Doğa Derneği Müdürü  Eken’e zorunlu cevap

Doğa Derneği Müdürü Eken’e zorunlu cevap

Doğa derneği Müdürü Güven EKEN’e Giresun’da bir toplantı sırasında vatandaşın biri “HES şirketlerinden yardım alıyorsunuz ve HES karşıtı çalışma yürütüyorsunuz bu yaklaşımlarınız bir çelişki doğurmuyor mu?” diye sorar, Eken de cevap olarak: “Yok öyle bir şey yalan söylüyorsunuz&rd

YUSUF GÜRSUCU

Cevapta yaptığı işin aslını ve hakkında düşündüğümüz değer yargılarımızı da destekleyen bir açıklama olması açısından yanıt vermemiz zorunlu. Evet kendisini halktan ve doğanın çıkarlarından ayrı düşünmeyen ve bu çıkarları her şeyin üstünde gören ülkenin en namuslu ve kirlenmemiş kesimleri olan sosyalist hareketler tabii ki dağ, dağ, il, il, vadi, vadi dolaşarak halkı bilgilendirecek ve bu doğrultuda örgütlenmelerine yardım etmek varlık nedenleri.
 

YA SİZİN VARLIK NEDENİNİZ NEDİR?

Sermayenin hizmetinde kendinize proje kapmak ve oradan nemalanmak adına ağzınıza hiç de yakışmayan bir üslup ve tarzla neyi amaçladığınızı ve bu amaç doğrultusunda nasılda çirkefleşerek halkın ve doğanın çıkarından gayri bir çıkarı olmayan sosyalist hareketlere yönelik söyledikleriniz karşısında sessiz kalınacağını mı düşündünüz. Avrupa Birliğinin emperyalist projelerinden beslendiğinizi cümle alem bilirken bu tarzınızla AB deki patronlarınıza ve AKP hükümetine yaranmayı amaçladığınızı anlamamız zor değil. Avrupa Birliğinin su direktifi doğrultusunda çalışmalar yaptığınızı ve kamu-STK-Şirket eli ile havza yönetimlerinde söz sahibi olmak ve buralardan nemalanmak uğruna halkın sosyalistlerle birlikte verdiği mücadeleyi küçümsemeye çalışmak Eken’in haddi değil. “Vadi, vadi geziyorlar” dediğin insanlar o yörenin insanları, sizin gibi AB devşirmesi insanlar olmaması bakımından desteği çokça hak ediyorlar. AB’nin sularımızı neden ve hangi amaçla istediğini sizin de en az bizim kadar biliyor olduğunuzu davranış ve açıklamalarınızdan anlamak hiç de zor değil. HES adı altında yapılan sözde enerji üretmeyi hedefleyen yatırımların özünde suyu borulara hapsedip ticari bir meta haline dönüştürmek olmasının ve sulara sahip olarak emperyalist hedeflerini gerçekleştirmeyi amaçlayan AB’nin sözcülüğünü yapıyor olmanızın tabii ki halkın tepkisini de sosyalistlerin tepkisini de alacağını bilmeniz gerekir. Ozan Sunay Akın’ın anlatılarından bir anısını paylaştığını hatırlıyorum. Server Tanilli ile yaptıkları bir görüşmede Sunay Akın’a “Hayat insanın yaşamı boyunca bir kez fotoğrafını çeker, sen sen ol o fotoğraf çekilirken gözlerin kapalı çıkmasın” der Tanilli. Evet Sayın Eken siz bu açıklamalarınız ve yaptıklarınızla bir fotoğraf karesi verdiniz ve bu fotoğraf karesi yaşamınız boyunca boynunuzda yafta olarak kalacaktır. Bundan böyle ağzınızla kuş tutsanız bu fotoğrafla anılacaksınız.
Doğa Derneği çalışanlarının yaptıkları işlerden bağımsız, iyi insanlar olduğunu düşünmüşümdür ve bunu sık sık dillendirmişimdir de... Bu düşüncemde genel çalışanları bakımından pek değişiklik yok. Fakat sermaye ile yatıp kalkmanın varacağı son nokta yazık ki Güven Eken’in söyleminde açığa çıkıyor. Bu kadar agresif olmasının nedeni, acaba geçtiğimiz günlerde bakanla gizli görüşme yapmasından mı kaynaklanıyor, yoksa Mecliste doğa adına pazarlıklar yapıp insanların tepkisinin söndürülmek istenmesinden doğan görev bilinciyle mi yapıyor? Evet belki her ikisi de fakat asıl hedef, HES ve madenlere karşı yaşam alanlarını savunmak amacıyla yürütülen gerçek muhalefet hareketlerini marjinal hareketler oldukları imajını vermek ve bu yaklaşımla arzuladıkları nemalanma yolunun açılmasını sağlamak, herhalde gerçek hedefiniz olmalı. Bu iş o kadar kolay değil Güven Bey! Bu ülkenin insanları sandığın kadar aptal değil. Herkes dostu düşmanı ayırt edebilecek düzeyde.
“Büyük Anadolu Yürüyüşü Anadolu’yu vermeyeceğiz” adlı düzenlemeye çalıştığınız etkinliğin içeriğini de doğrusu çok merak ediyorum. Kime neyi vermiyorsunuz. YEK yasası ile HES lerin önündeki yasal engeller kaldırıldı bilmem bundan haberiniz oldu mu. Bu konuda bir açıklamanıza rastlayamadık. Bundan sonra HES’lere karşı yürütülecek mücadele dişe diş mücadele olacak ve sizin sandığınız gibi Ankara’da değil yerellerde bu mücadele verilmek zorunda. Tabiatı ve Biyoçeşitliliği Koruma Yasası’nın asıl hedefinin maden yatırımları olduğunun bilmem farkın da mısınız. Ama şu an sizin işiniz su, nasıl olsa YEK Yasası ile bu süreç yasal anlamda tamamlandı artık yapacağınız eylemler kafa karışıklığından başka hiçbir şeye hizmet etmeyecek, belki bunun da farkında değilsinizdir. Sizin pekala her şeyin farkında olduğunuzu bizler biliyoruz, fakat etkilemeye çalıştığınız çevrelerin bu süreci iyi kavrayamadığı açık.
    
BORUYA HAPSEDİLMİŞ SU..

Kapitalizmin günümüzde sık sık krizlere girmesi ve bu krizleri aşmanın bir yolu olarak da doğal alanları hızla metalaştırma ihtiyacından kaynaklanan bir süreç yaşadığımız açık bir gerçek. Emperyalist kapitalist sistemin kurumları bizim gibi ülkelere “Siz bizden daha zenginsiniz sizin doğal kaynaklarınız bizim zenginliğimizi katlar” diyerek metalaştırılması gereken alanların adresini gösteriyor. AKP Hükümeti de bu önermeyi emir  kabul edip tüm doğal alanlarımızı hatta tam koruma alanlarımızı da sermayenin hizmetine açarak ticarileştiriyor. Suyun ise önümüzdeki dönemlerde petrolun yerini alacağını, yaşananlar bize gösteriyor. AB ile yapılan müzakereler sürecinde çevre faslının açılmasının ön koşulu Fırat-Dicle su havzasının AB ile birlikte yönetilmesiydi. Hükümetin de bu koşulu kabul ederek söz konusu anlaşmayı imzaladığını hatırlamamız gerekiyor. AB ye Fırat-Dicle su havzası yetmiyor, onun tüm su kaynaklarımızı metalaştırarak kontrol altına almaya çalıştığını görebiliyoruz. Suyun önümüzdeki dönemlerde emperyalistlerin kontrolünde kalmasını istedikleri ve bugün yaşanan, suyun borulara hapsedilmesi sürecini ileride petrol boru hatları gibi dünyanın her yerine ticari bir meta halinde dağıtımını hedeflediklerini de biliyoruz. Petrol için yaratılan savaşların su için de yaşanacağı bir geleceğe doğru hızla ilerliyoruz. Yaşanan süreç kısaca bu.
Bu sürece karşı yürütülecek mücadele antiemperyalist ve antikapitalist bir içerik taşımak zorundadır. Yoksa sizin gibilerin sayesinde havanda su döverken, suyumuz farkında olmadan elimizin altından kayıp gider. Burnumuzun dibindeki suya erişemez hale geliriz. Doğada yaşayan birçok canlı türünün de sonunu getirmiş oluruz. Bizler Türkiye’de yaşanılan bu süreci halka ilk açıklayan ve 2009 yılında yapılan “Dünya Su Forumu” ile neyin amaçlandığını açığa çıkaran Suyun Ticarileştirilmesine Hayır Platformunun (STHP) bileşenleri olarak bu süreçlere müdahil olmaya ve bu konuda mücadele yürütmeye kararlıyız. Bu mücadelenin “Derelerin Kardeşliği Platformu”nun da üyesi olduğu STHP altında yürütülebileceğine, tüm yöresel mücadelelerin de bu platform çatısı altında birleşerek başarıya ulaşacağına inanıyoruz. Etkilemeye çalıştığınız kesimlerin de çok yakın süreçte bu platform çatısı altında yer alacağını biliyoruz. Çünkü bu mücadele sürecinin başkaca alternatifi yok
Doğa Derneği ve benzerleri gibi, sermaye örgütlerinin payandaları olan dernekler de çalışan ve iyi niyetlerinden zerrece kuşku duymadığımız insanları, bu sürece tepki verip saflarını belirlemeye çağırıyoruz.

www.evrensel.net