CHP benim partim değil

CHP benim partim değil

Merhaba ben Cem Kaygusuz. Erzurumlu Alevi bir yurttaşım. Yıllardır ailemdeki büyükler hep CHP’yi savundular, bizim partimizmiş gibi gösterdiler. Bir nevi onları da kandırmışlardı. Aynı zamanda tekstil işçisiyim ve Halk Partisi sanki işçileri de savunur gibi  kabul edilmiş. Ancak ben gördüm ki CHP’nin Alevilerin sorunları kar

Cem Kaygusuz

Ne tesadüftür ki Alevi katliamlarında ya hükümet eden, ya da sesiz kalan taraf olmuştu. Bu yönüyle beni savunan bir parti değil. Bir işçi olarak ise beklentilerim daha çok idi. İş yerlerinde yapılan haksızlıklara asgari ücrete, çalışma saatlerine, sigorta gibi  önemli konularda en azından vaatte bulunmasını beklerdim. Bir sendika başkanının aday olarak bile çıkması politikada bir değişiklik yapmasına sebep olmadı. AKP ile yarışıp size 600 TL vereceğim deyip kandırmaya çalıştı. Sanki biz ondan sadaka istiyormuşuz gibi AKP ile bunun yarışına girdi. Belli oldu ki işçi kısmını  gene pas geçip, patronlara yöneldi. Zaten bağıra bağıra kendi kimliğini ifade etmeyen (Alevi’yim, Kürt’üm) adamın bana faydası da olmazdı. Bunlardan dolayı CHP üyeliğimden istifa etmeyi düşünmeye başladım. O sıralarda bir arkadaşım hafta sonu işçilerin, sorunlarının konuşulduğu bir kurultay olacak dedi. Ben de bu kurultaya katılmaya karar verdim. Daha önce böyle bir kurultaya katılmamıştım. İçeriye girdim oturdum ama sanki kendimi evimde gibi hissettim.
 Masadaki arkadaşlarla tatlı bir sohbet başladı. Bu çok hoşuma gitmişti. Sonra herkes sırasıyla konuşma yapmaya başladı. Konuşmaları dinlerken bir çok sorun olduğunu ve bunun çözümlerinin nasıl olacağını az çok kavramaya başladım. Ortam o kadar doğaldı ki bir ara ben de konuşmayı düşündüm. Eğer konuşsaydım kurultaydan işçi evleri kurulmasını isterdim çünkü işçiler korkuyor ve hakları konusunda bilinçsizler. Bu evler sayesinde işçiler sorunlarının çözümlerini bulabilecek  ve işçi dayanışması buradan başlayabilecek. Kurultayda dikkatimi çeken bir diğer şeyse herkese söz hakkı verilmesiydi.

İnanın bana hiç bir parti toplantısında bu hakkı bulamazsınız.  Bir de “örgüt” kelimesinin daha farklı kullanılması. Belki biliyoruz örgüt demek birleşmek ve ilerlemek anlamına geliyor.

Ancak bir işçinin  bakışı farklı bu kelimeye başka örgütlerle birleştirilip sanki terör örgütüymüş gibi biliniyor. Bunu daha sade kelimelerle anlatabiliriz. Birleşme dayanışma destek gibi. Bir diğer konu sendika başkanlarının maaşları kafama çok takıldı. 20 ila 60 bin lira arasında değişiyormuş.

İşçi asgari ücret alırken onların bu paraları alması doğal değil bence. Belli bir limiti olmalı. Olmalı ki beni daha iyi savunabilsin. Benim koşullarımı anlamayan zenginlik içinde olan birisi beni anlayamaz. Verilen bu paralar oralarda rant alanı oluşturuyor. O zaman da başa geçmek için ayak oyunları başlıyor. Bu durumlar da kesinlikle işçiye zarar veriyor. Bu paralarla kooperatif  kurularak işçilere çeşitli yardımlar yapılabilinir. İşçiler sendikanın yararına daha çok inanabilir. Bir de parti kavramı ülkemizde ne yazık ki çok farklı.  Artık bize yakın partilere oy vermemiz  gerekir. Örneğin bizim çıkarımız için uğraşan partilere oy vermeliyiz. Ama ne yazık ki  takım tutar gibi parti tutuğumuz için bize ya makarna veriyorlar ya da onun parası olan 600 TL vererek oyumuzu alıyorlar. Oysa buna mecbur değiliz. Herkese sabırlı bir şekilde aslında bu iki partinin birbirinden farklı olmadığını anlatmamız lazım. Önce kendi çevremizden başlayıp daha sonra ulaşabildiğimiz her yere bunu anlatmalıyız. Ne kadar sabırlı anlatırsak o kadar daha çok insanı bilgilendirmiş oluruz. Bütün bunlara dayanarak güzel bir kurultayın ardından artık CHP’nin üyesi olamazdım, ve fazla uzatmadan kurultay çıkışı kararımı hızlandırdım ve istifa etim.

Güneşli  Tekstil İşçisi 

www.evrensel.net