'Polis destanı': Hem cana hem mala

Başbakan Tayyip Erdoğan’ın Gezi Parkı eylemleri sırasında “Destan yazdılar” diyerek savunduğu polisin, sadece halkın canına değil malına da kastettiği ortaya çıktı.İstanbul’da Osmanbey’deki bir iş hanının güvenlik kameralarından elde edilen görüntülerde, polisin hana sığınan kişileri döverek dışarı &cc

İstanbul’da Osmanbey’deki bir iş hanının güvenlik kameralarından elde edilen görüntülerde, polisin hana sığınan kişileri döverek dışarı çıkardığı daha sonra da düşen telefonu aldığı görülüyor. Telefonu düşen Murat Dilberoğlu, polisin kendilerini dövdükten sonra bıraktığını ve telefonunu ise geri vermediğini anlattı.

16 Haziran akşamı Şişli Osmanbey metro durağında toplanan halkın üzerine polisin panzerle saldırmasıyla sağa sola kaçışanlardan 5 kişi Şair Nigar Sokak’ta bulunan Ölmez Han’a sığındı. Polisin hana doğru geldiğini gören 5 kişi hanın en üst katına çıkıp beklemeye başladı. Güvenlik kamerasına yansıyan görüntülerde apartmanın kapısına gelen polisler kapının camını kırarak içeri giriyor. Kaçanların üst kata çıktığını gören polisler de üst kata çıkıyor. Kamera görüntülerinde polisin hana sığınanları küfürler eşliğinde coplarla, gaz bombası tüfeğiyle dövdüğü görülüyor. Yakaladıkları kişileri asansöre bindirmeye çalışan polisin bundan vazgeçip tekrar dayaklar eşliğinde aşağıya indirdiği görülüyor. Kamera görüntülerinde polisin inmesinin ardından yerde dayak yiyenlerden düşen iki telefon olduğu görülüyor. Kısa bir süre sonra geri gelen bir polisin telefonları yerden aldığı görülüyor.

O gece polislerden yediği dayak sonucu yaralanan ve telefonların sahibi olan Murat Dilberoğlu, polisin kendilerini dışarı çıkardıktan sonra dövmeye devam ettiğini, telefonlarını da geri vermediğini anlattı.

Dilberoğlu, yaşadıklarını şu şekilde anlattı: “Ben de ara sokağa kaçtım panzer geçtikten sonra tekrardan ana yola doğru yürüdüm orada kendi cep telefonumla görüntü alamaya başladım. Ana sokakta insanlar yoktu. İlerde polisin geldiğini gördüm tekrar ara sokağa girdim ve bir iş hanının önünde bekledim. Bu arada polis iş hanına doğru koşunca iş hanına girdim. 5 katlı binanın en üst katına çıktım benimle birlikte 4 kişi daha yukarı çıktı. Aradan 2-3 dakika geçmişti ki polis en üst kata geldi ve bize küfürler eşliğinde vurmaya başladı. ‘Ben boyun fıtığı ameliyatı oldum kafama  vurmayın dedim’ bunu duyunca daha çok kafama vurmaya başladılar. Bir alt kata geldiğimizde önce asansöre bindirmeye çalıştılar sonra vazgeçip asansörden indirdiler. Bu arada cep telefonum çantamdan düşmüştü telefonumu almaya yöneldim ‘telefonum dedim’ daha çok vurmaya başladılar. Bir polis ‘o telefonları al’ dedi. Bir alt kata indiğimizde çantam koptu ve o da düştü. 5 kat aşağı indirene kadar copla dipçikle vurmaya devam ettiler. Dışarı çıktık sokakta ana yola koşmamız istendi önümde iki kişi koştu ben de yürüyemediğimi söyledim 3-5 metre gittikten sonra kendimi yere attım ‘kalk’ dediler ama ben kalkmadım ve orada bıraktılar.

Polisler gittikten sonra iş hanına döndüğünü anlatan Dilberoğlu, “Bir kadınla bir genci de almamışlardı. Kadın kafamdaki kanı görünce bir mendile baskı uygulamaya başladı.

Diğer gençten rica ettim ‘çantamı getirir misin’ diye, genç çantamı getirdi ama telefonların ikisi de yoktu.

Sonra ikimiz çıktık ama telefonlar yerinde yoktu. Çantamı aldım ve iş hanından çıktım. Daha sonra beni almaya gelen arkadaşlarımla Fransız hastanesine girdik ve kafama 2 dikiş atılar. Ama orada yapılan işlem gayriresmi bir şeydi.

Beylikdüzü Kolon hastanesine geldim. Darp raporu aldım ikinci gün de beyin cerrahından 1 haftalık rapor ve ortopediden de 10 günlük rapor aldım. Ortopedi 10 gün sonra görüp tekrar rapor vereceğini söyledi. (İstanbul/EVRENSEL)

www.evrensel.net