Başbakan Erdoğan’ın meydan savaşı!

Başbakan Erdoğan’ın meydan savaşı!

Başbakanın Gezi Parkı direnişine karşı yaptığı mitinglerin ikincisi ve en büyüğü İstanbul’daydı. Ancak bu miting, kitleselliğinden daha çok içeriğiyle tartışılacak gibi görünüyor. Zira sadece Başbakanın yaptığı konuşma değil, mitinge katılanların attığı sloganlardan, taşınan döviz ve pankartlara kadar her adı

Vural Nasuhbeyoğlu

Mitinge katılanlara bakınca bu hedefte kısmen bir başarı kazanılmış. Hükümete muhalefet eden ya da bir şekilde rahatsızlığını ileten hiçbir kesimin üzerinden atlanmamış. Her kesime bir mesaj iletilmiş.

Ancak mesajlar ne bir talep içeriyor ne de karşı tarafı ikna etmeye çalışan bir dile sahip. Taşınan döviz ve pankartların güç gösterisi ve hakir görmek dışında bir amacı yok gibi.

Bu konsepte uygun olarak sarıklı, çarşaflı, türbanlıların yoğunluğunun dikkat çektiği mitingde, en çok duyulan, tekbir sesi oldu. Bahçeli’nin, Sincan mitinginde üç hilalli bayraklar açılmasına gösterdiği tepkiye rağmen, kurt işareti yapan ve tekbir getiren bir grup ülkücü de göze çarpıyordu.

Alanda yapılan telefon görüşmelerinin de merkezinde düşmanlık yer alıyordu: “Burası çok kalabalık, bir izin verseler Taksim’dekileri perişan ederiz.”

Sarıklı, sakallı yaşlı bir adamın karşı tarafın “Neredesin?” sorusuna verdiği yanıt ise “Savaş meydanındayım” oldu. Yerel seçimlere hazırlık için yapılan mitinglerdeki bu durum hiç de tesadüf değil. Hükümet, uygulamalarına tepki gösteren kesimlerin tek parça olmadığının farkında. Bu nedenle kendi tarafındakileri daha da kemikleştirmenin peşinde. Başbakanın “birlikten” bahsettiği sözleri bile bölünmeyi kışkırtan sözlerle noktalanıyor. Örneğin “Milletimizle bütünüz. Bizi ayırmaya kimsenin gücü yetmeyecek” diyor ama hemen ekliyor: “Bu millet gece tencere tava çalan bir millet değil.”

Böylece seçimlerde ciddi bir sonuçla gücünü korumayı hedefliyor. Ve yerel seçimlere kadar bu tutumu sürdüreceğini söylemek kehanet sayılmaz. Ancak bu düşmanlaştırmanın ve halkı bölmenin nereye kadar süreceği, bunun ne gibi vahim sonuçlar doğurabileceği sorularının yanıtı belirsiz.

TEK ADAM

AKP’nin kuruluşundan bu yana Recep Tayyip Erdoğan’ın tek adam olarak sunulduğu propaganda da düşmanlaştırmayla birleştirilmiş. Erdoğan maskeleri, kaşkolları, tişörtleri... Protestoların Adnan Menderes’in idam edilmesi ve Turgut Özal’ın zehirlendiği iddialarıyla ilişkilendirilmesi boşa değil. Tüm tepkiler, tüm eylemler, karşı çıkışlar ‘Erdoğan’ı Başbakanlıktan indirmek için yapılıyor’ şeklinde değerlendiriliyor, daha doğrusu böyle değerlendirilmesi sağlanıyor. Sanayi Mahallesi’nden mitinge katılan işçi emeklisinin anlattıkları çarpıcı: “Ben buraya Erdoğan için geldim. Ben partici değilim, AKP’li de değilim ama Erdoğan’ı destekliyorum.” Bir başkası “Neden bu eylemler yapılıyor, bu protestolar nereden çıktı?” sorusuna “Adam hizmetten başka ne yapıyor?” çıkışıyla yanıt veriyor.

Miting alanının hemen yakınlarında ise mahalleliler ayakta. Tencere tavalar birbirine vurularak Taksim’de yapılan saldırı protesto ediliyor. Protesto edenlerin yanına yaklaşıyoruz. Mitinge katılanların “Bu hareket Erdoğan’a karşı” düşüncesini soruyoruz. “Hayır” diyor bir mahalleli; “İsteyen istediği mitingi yapsın. İsteyen istediğini dinlesin. Beni ilgilendirmez. Biz Taksim’de gençlere yapılan saldırıyı protesto ediyoruz, biz bu vahşete karşıyız.” Eylem sürerken televizyonlardan Erdoğan’ın sesi geliyor: “Dünyanın hiçbir yerinde böyle bir Başbakan göremezler!”


HERKESİ TEHDİT ETTİ Başbakan Tayyip Erdoğan, miting konuşmasında herkesi hedef aldı.

Konuşmasına uluslararası basını hedef alarak başlayan Erdoğan, “Eğer Türkiye fotoğrafı görmek isteyen varsa, uluslararası medyaya rağmen görmek isteyen varsa, fotoğraf burada. Uluslararası medya bunu da gizleyin olur mu? Hadi bakalım BBC bunu da gizle, CNN bunu da gizle, Reuters bunu da gizle. Günlerdir yalan haberler ürettiniz” dedi.

Sosyal medya kullanıcılarını da hedef alan Erdoğan, “Öyle bir haykıracaksınız ki sesiniz tüm Türkiye’den duyulacak. Ofislerinde bilgisayarlarının başında tir tir titreyecekler” dedi.

SANATÇILARI DA UNUTMADI

Erdoğan, Gezi Parkı direnişine destek veren sanatçılarla ilgili ise “Bunların derdi mesaj değil. Dert başka. Dert ne diyor bir tanesi sözüm ona sanatçı. Sanatçı terör estiren olmaz. Teröre yataklık yapanı ben sanatçı olarak tanımıyorum. Ne diyor? ‘Mesele Gezi Parkı mı yahu? Hala anlamadın mı’ diyor. Şu hale bak” şeklinde konuştu.

Medyaya yüklenen Erdoğan, “Medyada provokasyon yapanları arkadan her türlü lojistik destek verenleri de araştıracak ve deşifre edeceğiz. Biz polisimizin yanlışı varsa onu sorgularız. Ama polisimize şiddet uygulayan sokaklarda çatışan kamu malına özel mülke zarar verenleri de tek tek inceleyecek ve araştıracağız. Hesap soracağız” diye konuştu. (İstanbul/EVRENSEL)

www.evrensel.net