Patron için kalkın, kalkın nereye kadar?

Patron için kalkın, kalkın nereye kadar?

10. Kalkınma Planı (2014-2018) Meclis Genel Kurulunda görüşülmeye başlandı. Kalkınma Bakanlığının “uzun çalışmalar” sonucunda hazırlanan raporunda “nasıl kalkınacağız” sorusunun cevabı özetle şu: “Dünya piyasasında rekabet edebilecek fiyatla üretip ihracatı arttır, bunun için ücretleri düş

Arif Koşar

Planın 68. sayfasındaki Büyüme Stratejisi şemasında daha teknik bir dille şöyle deniliyor: “Verimlilik artışı ve sanayileşmenin hızlandırılması yoluyla ihracata dayalı, özel sektör öncülüğünde, rekabetçi üretim yapısının geliştirilmesi.” Beklenen sonuçsa: “Yüksek ve istikrarlı büyüme.”

İhracatın arttırılması için en önemli bileşen ise verimlilik artışı: “Plan hedeflerine ulaşma yolunda verimlilik artışına öncelik verilecek ve ekonomimizin küresel rekabetteki konumu güçlendirilecektir.”

VERİMSİZ Mİ OLSUN?

Verimlilik tabii sihirli sözcük. Mümkünse her şey verimli olsun! Kimse itiraza cesaret bile edemez. Ne yani? “Verimsiz mi olsun” karşılığı altında ezilmekten kurtulamaz.

Ancak verimliliğin nasıl sağlanacağı sorusunun cevabı da yine Kalkınma Planında mevcut. Biz soyutlayarak söyleyelim: Genel olarak iki yolu vardır: Bir; işçilerin daha fazla ya da yoğun çalıştırılarak, buna uygun çalışma ve örgüt biçimleri geliştirilerek daha ‘iyi’ sömürülmesi: Moda deyimle esnekleştirme ya da esnek çalışma... İki; teknolojik düzeyi yükseltme. Ama sermaye bunu öyle bir yapar ki; bu da döner dolaşır yine esnek çalışmayla birleşir. Bu laf kalabalığının özeti şudur ki; “kalkınma” planının temelinde; işçiyi çok çalıştırıp az vererek ‘ucuz’ üretimi arttırmak, sermayeyi palazlandırmak, buradan ihracatlanmak vardır.

Peki ekonominin şöyle heybetli bir kalkınması için plana göre verimli iş gücü ne yapar?


1-KALKINMANIN KIDEMİ

Önce sermayenin artık kronikleşmiş dertlerinden birisini çözer: Kıdem tazminatı almak istemez. Sermaye için kendini feda eder: “Sosyal taraflarla diyalog içerisinde tüm işçiler açısından erişebilirliğin sağlanacağı, bireysel hesaba dayanan kıdem tazminatı hesabı oluşturulacaktır.” (madde-320) Hükümetin özellikle 2011 yılında somut bir biçimde gündeme getirdiği ama tepkiler üzerine geri çekmek zorunda kaldığı “kıdem tazminatı reformu” anlaşılan o ki; önemli bir kalkınma hedefi... İşçiler için sınırlı da olsa bir iş güvencesi ve işten atılmaları halinde rahatlatıcı bir gelir güvencesi olan kıdem tazminatı 10 yıl sonra alınabilecek bir bireysel emeklilik hesabına dönüşünce memleket kalkınacak. Neden mi? Çünkü sermaye hiçbir maliyete katlanmadan istediği zaman istediği işçiyi kapının önüne koyabilecek. Bundan büyük kalkınma mı olur?


2-TAŞERONA SAYGI

Verimli işçi taşeronda anası ağladıkça sabırla inleyecek. Kalkınma için taşeronluğa saygı duyacak. Planda üstün körü şöyle geçer: “Alt işverenlik uygulamasının yeniden düzenlenmesi.” (sayfa 184) Nasıl bir düzenleme? “Taşeron işçilere müjde” başlığıyla verilmişti. Hükümet taşeron işçileri kurtaracaktı... Tam “Allah razı olsun” denilecekti ki, gelen düzenleme gideni aratır boyutta olmuştu. Tabii, sendikaların tamamı bakanlığın toplantısında kazan kaldırdı. Olacak iş değildi. Taşeronlaştırma sınırlanacak derken iyice gevşetilerek her alanda uygulanabilecek bir düzenleme haline getirildi. Eskisi farklı mıydı? Değil. Ama hükümet, yasal olarak da taşeronlaştırmanın önündeki tüm engelleri kaldırmak istiyor. En azından sendikalara sunduğu düzenleme bunu öngörüyor.


3-ESNETEREK SÜNDÜRME

İşçinin yaşamı esnetile esnetile sündürülecek: “Esnek çalışma biçimlerinin çalışanların haklarını gözetir biçimde yaygınlaştırılması.” (sayfa 184) Ana başlıksa “Güvenceli esnekliğin sağlanması”. Esneklik... Güvenceli... Çalışanların haklarını gözetmek... Bunların bir arada olması ancak yan yana yazınca mümkün. Esnek çalışma zaten; güvenceli, sendikalı, insanca çalışma koşullarının olduğu çalışma düzeninin esnekleştirilmesini öngördüğü için esnek çalışma adını almıştır. Yanına “güvenceli” kelimesi, Avrupa’daki uzlaşmacı sendikaların esnekliği kabullenir hale getirme çabasından eklenmiştir. Sonra da esnekliğin güvencesi olurmuş gibi kendi yarattıkları kavram saçmasına kendileri inanmışlardır. Mesela sayısal esneklik. Sermayenin işyerinde çalışan sayısını, hiçbir maliyete katlanmadan işyerinin ihtiyacına göre esnek olarak hızla değiştirebilmesi. Yani maliyetsiz işten atma hakkı. Şimdi bunun güvencesi olabilir mi? Başına güvence eklendi diye bu hak gaspı kalkınma anlamına gelir mi?


4-ÖZELİNDEN İSTİHDAM

“Verimli” işçi, özel istihdam bürolarına kaydolacak, bir o yana bir bu yana, ne zaman nerede iş olursa oraya hızla koşacak: “AB normları çerçevesinde özel istihdam büroları aracılığıyla geçici iş ilişkisi uygulamaları yaygınlaştırılacaktır.” (madde - 322) Bu da hükümetin en gözü kara yaklaşan uygulamaların birisi olarak görülebilir. Avrupa’da bazı fabrikalarda örneğin 15 yıllık özel istihdam büroları aracılığıyla geçici iş ilişkisine tabii olan işçi var. Yani 15 yıldır geçici işçi! Geçici işçilik sermaye için taşeron sisteminden de cazip. Çünkü, işçinin bütün sorumluluğu işyerinden sorumlu patrona değil özel istihdam bürosuna ait. İşyerinde örgütlenmesi yasal olarak mümkün değil. Hak talep edecekse, muhatap işyerinin sahibi değil, bireysel iş ilişkisinin karşı tarafı olan özel istihdam bürosu patronu... Sendikalar “kölelik bürosu” diye tanımlıyorlar ki, bu benzetme hakkını veriyor.


5-İŞTE VE EVDE İTİNAYLA

“Verimli” kadın işçi, iş ve aile yaşamını öyle bir uzlaştıracak ki; hem esnek çalışacak, hem de ev işlerini itinayla eksiksiz yapacak: “İş gücüne ve istihdama katılımın artırılması amacıyla iş ve aile yaşamını uyumlulaştırma politikaları hayata geçirilecek ve istihdam teşvikleri etkinleştirilecektir.” (madde - 315) Esnek çalışmayı meşrulaştırmak için sermayenin en çok kullandığı argümanlardan birisi kadın istihdamını artırmak. Ama ev işlerini yapan kadın nasıl işçi olacak? Kalkınma Planındaki uzlaşmanın esası şu: Kadınlar ev işlerinin mutlak sorumlusudur! Başka çaresi yoktur. Kreş, hele ev işlerinin kamulaştırılması mümkün değildir! Erkek de yapamaz. Kadın işçi de bu nedenle hem işte esnek çalışmayla iliklerine kadar sömürüyle muhatap olacak hem de evdeki ataerkil sömürü sürecek!


6- ‘VERİMLİ’ KAMU EMEKÇİSİ!

“Verimli işçi” olur da “verimli kamu emekçisi” olmaz mı? “Kamu personelinin verimliliğinin arttırılması amacıyla etkin bir performans sistemi oluşturulacak ve hizmet, personel, ücret ilişkisi daha sağlıklı hale getirilecektir.” (madde - 384) “Kamu personel sisteminde uygun iş ve kuruluşlardan başlanarak esnek çalışma modeli geliştirilecektir.” (madde - 385) Neoliberalizmin amentüsüyle kamu yönetiminin temel ilkesi “işletme tarzı” yönetim olunca... Kamu çalışanına da düşen: * Ne kadar iş o kadar maaş. * Belirli çalışma saati yerine ne zaman iş o zaman çalışma sistemi. * Verimsiz mi; kapı önüne. * Yükselme kriteri mi? İktidardan, hizmet hareketinden yollu... vb. (İstanbul/EVRENSEL)

www.evrensel.net