Yok edilen ormanlar ve

Yok edilen ormanlar ve 'özel ağaçlandırma'

Başbakanın “Kestiğimiz ağaçların yerine milyarlarca ağaç diktik” sözünü dikilen  ağaçları sayamayacağımızdan sınamamız zor, fakat rakamlarla olmasa bile böbürlenerek söz ettiği ağaçlandırmayı hangi amaçla ve neyi hedefleyerek yapmaya çalıştıklarını görebiliriz.Orman Genel M&uum

Yusuf Gürsucu

Orman Genel Müdürü iken 2007 seçimlerinde AKP milletvekili olan Osman Kahveci şöyle bir açıklamada bulunmuştu; “Devlet ormancılığından millet ormancılığına geçiyoruz”. 2011 seçimlerinde  yeniden vekil olan dönemin Orman Genel Müdürü, 2005 yılında yaptığı bir başka açıklamada ise; “Her türlü orman faaliyetinde özel sektörden yararlanmak istiyoruz. Değişmezsek değişimin ayakları altında ezileceğiz. Tüccar gibi davranmazsak batma sinyalleri verip maaşları bile ödeyemez hale geleceğiz”. Bu sözleri orman genel müdürü iken ifade eden zat sonrasında ödüllendirilerek 2007 yılından bu yana ‘hizmetlerine’ mecliste devam ediyor.  AKP hükümetinin ormanlara yönelik tüm politikası bu anlayıştan ibarettir.

ÖZEL AĞAÇLANDIRMA

Yüz binlerce hektar ormanlık alanı talana kurban etmiş bir sermaye iktidarının 2 milyar küsur ağaç diktik demagojisinin arkasına gizlenerek yaşamın her alanında yaptığı gibi ormanların tamamını sermayenin talanına açması bizim için sürpriz değildir. “Devlet ormancılığından millet ormancılığına geçtik” sözünün bir anlamı vardır, o da başbakanın “çapulcular” olarak görüp “ayaklar baş olamaz” diye nitelediği milletten ne anladığını açıkça ortaya sermektedir. Onun milleti bir avuç sermaye sınıfından gayrı hiç kimse değildir. Millet ormancılığına alıntılarla devam edelim, sevgili hocamız Doç. Dr.Yücel Çağlar bir açıklamasında bazı tespitlerde bulunmuş,“Özel ağaçlandırma” çalışmalarının % 72,5’i “devlet ormanı” sayılan arazilerde; %23’ü Hazine arazilerinde ve yalnızca 4,5’ü tapulu arazilerde yapılmıştır. Yücel Çağlar bu veriler ışığında şöyle bir soru soruyor: “Neden ‘devlet ormanı’ sayılan yerlerde, nasıl, kimlerin yararına ve ne pahasına özel ağaçlandırma?”
Özel ağaçlandırma çalışmalarıyla 2010 yılı sonuna kadar “devlet ormanı” sayılan alanlar, “12.5 bin hektar fıstıkçamı, 7.2 bin hektar badem, 4.5 bin hektar ceviz, 2 bin hektar harnup, 1.3 bin hektar kestane, 1.5 bin hektar kavak ve biner hektar arazi defne, melengiç ve antepfıstığı” bahçesine dönüştürülmüş. Ormanların yok edilip yerine konan şey, orman niteliğinden çok uzak, sadece sermaye için yeni birikim alanları yaratmaktır. Biliyorsunuz Karadeniz bölgesinde çay ve fındık ekim alanlarının büyük bölümü üretici köylünün elinden alındı kalan alanlarda ise üretim sınırlandırıldı. Sökülen fındık bahçeleri enerji santralleri ve diğer sanayi üretim alanları haline getirildi. Bunun en açık örneği Samsun’da kurulan OVM adlı şirketin sahibi olduğu enerji santralidir. 1.sınıf tarım toprağında ve fındık bahçeleri sökülerek hem de toprak koruma kurulunun kararı ile bu santral inşa edildi.
Peki,“ özel ağaçlandırma” alanlarında başka ne gibi uygulamalar var bir bakalım; “Açma ve işgal suretiyle orman sayılan yerlerde kurulu fındık ve çay bahçelerinin sökümü neticesi meydana gelen arazide talep sahiplerine; özel ağaçlandırma, erozyon kontrolü, özel imar-ihya ve özel enerji ormanı izni” verilmektedir. Özel ağaçlandırmanın amacı ormanların özelleştirilerek sermaye eline verilmesinden başka bir şey değildir. Kesiyoruz ve yerine dikiyoruz dedikleri şey yukarıdaki gerçeklerden ibarettir.

GEZİ PARKI VE İSTANBUL ORMANLARI

Gezi parkı İstanbul’un merkezinde yeşil kalmış bir avuç yer. Bu park AVM ve Rezidans yapımı için sermayeye peşkeş çekilmek istenmektedir. Bu peşkeş sürecinde halkın büyük direnişiyle karşılaşan AKP hükümeti geri adım atarak Taksim’i ve gezi parkını direnişçilere terk etmek zorunda kalmıştı. Sonrasında ise polisin faşist saldırıları tüm Türkiye’nin ayağa kalkmasına yol açmıştır. Demagoji ve yalanlarla halkın başkaldırısını bertaraf etmeye, insanları işkenceden geçirip cezaevlerine doldurarak, polis saldırılarında insanların öldürülmesini aynen Hopa’da Metin Lokumcu’nun öldürülmesinde olduğu gibi yok sayıp katilleri kutsaması ülkede sermaye diktatörlüğünün faşist diktatörlüğe doğru hızla yol aldığının açık göstergesidir.
Çevrecinin daniskası olduğunu söyleyecek kadar doğayı ve yaşamı “ti” ye alan bir insan ve hükümeti tarafından yönetilmekteyiz. İstanbul Belediye Başkanı olduğu dönemde “3. Köprü İstanbul için bir cinayettir” diyen Başbakan bugün karşı çıkanları vatan hainliği ile suçlayabilmektedir. 3. Köprü güzergâhı ile açıkladıkları 3. Havalimanı ormanların ve su havzalarının üstüne yapılmaktadır. Türkiye’nin ilk ormancılık okulunu kapatıp okulu bir cemaate kiralaması ormanlar için duydukları ‘samimi’ duyguları bize göstermektedir. Fatih ormanının içinde yer alan İstanbul Orman İşletme Müdürlüğünün işgal ettiği 180.000 metre karelik alana ek olarak 175.000 metre kare alanı da yerleşime açmaya çalışmaktadırlar.

SON SÖZ

Bu günlerde meclis gündemine gelmeyi bekleyen yeni bir kanun tasarı ile ormanlar üzerine yazdıkları yasal senaryoların son noktasını koymaya hazırlanıyorlar.  Yasa tasarısında turizm vb. amaçlı yapılaşmalara 29 yıllığına izinlerin verileceği, orman havzalarındaki yeraltı ve yerüstü su kaynaklarının kullanımı ya da satışı, DSİ eli ile yapılacağı vb. gibi birçok madde orman ekosistemlerinin sonunu getirebilecek gelişmelerdir. Bu saldırılar karşısında düne kadar şaşkınlıkla gelişmeleri izleyen halk ne yapması gerektiğini deneyerek, görerek yaşadı ve öğrendi. Sermayenin ve onun iktidarlarının her şeye muktedir olmadıklarını hayat bize gösterdi. Çıkardıkları yasaları ve uygulamaları geri almalarını sağlamak için yeterince moral ve deneyime sahibiz ve bunu başarmamamız için hiç bir neden yok.

*HDK Ekoloji Komisyonu Üyesi

www.evrensel.net