Asbest tehlikesi 2026 yılında da güncelliğini koruyor: 'Görünmez katil' 2026 yılında hâlâ aramızda
Uzmanlara göre “kesin kanserojen” olarak sınıflandırılan asbest, en düşük düzeyde maruziyette bile akciğer hastalıkları ve kansere yol açabiliyor.
Fotoğraf: Özer Akdemir / Evrensel
Özer Akdemir
[email protected]
Çanakkale - İş Güvenliği Uzmanı kimyager Kenan Yıldız'ın değerlendirmelerine göre, asbest endüstriyel kullanımı yasaklanmış bir madde olmasına rağmen, geçmişteki yaygın kullanımı sebebiyle günümüzde hâlen ciddi bir iş hijyeni ve halk sağlığı sorunu teşkil ediyor. Özellikle eski yapı stoku, kentsel dönüşüm projeleri, gemi söküm faaliyetleri ve büyük ölçekli afetler sonrası yürütülen enkaz kaldırma çalışmaları, asbest maruziyeti riskini canlı tutan temel unsurlar olarak öne çıkıyor. Uluslararası Kanser Araştırma Ajansı (IARC) tarafından "Grup 1 kesin kanserojen" olarak sınıflandırılan bu mineral, solunum yoluyla vücuda girdiğinde geri dönüşümsüz ve ilerleyici hastalıklara yol açıyor.
Kenan Yıldız
Geri dönüşü olmayan hastalıklar
Asbest liflerine maruziyetin neden olduğu hastalıklar, uzun latent dönemleri sebebiyle tanı ve bildirim süreçlerinde zorluklar yaşatıyor. Bu kapsamda en sık rastlanan rahatsızlıklar arasında akciğerlerde kronik inflamasyona neden olan asbestozis, akciğer zarı kanseri olarak bilinen ve çok düşük maruziyetlerde bile tetiklenebilen malign mezotelyoma ile sigara kullanımıyla riski katlanan akciğer kanseri yer alıyor. Uzmanlar, asbest için "güvenli bir maruziyet düzeyi" kavramının bilimsel olarak geçerli olmadığını, en düşük seviyelerin bile risk taşıdığını vurguluyor.
Sınır değerler güvende tutmuyor
Türkiye'de asbestin üretimi ve kullanımı 2010'lu yılların başında tamamen yasaklanırken, 2013 yılında yürürlüğe giren "Asbestle Çalışmalarda Sağlık ve Güvenlik Önlemleri Hakkında Yönetmelik" bu alandaki en kapsamlı yasal çerçeveyi oluşturdu. Mevzuat, risk değerlendirmesinden asbest envanterine, çalışan eğitiminden sağlık gözetimine kadar pek çok zorunluluk getiriyor. Şu anki düzenlemelere göre maruziyet sınır değeri Avrupa Birliği ile uyumlu olarak 0,1 lif/cm³ olarak uygulanıyor; ancak bu değerin aşılmaması, çalışanlar için mutlak bir güvenlik garantisi sunmuyor.
Fotoğraf: Özer Akdemir/Evrensel
Aliağa’dan Maraş’a Türkiye’nin asbestle imtihanı
6 Şubat 2023 Kahramanmaraş depremleri, Türkiye tarihinin en büyük çevresel ve mesleki asbest risklerinden birini beraberinde getirdi. Yıkılan eski binaların yalıtım ve çatı malzemelerinde bulunan asbestin, kontrolsüz enkaz kaldırma süreçlerinde havaya karışması; bölgedeki görevliler, gönüllüler ve afetzedeler için ciddi bir tehdit oluşturdu. Benzer şekilde, Aliağa gibi gemi söküm tesislerinde, asbestin yoğun kullanıldığı dönemlerde inşa edilen eski gemilerin parçalanması süreci, Türkiye'ye özgü kritik bir risk alanı olmaya devam ediyor.
Geleceği kurtaracak adımlar
Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) ve Dünya Sağlık Örgütü (WHO), asbest yönetimini bir sosyal adalet ve halk sağlığı meselesi olarak tanımlıyor. 2026 yılı perspektifinde Türkiye'nin, asbestle çalışmış veya çalışma ihtimali olan kişiler için ulusal düzeyde bir kayıt ve izlem sistemi kurması gerektiği belirtiliyor. Politika düzeyinde yapılacak bu iyileştirmeler, meslek hastalıklarının erken teşhis edilmesi ve maruziyet sonrası sağlık takibinin kurumsallaşması açısından hayati bir adım olarak görülüyor.
Evrensel'i Takip Et