pus oluyor. Çünkü kendilerini hâlâ siyasetin çok dışında görüyorlar. Geçim sıkıntısı, işsizlik, güvencesizlik, eğitim ve sağlığın paralı hale getirilmesi, çocuk, yaşlı bakımı gibi konular siyasetin dışında algılanıyor. Siyaset; kelli, felli, şiş göbekli adamların işi olduğu algısı çokça ağır basıyor.

Seçimler deyince bir gülümse beliriyor Suna’nın dudaklarında. “Ben siyasetten ne anlarım” sözü izliyor bu gülümsemeyi. “Tercihini ne belirler?” sorumuzun cevabı ise kadınlara çok tanıdık: “Eşim hangi partiye oy vereceğimi söyler ben de veririm.” Eşi tersane işçisi Suna’nın. Daha 25’inde ve iki çocuk annesi. Çocuklarından biri ilköğretim beşinci sınıf öğrencisi, biri henüz 1,5 yaşında. Evlenince memleketi Dersim’den İzmit’e gelin gelmiş. Belki ondandır çekiyor. Ne sorsak, “Ben okumadım ki, sizin gibi bilmem, anlatamam düşündüklerimi” diyor.

Sohbet ilerleyip de konu okulda yaşadığı sorunlara, küçük kızı hastalandığında yaşadıklarına, tersanede çalışan eşinin iş güvencesinden yoksun çalıştırılmasına gelince susmuyor. Başlıyor yaşamlarını katlanılmaz hale getiren yasaları çıkaranlara veryansın etmeye. Suna’nın anlattıkları hiçbirimize yabancı değil aslında. Kadın emekçilerin durumunu, siyasetle ilişkilerini özetliyor kısaca.

Talepler belirlendi

Suna tek değil. Eşi eski bir tersane işçisi olan Zahide de benzer düşünüyor Suna’yla. Eşi Gemont isimli bir metal fabrikasında çalışan Kibar ise çok öfkeli siyasetçilere. Seçim meydanlarında birbirlerine neredeyse küfre varan hakaretler edenlerin, seçilip parlamentoya geldiklerinde kol kola girdiklerini söylüyor. Siyaset diye sunulandan “tiksindiğini” ifade ediyor. “Yaşadıklarımız artık midemi bulandırıyor” diyor, “Güvenmiyorum hiçbirine. Geçen seçimlerde de zarfın içine boş pusula koydum. Hepsi aynı. Hepsi bize düşman.”

Kibar 35 yaşında, üç çocuk annesi. En küçük çocuğu 3 yaşında olan Kibar, çalışmak istediğini ama çocuğunu bırakacak kimsesi olmadığı için çalışamadığını dile getiriyor. “Ücretsiz kreş istiyorum” diyor.

Canan’ın eşi ise şimdilerde işsiz. Onun da iki çocuğu var. Biri lisede, biri de ilköğretim üçüncü sınıfta. Çocuklarına derslerinde yardımcı olamadığını söyleyen Canan’ın en büyük talebi “ücretsiz etüt merkezi.”

Kampanya başlatıldı

Bu amaçla bir araya gelme kararı alınıyor sohbetin sonunda. Talepleri çok net: Ücretsiz kreş ve etüt merkezi istiyoruz! Ve bir imza kampanyası başlatma kararı alıyorlar. “Kapı kapı gezip imza toplayacağız. Kim bizimle olacak, kim köstek olacak göreceğiz” diyorlar. “Kampanyayı seçimlerden önce yapacağız ve partilerin tutumuna göre de kararımızı vereceğiz” diye de ekliyorlar.

12 Haziran genel seçimleri yaklaşırken Körfezli kadınlar taleplerini hayata geçirebilmek için ilk adımı atıyorlar. Kadınlar siyaset

www.evrensel.net