‘Her şey 20 cent için değil’

‘Her şey 20 cent için değil’

Brezilya’da son haftalarda bir anda ortaya çıkan ve ülkenin dört bir yanına yayılan gösteriler,  dünyanın dikkatini bu ülkenin üzerine çekti. Financial Times gazetesi, Brezilya’daki olayları,  “Artan refah her zaman daha özgürlükçü bir siyaset getirmiyor” diye değerlendirdi.Aynı

Erol Anar

Aynı manipülasyonu, “40 milyon yoksul insanı orta sınıfa geçirdiğini” söyleyerek Başkan Dilma Rousseff de yapmaya çalıştı. Oysa, bizzat yıllardır yaşayarak gördüğüm gibi, bırakın milyonlarca yoksulun “orta sınıfa” geçmesini, “orta sınıf” denilen insanlar her geçen gün daha yoksullaşıyor.

Brezilya ve Türkiye için aynı şey söyleniyor: “Ülke büyüyor, kişi başına düşen gelir ve refah artıyor.” Bunları duyunca kendi kendime diyorum ki, acaba ben uzayda mı yaşıyorum, yoksa dışarıdan bakınca gerçekten öyle mi görünüyor?
Brezilya’daki halk hareketi, toplu ulaşım fiyatlarına yapılan 20 cent’lik bir zamla patladı. Fakat daha sonra göstericiler tarafından dile getirildiği gibi, “her şey 20 cent için değil!”

Önceleri Facebook üzerinden organize olan gençler çıktı sokağa. Sonra toplumun diğer kesimleri. Sermaye nasıl küreselleştiyse, emek de ve ezilenlerin hareketi de küreselleşti.

İÇ KOŞULLAR BASKIN

Brezilya’daki gösteriler, Türkiye’den belki bir ölçüde esinlendi. Ama isyanın dinamiklerine baktığımızda, daha çok iç koşulların baskın olduğunu görebiliriz. Son yirmi yıldır karnavallarda dans etmek dışında sokağa çıkmayan Brezilya halkı adaletsizliklere, rüşvete, bozuk sağlık ve eğitim sistemine karşı patladı.

Şu an, Topraksız Köylüler Hareketi, sosyal hareketler, kadın hareketleri, sendikalar ve kitle örgütleri de sokağa çıktılar. Dilma ile sendikacılar arasında geçtiğimiz Çarşamba günü yapılan toplantı anlaşmazlıkla sona erdi. Yapılan bir araştırmaya göre halkın 75’i gösterileri destekliyor. Halk şimdiye dek birkaç kez kazandı devlete karşı. İlk olarak, yapılan zamlar geri alındı. Sonra da gösterilerin ana taleplerden biri olan PEC 37 yasa tasarısı düşürüldü ve gündemden çıktı. PEC 37 yolsuzluk, rüşvet ve çeşitli birçok yasadışı uygulamanın araştırılmasında ilgili bakanlığın yetkilerini önemli ölçüde kısıtlıyordu.

Ancak halkın daha çok talebi var. Kaliteli eğitim ve insani bir sağlık sistemi bu taleplerin başında geliyor, rüşvet alanların cezalandırılması istemleri öne çıkıyor. Ayrıca Dünya Kupası organizasyonu için harcanan 15 milyar dolardan fazla para, halkın sabrını taşırdı.

Halkın talepleri için hükümet daha önce hiç çalışmadığı kadar çalışıyor görünüyor, yeni projeler yapıyor. Bunlardan biri, yabancı doktor ithali, ucuz olduğu için özellikle Küba’dan. Kübalı doktorlar Venezuela’da da hizmet veriyorlar.

Son olarak önceki gün Senato, halkın ana gündem maddelerinden birisi olan rüşveti “iğrenç bir suç” olarak niteledi. Şimdi yasa, Kamara’da oylanacak ve geçerse yürürlüğe girecek.

YALNIZCA HÜKÜMET DEĞİL, SİSTEM KRİZİ

Brezilya’daki kriz, yalnızca on yıldan fazla bir süredir iktidarda olan İşçi Partisi (PT) hükümetinin değil, sistemin bir krizidir. Neoliberal kalkınmacı ekonominin kitlelere getirdiği yoksullaşma, gelir dağılımındaki uçurum, yetersiz temel eğitim ve sağlık hizmetleridir. Ayrıca Brezilya özelinde, yine sistemin bozuk yapısından türeyen uyuşturucu ticareti ve “adli suç” oranının yüksekliği dikkat çekmektedir. Bu sistem, bir gün patlamak zorundaydı, çünkü kitlelerin sisteme artık sabrı ve inancı kalmamıştı.

Bu, emekçi ve yoksulların ve halkın diğer kesimlerinin neoliberal kapitalist sisteme bir başkaldırısıdır. Yani özünde bir hükümet değil, bir sistem krizidir.

PT hükümeti birkaç revizyon ile en azından halkın şu anki baskısından kurtulmayı ve tepkileri zamana yayarak yok etmeyi planlamaktadır. Ancak neoliberal kapitalist sistem artık öyle bir noktaya gelmiştir ki, birkaç revizyon ile düzelecek yanı kalmamıştır. Sistemi kökten değiştirmek gerekmektedir. Belki bu, bugünden yarına hemen olacak bir şey değil, ama önemli olan, kitlelerin bunun farkına varması ve kendi güçlerini önemsemeleridir. İşte Brezilya’da olan da budur.

GECEKONDULAR UYANDI

Rio de Janeiro’nun en yoksul morro’larından (tepedeki gecekondu semti) binlerce insan kent merkezine doğru yürüyerek, Vali’nin lüks apartmanının karşısına kadar geldiler. Temiz suyun, kanalizasyonun olmadığı bir gecekondu bölgesinde yaşayan halk şöyle diyordu: “Rocinha da uyandı!” Halk teleferik değil, insani hizmet beklediklerini söylüyor.

Uzaklarda yanan gecekonduların ışıkları, aşağılarda lüks apartmanlara kadar ulaşıyor. Gece mavisi bir gökyüzü altında gecekondu halkı kaldırım kenarından akan bir su gibi kent merkezine akıyor. Ve onlar diyorlar ki “Artık dev uyandı!” Ve haklarını istiyorlar.

Gökyüzü yıldızsız bu gece belki, ama insanlar birer yıldız olmuş yeryüzüne inmiş sanki. Apansız bir uyanış, terli bir silkinme. Halk su olmuş akıyor, özgürlük olmuş geleceğine yürüyor. Devler işte böyle birdenbire uyanırlar.

www.evrensel.net