İran seçimleri ve Suriye dosyasındaki gelişmeler

İran seçimleri ve Suriye dosyasındaki gelişmeler

Bölgede gelişmeler birbirini takip etmeye devam etti. İran seçimlerinden başlayalım.İran seçimlerinde Cumhurbaşkanlığa Hasan Ruhani seçildi. Seçim sonuçları Arap medyasında, ABD medyasına paralel olarak İran’ın izlediği dış politikayı değiştirecek bir hat izleyeceği beklentisiyle önceki yönetime karşı bir ‘

Ali Karataş / Yusuf Ertaş

Bölgede gelişmeler birbirini takip etmeye devam etti. İran seçimlerinden başlayalım.

İran seçimlerinde Cumhurbaşkanlığa Hasan Ruhani seçildi. Seçim sonuçları Arap medyasında, ABD medyasına paralel olarak İran’ın izlediği dış politikayı değiştirecek bir hat izleyeceği beklentisiyle önceki yönetime karşı bir ‘devrim’ olarak yansıtıldı. Hasan Ruhani’nin büyük çoğunlukla kazanması, “reformcuların zaferi” olarak yansıtılırken, İran’ın bölgede ve özellikle Suriye’de oynadığı rolü beklentiler doğrultusunda değiştireceği yorumları yer aldı. Assafir gazetesinden aktardığımız makale, Ruhani’nin seçilmesini “devrim” değil, “yenilenme” olarak tanımlıyor ve zaferinin nedenlerini irdeliyor.

SURİYE YİNE MERKEZDE

Suriye dosyası geçen hafta da dünyanın ve Ortadoğu’nun merkezindeydi. G8 ülkelerinin İrlanda’daki toplantılarında Suriye ile ilgili alınan kararlar, Suriye Hükümetinin müttefiki Rusya Devlet Başkanı Putin’in başarısı olarak değerlendirildi.

Suriye’nin Dostları adıyla 11 ülkedengelen temsilciler Cumartesi günü Doha’da toplantı. Katılımcılar Muhaliflere acil yardım sağlanması konusunda anlaştı. Körfez kaynakları, iki ay önce isyancılara küçük ölçekli uçaksavar füzeleri sağlamaya başlayan Suudi Arabistan’ın gelişmiş silah teslimatını hızlandırdığını belirtiyorlar. Burada muhalif güçlerin silahlandırılmasındaki beklenti; muhaliflerin  Kuseyr’de kaybettikleri itibarı Halep çatışmalarında kazanmaları.

Bu gelişmelere eş zamanlı olarak Ürdün ve ABD kuvvetlerinin düzenlediği ve 19 dost ve kardeş ülkenin katıldığı “hızlı aslan” tatbikatı yapıldı. Ürdün Genel Kurmay Başkanı Meşal Muhammed Zabin, “hızlı aslan” tatbikatının Suriye ile bir ilgisinin olmadığını söyledi. Kısa bir süre önce patriotları sınırlarına yerleştiren ve bir milyona yakın Suriyeli mülteciyi barındıran Ürdün’de böylesi bir dönemde yapılan bu tatbikatın Suriye ile ilgili olmaması pek de mümkün gözükmüyor. Bu arada belirtelim aslanın Arapçadaki karşılıklarından biri ‘Esad.’ Yani tatbikatın ismi  hızlı aslan yerine “hızlı Esad” olarak da okunabilir.

MURSİ, ERDOĞAN’IN YOLUNDA

Bu yorumun nedeni Erdoğan’ın yaptığı gibi mitinglerin benzerini 21 Haziranda Mursi’nin yapmış olması. Yapılan mitingle ilgili yorumlarda, Brezilya halkının Türkiye halkından, Mısır Cumhurbaşkanı Mursi’nin ise Türkiye Başbakanı Erdoğan’dan etkilendiği yer aldı. 15 milyon imza toplayarak Mursi’yi istifaya çağıran Mısırlılar, cumhurbaşkanlığı seçimlerinin yıl dönümü olan 30 Haziranda kitlesel bir miting hazırlığı yapıyor. Mursi yandaşları ise Erdoğan’ın “milli iradeye saygı” mitinglerinden ilham alarak 21 Haziranda Kahire’de Müslüman Kardeşler ve diğer İslamcı partilerin katılımıyla kitlesel bir miting düzenlediler. Mursi’ye bu dönemde yönelen eleştirilerin diğeri “Suriye ile ilişkilerin kesilmesi” kararı. Mısır al yavm’dan aktardığımız makalede Manar Şurbaci, bu kararın sonucunda hem Suriye hem Mısır halkının olumsuz etkileneceğine dikkat çekiyor. Şurbaci yazısında Mısır’ın Suriye’deki kanın durmasında rol oynayabilmesi için oluşan eksenlere karşı tarafsız durması gerektiğini belirtiyor.


RUHANİ’NİN ZAFERİNDEN SONRA İRAN; ‘DEVRİM’ DEĞİL ‘YENİLENME’

Mustafa ALLABAD Assafir

Ilımlı Hasan Ruhani’nin zaferini dünya genellikle memnuniyetle karşıladı. Gelen uluslararası tepkiler bunu yansıttı. Onun birinci turda seçilmesi büyük sürpriz oldu. İran seçimlerinin sonuçları Batılıların tahmin ve beklentilerinin doğru olmadığını ve İran’ın hassasiyetlerini anlamadıklarını göstermektedir. Bunun kanıtı büyük ABD medyasının seçim yarışı başlamadan önceki tanıtımları. Bu tanıtımlara göre radikallerin adayı Said Celili’ydi ve seçimlerin onun zaferi için hazırlandığı öne sürülüyordu. Lakin beklenen olmadı. Daha sonra Batı medyası Ruhani’nin seçilmesini, İran İslam Cumhuriyeti ve temellerine karşı “devrim” olarak niteledi. Bu gözlem İranlıların çoğunluğunun eğilimini göz ardı etmektedir. Açık göstergelerden biri Ruhani ile ilgili tahminlerin yanlışlığının altını çizen Anayasayı Koruma Konseyi’nde çalışmış olması. Seçimler İran’da siyasi bir hareketliliğin olduğunun göstergesidir. ZAFERİN SEBEPLERİ Ruhani’nin Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde beş adayın önünde zafer kazanmasının siyasi sebepleri vardır. Altı faktör bu sonucun ortaya çıkmasında etkili oldu. Bunlardan birincisi reformcu aday Muhammed Rada’nın onun lehine çekilmesidir. Böylece Ruhani, reform isteyen bir kitlenin doğrudan adayı olmuş oldu. Muhafazakâr eksene karşı reformcu eksenin oluşması için uğraşan eski Cumhurbaşkanları Muhammed Hatemi ve Ali Ekber Haşimi Rafsancani’nin açık destekleri zafere katkıda bulundu. İkincisi Muhammed Bakır Kalibek ve Said Celili arasındaki yarış muhafazakâr kitlenin parçalanmasına neden oldu. Üçüncüsü oylama süresinin uzatılması seçime katılım oranını artırdı. Bu uzatma reformcuların seçime katılması için fırsat oldu. Gerçekte Ruhani ılımlıdır, reformcu değildir. Lakin Aref’in onun lehine seçimler başlamadan birkaç gün önce çekilmesi ılımlı ve reformcu giysiyi giymesini sağladı. Dördüncüsü iktisat dosyası ile ilgilidir. Ahmedinecat’ın temsil ettiği kanat İranlıların gözünde ekonomik krizi sona erdirmeye muktedir olmadığı izlenimi yaratmıştır. Beşincisi Ruhani’nin yürüttüğü seçim kampanyası ve “akıl ve umut” sloganıyla ilgilidir. Bu sloganla İran’da geniş kitleleri etkilemeyi başardı. Altıncısı yaşça küçük kitleleri Kalibek ve Celili’nin temsil edememesidir. Seçim nesiller arası bir rekabet doğurdu. Gençlerin oy oranı İran’da %35-45 arasında bir oranı temsil etmektedir. Ruhani seçim kampanyasında dış politika dosyalarındaki üslubu değiştireceği vaadini verdi. Ruhani İran’ın çıkarlarını koruyacak değişiklikler yapacak. Çatışmaları hafifleten bir politika izleyerek bölgesel uluslararası baskıları hafifletmeye çalışacak.


SURİYE İLE İLİŞKİLERİ KESMEDEKİ HATAMIZ

Mısır al yavm/ Manar ŞURBACİ

Mısır’ın devrimden sonra özgürlük için mücadele eden halkların yanında saf tutması son derece doğaldır. Özellikle Mısırlıların kalbinde özel bir yeri olan Suriye halkının yanında. Başlangıcından beri Mısırlı devrimciler, Mısır halkı ve hükümet, Suriye devrimi ile dayanışma içinde oldu. Lakin özgürlük için Suriye’deki mücadelede izlenen yollar pozisyon almak için karmaşıklığa yol açtı. Suriye devriminin barışçıl şekilden iktidara karşı silah kullanan bir noktaya gelmesi özünü değiştirdi. Şu an silahlı karşı karşıya geliş her iki taraf için silahlarla sürekli beslenme talep etmektedir. Burada ortaya çıkan daha önemli gelişme nasıl bir duruş sergileneceğinin karmaşıklaşmasıdır. Suriye’deki savaş birkaç ay içerisinde uluslararası alanda ve bölgesel güçler arasında “vekalet savaşına” dönüştü ve denklemde iki esas taraf oluştu. Her iki taraf da kendi çıkarını yeniden şekillendirmeyi istemektedir.   Rusya, İran ve Hizbullah açıkça iktidarın yanda saf tuttu. Haliç ülkeleri, Avrupa, ABD ve Türkiye ise silahlı muhaliflerin bazı kesimlerine yardım etti. İsrail genellikle perdenin arkasında kaldı sadece belirli anlarda doğrudan ortaya çıktı. Sert bir şekilde süren “vekalet  savaşı” kuruyu da yaşı da yaktı. Suriye devrimi, Şiilere ve Alevilere karşı bir devrim değilken, mezhebi ne olursa olsun istibdat yönetimine karşıyken sorununun ciddiyeti ve karmaşıklığı arttıkça Sünni ve Şiiler arasına fitne sokulması belasına bulaştı.  Suriyeli kardeşlerimizin hak ettiği Suriye’de olanlara önem vermesi Mısır halkının ve hükümetinin açık bir göreviydi. Şimdi cehennem savaşından ve yıkımdan kaçanlara evlerimizi ve kalplerimizi açmamız gerekiyor.   İkincisi Mısır’dan beklenen akan kanın durdurulması için rolünü oynamasıdır. Mısır neredeyse tek başına bu rolü oynamaya uygundur. Suriye devrimindeki bağımsız duruşu “vekalet savaşında” taraf olmaması, kanı durdurmak için temel bir rol oynayabilirdi.  Mısır kendisine başarı olarak yazılmayan dörtlü (Türkiye, Suudi Arabistan ve İran) girişimi ilan etti.  Anlamadığım Suriyeli kardeşlerimizin ve Mısırlıların etkileneceği “Suriye ile ilişkilerin kesilmesi” kararı.  Konferansta söylenen “Suriye’yi destekleme” gerekçesi  İslami kesimlerin içe yönelik örtüsüydü. Cumhurbaşkanı  uyarı yapmadan kararı ilan etti. Mısır’ın Suriyelilere yardım rolünü yok etmiş oldu. Mısır, eğer diplomatik olarak dışarıda olmazsa  Suriye felaketinin durması için rol alamaz. Başlangıçta mezhepsel olmadığı görülen “vekalet savaşının” diğer taraflarını anmadan Mısır’ın neden Hizbullah’a muhalefet ettiğini de anlamıyorum.   Mısır oyunun dışında olursa “vekalet savaşının” bütün taraflarına muhalefet etse bile bir etkisi olmayacaktır.


MISIR VE SURİYE BİRLEŞİK ARAP CUMHURİYETİ

Mursi Hükümetinin ilişkilerini kestiği Suriye ile Mısır arasında güçlü tarihsel bağlar mevcut. Arap milliyetçiliğinin bu iki önemli ülkesi 1 Şubat 1958 yılında Suriye birleşerek Birleşik Arap Cumhuriyeti adı altında yeni bir devlet oluşturdular. Bu devletin kurulmasını Suriyeli Baas yöneticileri şiddetle arzu etmişlerdi, ancak sonuç bekledikleri gibi olmadı. Nasır’ın güçlü denetimi altında Suriye Baas Partisi hızla zayıfladı ve askerlerin durumu kötüleşti. Bunun üzerinde içlerinde Hafız Esad’ın da bulunduğu bir grup Baas kadrosu darbeyle iktidarı ele geçirdiler. 28 Eylül 1961’de Birleşik Arap Cumhuriyeti’nden çekildiklerini açıkladılar. Birliğin dağılmasına karşın Mısır, Birleşik Arap Cumhuriyeti adını 2 Eylül 1971’e değin korudu. O tarihte Mısır Arap Cumhuriyeti adını aldı.


ESAD’IN MÜTTEFİKİ İLK TURU KAZANDI

Abdulbari Atwan/ Al Kuds Al Arabi Putin İrlanda’da sonuçlanan G8 zirvesinden zaferle çıktı. Sonuç bildirgesi bu varsayımı doğrulayan üç temel nokta içermektedir. Birinci olarak;  Suriye krizinin siyasi çözümü için müttefiki Esad’ın gitmesini şart koşan açık ve seçik hiçbir ifadenin bulunmaması. İkincisi; Cenevre 2 Konferansı’nda, Suriye Rejimi’nin Dışişleri Bakanı Velid Muallim ile temsil edilecek olması. Bu da Suriye Rejimi’nin meşruluğunun itirafıdır. Üçüncüsü; zirveye katılanların el Kaide ideolojisini  veya cihatçı İslam’ı benimseyen İslamcı toplulukların ezilmesi konusunda ittifaka varması.


ERDOĞAN’IN TÜRKİYESİ HALA GÜNDEMDE

Türkiye ile ilgili haber ve yorumlar geçen hafta da devam etti. Yapılan haber ve yorumların birkaç başlık aktaralım;

Türkiye modelinin sonu mu? Tarık hamid -Şark Al  Awsat /SUUDİ ARABİSTAN

Taksim’de iki gün; Türkiye’nin özgürlükleri için mücadele devam ediyor.     Ahram Online -/MISIR

Türkiye Hükümeti gösterileri durdurmak için Orduyu indirmekle tehdit ediyor.  Alvatan /KUVEYT

Türk hükümeti gösterileri durdurmak için orduyu kullanma tehdidinde bulundu. Al Ahbar /LÜBNAN

Türk polisi ülke genelinde baskın düzenliyor, onlarca tutuklama. Al Arabia /SUUDİ ARABİSTAN

Polisin İstanbul ve Ankara’da özel adreslere düzenlediği baskınlarda onlarca tutuklama. Rusya Al Yavm

Türk polisi onlarca kişiyi tutukluyor, Başbakan Erdoğan güvenlik güçlerini savunuyor. Daily Star /LÜBNAN

Türkiye’nin “duran adam” eylemi yeni bir protesto biçimi. Gulf News/Birleşik Arap Emirlikleri

Türkiye’deki kargaşa ve sonuçları. El cezire/ KATAR

evrensel.net
www.evrensel.net