Henüz yüzde 20 bile olmamışlara...

Henüz yüzde 20 bile olmamışlara...

Ben yüzde elliyim! Yok canım, benimkisi yaş! Elli yaşındayım. Üzerine bir elli daha koyarsam tamama erebilirim. Şart mıdır? Değil, hem de pek mümkün gözükmüyor.Olsa olsa 85, ki o da zor. Ayrıca açık ve samimiyetle söylemeliyim ki bugüne kadar gördüklerim de oldukça yeterli; ama insan yine de yüzde yüz&u

Eriş Bilaloğlu

Ben yüzde elliyim! Yok canım, benimkisi yaş! Elli yaşındayım. Üzerine bir elli daha koyarsam tamama erebilirim. Şart mıdır? Değil, hem de pek mümkün gözükmüyor.
Olsa olsa 85, ki o da zor. Ayrıca açık ve samimiyetle söylemeliyim ki bugüne kadar gördüklerim de oldukça yeterli; ama insan yine de yüzde yüzü istiyor!
Lafı uzatmadan şu “elli”de ne gördüğümü özetleyim. Özetleyim ki benim ellinin, bugüne kadar gördüklerimin, “ölsem de gam yemem gayri” misali, “yetmez ama” neden oldukça yeterli olduğunu anlayın.
Elbette son 20-25 gün çok özeldi, çok farklıydı ama “düne ait” de bu ülkede çok özel “atmosferleri” soludum. Bugünü anlamak için hatırlatmakta yarar var diye düşünüyorum.
İlk gençlik yıllarım, hemen 80 öncesi. Kitleselliğiyle, enerjisiyle ve kuşkusuz gençliğime denk gelmesiyle özel.
...
91 Ocak. Zonguldak madenci yürüyüşü. Camdan sarkmış şöyle diyordu sendika başkanı: “Arabalarımızı engellediler, gidemiyoruz arabalarımızla; ama ayaklarımız var, yürüyeceğiz.” Kış, kar, soğuk. Bir şehir, koskoca bir şehir, Zonguldak, Ankara’ya yürümeye başladı. Muhteşem, benzeri olmayan bir hareketti Türkiye tarihinde.
Tarih 4 Ocak 1991. Yani 2013 Haziranı’nı yapan 90’lıların büyüklerinin doğduğu yıllar. Mutlaka mayanızda izi vardır Zonguldak direnişinin. (Kısacık bakmak isterseniz: http://alkislarlayasiyorum.com/icerik/114121/buyuk-madenci-yuruyusu-4-ocak-1991)
...
Seksenlerin ilk yarısında başlasa da 90’lı yıllardan bugüne uzanan, yani 90’lıların bütün yaşamı boyunca “gördükleri” Kürt isyanı. Bu coğrafyanın neresinde doğmuş ve yaşıyor olursanız olun etkilendiğiniz açık. On binlerce cana mal olan, yeni doğanından yaşlısına bütün Kürtleri sarıp sarmalayan bir isyan hareketi. Şimdi (içinde yer almıyorsak) daha iyi fark ettiğimiz gibi, sahibinin sesi bir medyadan izleyip yalanlarla şekillendirilerek “yorumladığımız” bir isyan. En basitinden “camiye ayakkabılarla giren, camide içki içenler” gibi hani. İşte o isyanın Diyarbakır Newroz’ları. O atmosferin özel havası. Kim ne derse desin (hatta Kürtler bile) Taksim’den Kızılay’a, Tunalı Hilmi’den Kadıköy’e… Her yerde o havadan da vardı.
...
Tekel direnişi. 2009 sonu, 2010 başı. 90’lıların küçüklerinin doğduğu yıllar. Böyle bir havayı da soluduğum için ne kadar şanslıyım. Ama siz de soludunuz. Tekel direnişi sadece Ankara’da olmadı, hava tüm Türkiye’yi sarıp sarmalamıştı. Soludunuz siz de kısacası.
Ve evet, 2013 Haziran’ı. Ciğerlerimiz bir kez daha güçlü bir hava ile doldu. Bu topraklarda Başbakan’ın ifadesiyle “O’nun polisinin” her türlü çabasına rağmen gaza gelmeyen, ama yoğun gaz altında sorduğum 90’lıların büyük çoğunluğunun ifadesiyle “özgürlük ve yaşamını savunmak isteyen” sizlerin cesaretiyle başlayan “gezi’deyiz”.
Şimdi yüzde elliyi, yani beni “önemserseniz” bir vakit ayırıp bir kez daha bakın siz de bir parçası olan bu havalara.
Sonra..
Sonrası...Soluduğumuz havanın tamamen özgürlük, adalet, eşitlik ve bunlarla şekillenen barışla oluşmasını sağlamaya ve o havayı daim kılmaya…

www.evrensel.net