Ahlak elden gidiyor korkusu

Ahlak elden gidiyor korkusu

Açık Deniz (2003) ile sinemaya giriş yapan Chris Kentis, yeni filmi ‘Sessiz Ev’ ile seyirciyi son ana kadar tetikte tutan bir yapıma imza atıyor. Oldukça hilebaz mizacını, kandırma sanatındaki ustalığını filmin her anında kullanıyor. Ancak yönetmenin türün başarılı bir örneği olabilecek bir yapıma imza atması beklenirken, senaryo

Zeynep Gizem Şenel

Açık Deniz (2003) ile sinemaya giriş yapan Chris Kentis, yeni filmi ‘Sessiz Ev’ ile seyirciyi son ana kadar tetikte tutan bir yapıma imza atıyor. Oldukça hilebaz mizacını, kandırma sanatındaki ustalığını filmin her anında kullanıyor. Ancak yönetmenin türün başarılı bir örneği olabilecek bir yapıma imza atması beklenirken, senaryodaki ani dönüşle sıradan hale gelen bir filmle karşımıza çıkıyor. Hal böyle olunca, kesintisiz gerçek zamanlı çekimler, Elizabeth Olsen’ın parmak ısırtan performansı, filmin başından itibaren yaratılan gerilim atmosferi de havada kalıyor. Film ilk yarısında, pencerelerin, kapıların kilitli olduğu, elektriği olmayan, telefonların çalışmadığı tüyler ürpertici bir evde mahsur kalan bir baba, kızı ve genç amcasına odaklanıyor.
2010 Uruguay yapımı La Casa Muda’nın yeniden çevrimi olan yapım, Gustavo Hernández’in filminden de esintiler taşıyor. Kesintisiz gerçek zamanlı çekim tekniğinin orijinal filmden alındığı biliniyor. Dahası, Kentis’in ilk filmi Open Water’daki klostrofobik atmosfer, ‘Sessiz Ev’de daha boğucu, daha sarmalayıcı bir yapıya bürünüyor. Gün doğumu ve gün batımlarının yarı karanlık, az ışıklı paleti, ön kapıda kabusun sona ereceğini vadetse de, açık havada bile soluksuz bırakan bir dehşet kahramanları her yerde takip ediyor.

Olsen, yüksek perdeden esip kadrajı inleten gürültüler ve sinsi görünmeler arasında gerçekten de korkmuş görünüyor. Aktrist, duygusal deneyimini somut, gerçek hayattan korkulardan alıyor. Belgesel stili kamera çekimleri, giderek yaklaşarak, Sarah’nın yüzündeki her dehşet gölgesini gösteriyor seyirciye. Bu deneyim, hem kafa karıştırıcı hem de merak uyandırıcı. Ne yazık ki, yapımcıların konunun doğal, ilginç bir yönde akmasına izin verdiği söylenemez. Senaryodaki dönüşler, türün bir parodisini yapıyorlarmış gibi, fazla gerçekçi, etik bir seviyeye kayması da oldukça rahatsız edici. Final, kendisinden önce gelen her şeyi yeniden yapılandırıyor. Ancak, bu yeni biçimlendirme pek de inandırıcı olamıyor. Baş karakter Sarah’ya olan bakışımız değişse de, karakterlerin geçmişlerine dair çok az ipucu verildiğinden final baştan beri örülen gerilimi yerle bir ediyor.

KÜNYE
Yönetmenler:  Chris Kentis, Laura Lau
Oyuncular: Elizabeth Olsen, Adam Trese, Eric Sheffer Stevens
86 Dakika


BİLİNMEZE GİDEN MEÇHUL İMPARATORLUK

Haftanın öne çıkan diğer filmi ise ‘Uzay Yolu: Bilinmeze Doğru’. Eğer ilk film, Atılgan mürettebatının bir araya gelişiyle ilgiliyse, o zaman Harrison’ın tehdidi fethetmek için bölmek gerektiğini söylüyor olmalı. Bu güçlü topluluk, her bölümde daha da büyüyen Kirk-Spock dostluğunun kanatları altında gelişirken, Bones’un sama özlü sözleri, Sulu’nun kılıçtan keskin kararlılığını gösterdiği sahneler, olgunlaşmamış TV ikonlarının sempatik skeçleri gibi hoş bir tat bırakmadan öteye gidemiyor. Kirk ve Harrison çatışması ise filmde yüzeyselce tanımlanan diğer bütün duygular gibi havada kalıyor.

İlk filmle birlikte, Uzay Yolu’nun hem televizyondaki hem de sinemadaki tarihine atıflarda bulunan yönetmen, kimi zaman zekice ve incelikli anekdotlar yaratmış olsa da genelde kaba ve  hükümleri hatalı. Bütün bunlar, Uzay Yolu’nun uzun soluklu tematik idealleriyle kenetlendiğinde ‘Asıl Misyon’un (Uzaylı kültürlere müdahale etmeyin) doktrini ya da içgüdü ve mantık, vahşilik ve barışçıl politikalar arasındaki dinamikler daha da belirgin ve tartışılır hale geliyor.

Bilinmeze giden imparatorluğun hangisi olduğu herkesçe aşikarken, Nuh’un gemisi salavatıyla her gezegenden ‘örnek’ toplayan bu ‘keşifçi’ gemi de, “İşgal yok aman haşaahh barışçıl müdahale var; her şey demokrasi için” yalanlarını bir solukta sıralayıveren bazı büyük mü büyük devletlerin metaforu olarak görülebilir. Tabii bu metaforun altında çok uluslu bir devlet olup da onca milleti refah içinde yaşatmanın haklı gururunu yaşayan ve bu müstesna milli sermayeyi müttefikleriyle paylaşma cömertliğini gösteren inkarcı ve çarpık bir zihniyet de mevcuttur. Özellikle bu müttefikler, sizden çok üstün olan rakibinizi sizin yerinize yenilgiye uğratma misyonunu üstlenmişse, o zaman, gerçekten de meçhule gittiğinizin resmidir!

KÜNYE
Yönetmen: J.J. Abrams
Oyuncular: Chris Pine, Zachary Quinto, Karl Urban, Zoe Saldana, Anton Yelchin, Simon Pegg,
129 Dakika


[email protected]

www.evrensel.net