30 Haziran 2013 04:29

Canavarın zamanı yok

“Pir Sultan Abdal’ım ben de böyleyimEmir Hak’tan geldi kime ne deyim?Derdim çoktur hangi birin söyleyeyim?Yürekte yaralar türlü türlüdür.”Sivas katliamının 20. yılına geldiğimiz şu sıralarda dillerde bir “süreç”...Canavarın bir masal kahramanı olmadığı günlerden ge&

Canavarın zamanı yok

Fotoğraf: Emrah Yorulmaz/AA

Paylaş
Zeynep Altıok Akatlı

Emir Hak’tan geldi kime ne deyim?
Derdim çoktur hangi birin söyleyeyim?
Yürekte yaralar türlü türlüdür.”

Sivas katliamının 20. yılına geldiğimiz şu sıralarda dillerde bir “süreç”...
Canavarın bir masal kahramanı olmadığı günlerden geçiyoruz.
SüreçLER, açılımLAR derya deniz. İleri demokrasi kepçeyle süreç dağıtıyor.
Olmayan tek şey sevgi ve barış!
Madem süreç konuşuyoruz, 20 yıl geriye donelim. Alevilerin üzerinde yüzyıllardır kurulan baskılardan, katliamlardan geçelim. Hızır Paşanın kıydığı Pir Sultan Abdal’ın izini sürüp, Koçgiri’den, Dersim’den, Maraş’tan, Malatya’dan, Çorum’dan, Gazi’den  geçelim, Sivas’a varalım.

AYNI GÖKYÜZÜ AYNI KEDER!

“Değişen bir şey yok, ölüm hariç. Aynı gökyüzü, aynı keder!” 20 yıl önce bizi bu günlere getiren planlı geriletme hareketiyle başlayan ‘süreç’ten söz eden yok!
 Zamansız bir canavarın elindeyiz. Demokrasi onun malı. Süreç iki dudağının arasında. Barış bizlere lütfu. Gün günden kuvvetlendi, palazlandı canavar. Ölülerimizi ileri bir demokrasiye kurban etti. Adaleti sadece kendi ideolojisini korumaya malzeme yaptı. Sistemleri çürüttü. Öldürülen aydınlık insanların üzerine basa basa yükseldi. Katillerden nefer, onları savunan avukatlardan devlet adamları, zulmünü sürdürebilir kılmak için “destan yazan” polisler yarattı.
Yetmedi katliamları siyasi malzeme yaptı. Partisinin grup toplantısında ‘literatürde varsa’ başkasının yerine Dersim için özür dilerken, öyle yüce gönüllüyken, Roboski’yi meşru kılıp insanlık suçlarının zaman aşımına uğrayışını  ‘hayırlı’ buldu. Canı yanmışların yitirdikleri insanları anmasına yasak getirip evladını kaybetmiş analara, yıllarca zulüm görmüş Kürtlere, Alevilere gaz ve sopalarla saldırdı.

ZULMÜNDEN BESLENİYOR CANAVAR

Gün geldi ilk kez tüm zulmettikleri toplumun her kesiminden vicdanlı insanlar özgürlük ve barış sembolü ağaçlar için ‘yeter’ (!) dedi. Yine yetmedi! Kitap okuyan, şarkı söyleyen, halay çeken, şiddete başvurmadan onuruyla direnenlere savaş açtı. Zulmünden, kibrinden, kudretinden besleniyordu canavar. Tıpkı önceden olduğu gibi, yeni canlara kıydı. “Affedersiniz” Rumlar, Yezidiler, “Ermeni piçleri”, Zerdüştler, çapulcular, ayyaşlar kısacası “bunlar” yoluna çıkıyorsa şiddeti artırmak gerekliydi. Göğsünü gere gere “Emri ben verdim” dedi. Cenazeyi yürütmedi, ölene “Bayrak yaktı zaten” dedirtti. O da bir Aleviydi neticede...
 Ama süreç ne pahasına olursa olsun devam etmeli. Barış zaten Kürtlerle yapılacak. Alevilere de bir parmak bal iyi gelir. Madem küsüyorlar tez akiller arasına kendine Alevi biri alına, köprünün adı kalacak, ama tez bir üniversiteye Pir Sultan adı verile, dedelere maaş bağlana... İşte demokrasi... İşte halkların özgürlük hakları...
 3-4 yaslarındayken bir büyük şaire, Turgut Uyar’a “Canavarın zamanı yoktur” demişim. O da “Çünkü Zeynep diye bir kız çocuk/ ‘Canavarın zamanı yoktur’ demişti / Yıllarca araştırdım bulamadım aslını/ Kim bilir belki de haklıydı” demiş.
Bugün  ben de  anladım, haklıymışım. Yetmez ama, evet! Canavarın zamanı yokmuş. Doyma eşiği de olmadığı gibi...
HAYIRLI OLSUN!

ÖNCEKİ HABER

Halk isyan ettiğinde hekimler de isyancı olur

SONRAKİ HABER

Kılıçdaroğlu, CHP Parti Meclisi toplantısı öncesinde konuştu

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa