“Hü diyecek zaman değil”

“Hü diyecek zaman değil”

ALİ=ATATÜRKALEVİLER=TSKVATAN=CUMHURİYETŞimdi çoğunuz “Bu nasıl bir denklem?” diyorsunuzdur. Evet, ilk gördüğümde ben de -deyim yerindeyse- biraz afallamıştım. Bu denklem 6 Mart’ta İzmir’de düzenlenen Eşit Yurttaşlık Mitingi’nde taşınan bir dövizden…Öncelikle bunun hakkında bir

SERKAN DELİDERE


ALEVİLER=TSK

VATAN=CUMHURİYET

Şimdi çoğunuz “Bu nasıl bir denklem?” diyorsunuzdur. Evet, ilk gördüğümde ben de -deyim yerindeyse- biraz afallamıştım. Bu denklem 6 Mart’ta İzmir’de düzenlenen Eşit Yurttaşlık Mitingi’nde taşınan bir dövizden…

Öncelikle bunun hakkında bir yazıyı bu kadar geç kaleme almış olduğum için üzgünüm. Ama aslında bu dövizin arkasında yatan zihniyeti şu seçim arifesinde irdeleyip ortaya dökmek bence “cuk” diye oturur. İsteğim dışında gelişse de zamanlamanın bu anlamda doğru olduğunu düşünüyorum. Uzatmayalım…

İlkiyle başlayalım: ALİ=ATATÜRK. ALİ’nin yaşam tarzı ve bugün itibariyle üzerinde yükseldiği felsefi temel, bir “öteki” portresidir. Tarihsel kökeninde Muaviye ile girdiği savaş sonrasında alavere-dalavere ile mağlup edilmiş bir durumu vardır ALİ’nin. Sonrasında onun üzerinden şekillenen Alevilik de “öteki” pozisyonunda kalmıştır hep. ATATÜRK ise yaptıkları üzerinden yükselen ideolojik temel ile bir “öteki” portresi değildir. Aksine devlet kuran ve şekillendiren yanıyla egemen bir pozisyona sahiptir. Bu ülkenin tarihsel geçmişi de, bunu, farklı konularda yaptıkları ile tasdik eder nitelikte önemli örnekler içerir. Örneğin Kürt sorununda bugünkü durumun şekillenişini 1921 Anayasası’nı değiştirerek, çok partili döneme geçildikten sonra Serbest Cumhuriyet Fırkası’nı kapatarak, Dersim katliamı vs. vs. gibi uygulamalar bize bunu göstermektedir. Dolayısıyla ALİ eşit değildir ATATÜRK.

Gelelim ikincisine; ALEVİLER=TSK. Alevilik yukarıda da değinmeye çalıştığım gibi bir “öteki”liği yaşamaktadır bugün. Ülkedeki herkesi Türk ve Sünni gören tek tipçi egemen zihniyet laiklik talebinde bulunan, “72 milleti bir gören” Alevilik anlayışını zaten öteki görmektedir. Keza Diyanet İşleri Başkanlığı’nın varlığı bile bu duruma yeter de artar bile. TSK’ya gelince; bu tek tipçi zihniyetin bekçilerinden biridir TSK, siyaset kurumuyla birlikte. Kaldı ki ülke tarihi dünü ve bugünü ile bu durumu somutlaştıran örnekler de teşkil etmektedir. Dersim, Koçgiri vb. isyanları kanla bastıran; 12 Mart, 12 Eylül darbelerini yapan ve bünyesindeki JİTEM ile binlerce faili meçhul(!) cinayeti işleyen de NATO üyesi TSK’dır. Hal böyleyken ALEVİLER eşit değildir TSK.

Ve sonuncusu; VATAN=CUMHURİYET. Vatandan kasıt ülke sınırları içerisi ve cumhuriyetten kasıt da halka dayalı yönetim şekli ise denklemde bir hata var. Zira bu ülkede halka dayalı bir yönetim anlayışı yoktur, dahası bugüne kadar da olmamıştır. Laiklikle örtüşmeyecek 8 bakanlığınki ile eşdeğer bir bütçeye sahip Diyanet İşleri Başkanlığı’nın olduğu, Kürtlerin ulusal haklarından yoksun olduğu, işçilerin-emekçilerin sendikalaşmalarına engel olunan, kadınların yönetimde söz sahibi olmalarının düşük olduğu vs. bir ülkede halka dayalı bir yönetimden bahsetmek saflıktır. Yani maalesef VATAN(şu anda) eşit değildir CUMHURİYET.

Şöyle bir soru gelebilir; bu dövizi taşıyan bir kişi üzerinden neden böyle genel bir değerlendirmeye giriştin? Evet, o dövizi taşıyan bir kişi ancak bu zihniyete sahip bir Kemalist cenah var. Ve işte onlardır bugün alanlarda “Türkiye laiktir laik kalacak” yanılgısına(çünkü Türkiye laik değildir ve hiçbir zaman da olmamıştır) düşüp bağıranlar. Onlardır hala halkın kurtuluşunu Kemalizm’de görme çukuruna düşenler.

Malum seçimler yaklaşıyor. Alevilerin laiklik taleplerini laiklik çerçevesinde tanımlamadan (hatırlarsanız AKP cem evlerini Diyanet İşleri Başkanlığı’na bağlama fikrini öne sürdüğünde CHP de onay vermişti), düştükleri çukurdan çıkmak için özellikle de Alevilerden yardım(oy) isteme ikiyüzlülüğünü gösterecektir “Alevilerin partisi” olduğunu iddia eden CHP. Peki, ne yapmalı? Nasıl yapmalı? Burada sözleri Hamdi Gardaş’a ait bir Alevi deyişinin iki bölümü gelir aklıma. Bir bölümde şöyle der:

Eskimez gardaşın şalı
Gül donuna girdi çalı
Tekke viran derviş deli
Hü diyecek zaman değil

Yani sana gül görünmeye çalışan dikenlere dikkat et. Senin yanın kardeşinin yanıdır. Sen, kendin gibi “ötekiler”in yanında durmalısın; Kürtlerin, işçilerin-emekçilerin, kadınların… “Hü diyecek zaman değil”, harekete geçip kendin gibi tüm ezilenlerle birlik olmalısın.

Başka bir bölümde de şöyle der Gardaş;

Yürünecek yolu bekle
Yükü götürene yükle
Tükrüğün ağzında sakla
Tu diyecek zaman değil

Yani doğru yolda olmayana, senin yükünü taşımayana yükünü verme. Tükürmekle de olacak iş değil bu. Kalk ve bir ol, birlik ol “öteki” kardeşlerinle.

Sözün özü 12 Haziran’a, genel seçimlere az kaldı. Tüm bunları hesaba kattığımızda biz Alevilerin yeri emeğin ve gerçek demokrasinin yanıdır. Seçeneksiz değiliz. “Emek, Demokrasi ve Özgürlük Bloğu” sesimiz, kulağımız ve ellerimiz olmaya aday. Haydi, halkım! “Dervişler deli” olmadan hakta birlik olmaya…

www.evrensel.net