Yavaş gel yerler yaş!

Yavaş gel yerler yaş!

Fas, Cezayir ve Tunus’taki temaslarının ardından önceki gün Türkiye’ye dönen ve Atatürk Havalimanı’nda kendisini karşılayanlara seslenen Başbakan Tayyip Erdoğan’ın sözleri tepki çekti. Siyasi partiler, sendikalar, sanatçılar ve halk Erdoğan’ın hâlâ halkın verdiği mesajı anlayamadığını belirt

‘BU POLİTİKANIN İFLAS ETTİĞİNİ ANLAYAMADI’

Erdoğan’a tepki gösteren Halkların Demokratik Kongresi (HDK) Yürütme Kurulu, günlerdir TOMA’lar, tazyikli su, gaz bombaları ve copla süren devlet şiddetinin ülkeyi adeta bir iç savaş görüntüsüne soktuğu belirtildi. HDK açıklamasında, “Halkın meşru taleplerini yok saymaya, dayatmalarda ısrar etmeye ve şiddetle sonuç almaya çalışan hükümet bu politikanın iflas ettiğini hâlâ anlamış görünmüyor” denildi.  Başbakan’ın hiçbir şey olmamış gibi davrandığı ve ‘yüzde 50’yi evde tutuyorum’ diyerek halkı karşı karşıya getirecek politikalardan medet umduğu belirtilen açıklamada, “Yaşananların sorumlusu şiddet ve yanlışta ısrar eden hükümettir. Üslubu ve tutumuyla ülkeyi bu hale getirdikten sonra 3 günlüğüne yurt dışına çıkan Başbakan, yaşananlardan sonuç çıkarmalı ve başta Topçu Kışlası olmak üzere AVM ve rezidans projesinden vazgeçtiğini açıklamalıdır” denildi.

HDK Yürütme Kurulu’nun açıklamasında şu ifadelere yer verildi; “Yeni saldırı sinyalleri sorunları azaltmıyor, artırıyor. Başbakan ‘Polisi çekin’ diyenlere ‘Burası yol geçen hanı mı’ cevabını vererek ortamı germekten, yeni saldırılara zemin hazırlayacak mesajlar vermekten vazgeçmelidir. ‘Yol ver gidelim, Taksimi ezelim’ sloganı atan taraftarlarını selamlamak yerine, yaşananlardan ders çıkarmalı ve halktan özür dilemelidir. Şiddetle sonuç alma ısrarı yeni çatışmalara ve ölümlere zemin hazırlıyor. Taksim projeleri iptal edilmeli, halka şiddet uygulayanlar görevden alınmalıdır. Halkın talepleri de eylemleri de demokratiktir ve meşrudur. Şiddetin devam etmesi halinde, bundan sonra da yaşanacak acıların ve olayların tek sorumlusu AKP Hükümeti olacaktır.”


BİZ BU SÖZLERİ HAK ETMİYORUZ

Sevda Aydın

Başbakan Erdoğan’a konuşmasında hedef aldığı sanatçılardan da tepki geldi.

Cem Adrian (Müzisyen): Başbakan döndükten sonra barışçıl bir açıklama bekliyordum. Ama böyle olmadı. Bu çok üzücü. Demokratik haklardan, saygıdan da bahsetti. Biz bu hakkımızı kullanmak için oradaydık. Ben Ankara’da ve Eskişehir’de katıldım eylemlere. İstediğimiz çevremize, yaşamımıza sahip çıkmaktı. Fakat bu hakkımızı kullandığımız halde polis şiddetine maruz kaldık. Bir de üstüne ‘çapulcu’ olduk. Bu sözler çok kırıcı. Hiç hak etmiyoruz bu sözleri. Hâlâ bütün eylemcileri hedef haline getiriyorlar. Bu çok tehlikeli. Bir an önce Başbakanın barışçıl bir dil kurması gerekiyor.

Orhan Eskiköy (Yönetmen): Coşkulu bir kalabalık vardı havaalanında. Çok ürkütücüydü sloganları, tepkileri. Bu adamlar güce tapıyorlar. Ve Erdoğan bilinen bir faşist lider profilinde uçaktan indi. ‘Hizmetkarım’ diyordu ama oradakilerin ‘efendisi’ gibiydi. Tabii ki Gezi’de yaşananları gölgede bırakmaz bunlar ama daha tehlikeli günler bizi bekliyor. Çünkü orada atılan sloganlara yetkililerin ‘Durun, böyle değil’ demesi gerekirken provokatif bir alan açma durumu vardı. Çok üzüldüm.

DİRENİŞE DEVAM

Sadi Celil Cengiz (Oyuncu): Günlerdir direniş sürüyor ve Başbakanın açıklamaları bunu görmezden gelen durumda. Direnişe devam...

AYDINLIĞA EN YAKIN AN

Sermiyan Midyat (Oyuncu): Neşemizi kaçırdınız. Silahsız, gazsız, bıçaksız, ‘Yol ver gidelim, Taksim’i ezelim’ demeyen, ‘yaşatalım’ diyen bir halkız. Birlikteyiz. Enseyi karartmayalım. Karanlığın en çöktüğü an, aydınlığın en yakın olduğu andır.

Bilgesu Erenus (Yazar): Kimin ne dediği umurumda değil. Gezideyim, orada bir kuşçu vardı. Bu genç adam parkın yaralı kuşlarını tedavi ediyordu. Arkadaşlarına haber veriyordu; ‘Bu kuş artık uçabiliyor’ diye sesleniyordu. Herkes gökyüzüne bakıyordu sonra. Bir de sinema öğrencisini tanıdım. Kamerasını yanına almamıştı. Gerekçesi bu anı dondurmak istemiyordu. Yalnızca susmak ve düşünmek istiyorum tıpkı direnişçiler gibi. Bu an donmasın sürekli yaşasın diye bunu istiyorum.

İmre Azem (Yönetmen): Başbakan diyor ki ‘Azınlığın çoğunluğun üzerinde tahakküm kurmasına izin vermeyeceğiz.’ Bu cümle Başbakanın demokrasiden hiç bir şey anlamadığını gösteriyor. Bu anlayışı, milli irade diyor ya, bu ortaçağ demokrasisidir. Çağdaş demokrasi anlayışı hak temelli bir anlayışıdır. Gerçek  demokrasi bu hak mücadelesi üzerinden olacak kazanımlarla kurulur. Gezi direnişi de bunun mücadelesidir. Türkiye’nin demokrasi tarihinde gerçekten bir dönüm noktasıdır.


Başbakan’ın hava alanında yaptığı konuşmaya Gezi Parkı’nda direnişi sürdürenlerden de tepki geldi.

Özgür Soytürk (Öğrenci): Başbakan halkı provoke ediyor. Kendisine ait olduğunu söylediği yüzde 50’yi harekete geçirmek için üslubunu sertleştirdi. Bu hal hepimizi kızdırıyor fakat güçlendiriyor da. Topçu Kışlası’nı yapmakta diretiyor ancak kendisi ne kadar kararlıysa biz daha da kararlıyız.

Nur Simge Albayrak (Öğrenci): Başbakan yıkıcı bir dil kullanıyor. Ancak Gezi Parkı direnişi devam edecek. Hiç kimsenin yönlendirmesiyle değil, irademizle buraya geldik ve direniyoruz.

Gökay Barış: Buraya kimse yönlendirilerek gelmedi. Polisin uyguladığı şiddeti ana akım medyanın yayınlamadıklarını başka kanallarla öğrenerek özgürlüğümüz için buraya geldik. Başbakanın açıklamaları kışkırtma amaçlı yapılıyor. Ancak buradaki mücadelemiz devam edecek.

Senem Önen (Devlet Memuru): Kimse bizi yönlendirmiyor, kendi irademizle buradayız. Farklı örgütlere mensup olmamıza rağmen buraya bağımsız bir şekilde mücadele etmeye geliyoruz. Başbakan diretiyorsa biz de diretiyoruz. İşime de, okuluma da gidiyorum, gelip burada ses de çıkarıyorum. Bu direniş daha güçlü. 10 senedir istedikleri her şeyi yapabileceklerini sandılar ancak toplumun bütün kesimleri artık hükümetin uyguladığı politikalara karşı bir araya gelmiş durumda. Ana akımın nasıl işlediğini gösterdi bu süreç bizlere ve bütün kesimler birbirleriyle empati kurmayı öğrendi.

Nehir Kovar (Öğrenci): Burayı devlet anlayışı içerisinde ‘terörist’ olarak yaftalayıp kendi kitlesini bu yolla kışkırtmaya çalışıyor. Taksime saldırmak isteyen kitlesi ‘Yol ver geçelim’ diye bağırırken susması onay vermesi demektir. Burayı sönümlendirmeye çalışıyor ama olmayacak. Kışlayı yapmakta kararlı olduğunu söylüyor ama yaptığı her açıklamayla borsayı büyük ölçüde zarar ettiriyor. Ekonomik anlamda nasıl bir zararla karşı karşıya kaldığını ve kitlenin buradan gitmeyeceğini gördüğünde bu ısrarından vazgeçecektir.


Erdoğan’a bir tepki de İlahiyatçı Yazar İhsan Eliaçık’tan geldi. Eliaçık, “Başbakan bu konuşmasıyla diktatörlükten tiranlığa geçme eğiliminde. Öfkesinin, kibrinin kurbanı olacak” dedi. Eliaçık, Başbakanın ‘bayrak yakıldı, ajanlar yönetiyor, camiyi kirlettiler’ açıklamalarının da gerçeği yansıtmadığını belirterek, “28 Şubat sürecinde biz de camiye sığınmak zorunda kaldık. Can havliyle ayakkabını çıkaramıyorsun. Gezi’de dinsizler olduğu yalan. Biz de buradayız ve direnişin parçasıyız” dedi.

BAŞBAKAN HALKI TEDİRGİN EDİYOR

Mimarlar Odası Genel Başkanı Eyüp Muhçu ise geçtiğimiz Günlerde Taksim Platformu olarak Bülent Arınç’la yaptıkları görüşmeyi hatırlatarak, orada dile getirdikleri talebin Başbakan tarafından dikkate alınmadığını gördüklerini söyledi. Başbakanın yaptığı konuşmayla yurttaşları tedirgin ettiğine dikkat çeken Muhçu, “Konuşurken gündeme gelen bir takım tehdit sloganları karşısında tavır göstermemesi daha da vahim bir durum” dedi.

MESAJI ALMAMIŞ

KESK Genel Sekreteri İsmail Hakkı Tombul ise “Başbakak anlaşılan tüm Türkiye’ye yayılan  direniş hareketlerinden gereken mesajı almamış. Bu dediğim dedik, inatçı ve dayatmacı tavır kabul edilemez. Bundan sonra yaşanacaklardan Başbakan sorumludur” dedi.

Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi ve Diş Hekimleri Odası İstanbul Şubesi de yaptıkları açıklamalarda Başbakan’a tepki gösterdiler.


EMEP: SALDIRILAR DURSUN TALEPLER KABUL EDİLSİN

Emek Partisi Genel Başkanı Selma Gürkan da yaptığı açıklamada hükümetin şiddette ısrar eden ve halkın taleplerini görmezden gelen tutumunu kınadı. Gürkan açıklamasında şu ifadelere yer verdi; “Başbakan Erdoğan; Taksim Gezi Parkı’na Topçu Kışlası, dolayısıyla AVM yapma ısrarını altını çizerek bir kere daha vurgulamış, yetmemiş, gösteri yapan halkı teröristlikle, vandallıkla suçlamıştır. Başbakanın gösterilere derhal son verilmesi çağrısı görülmektedir ki, bu ortamda polis ve kolluk güçlerini yeni saldırılar için teşvik etme, dahası, bu temelde yönlendirmekten başka anlama gelmemektedir. Başbakan halka karşı açtığı savaşı sonlandırmalı, demokratik haklarını kullanan göstericilere yönelik polis saldırıları ve operasyonlar durdurulmalı, kolluk güçleri sokaklardan çekilmelidir. Başbakan ve hükümet halktan özür dilemeli ve halkın taleplerini kabul ettiğini açıklamalıdır. Halk üzerinde dizginsiz bir şiddet ve terör uygulayan, demokratik haklarını kullanan yurttaşların katline neden olan saldırıların emrini veren, bu emri uygulayan sorumlular açıklanarak, yargılanmak üzere görevden el çektirilmeli, siyasi sorumlular derhal istifa etmelidir.”


HAVALİMANI MİTİNG ALANI MI?

Kuzey Afrika ziyaretinden dönen Başbakan Erdoğan’ın, Atatürk Havalimanında düzenlediği AKP mitingiyle ilgili tartışmalar sürüyor. Kamuoyu greve çıkan THY işçilerinin dahi kapısında beklemesine izin verilmeyen havalimanında düzenlenen bu mitingle ilgili şu soruların yanıtlanmasını istiyor:
*Atatürk Havalimanı miting alanı mıdır? Burada miting yapılması için kim izin vermiştir?
*Her koşul altında saat 24.00’de sona eren metro seferleri, İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından miting nedeniyle 04.00’a kadar uzatıldı. Başta 1 Mayıs olmak üzere tüm mitinglerde metro seferlerini durduran başta Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş ve belediye yetkilileri hakkında görevi kötüye kullanmaktan soruşturma açılacak mı?
*Yasal olarak izin alınmayan bu miting için havalimanına gidenleri engellemeyen İstanbul Valisi ve Emniyet Müdürü hakkında soruşturma açılacak mı?
*Miting sırasında ‘Yol ver geçelim Taksim’i ezelim’, ‘Azınlık şaşırma sabrımızı taşırma’ gibi sloganlar atarak ‘halkı kin ve nefrete’ sevk edenler hakkında nasıl bir işlem yapılacak?
*Bu sloganları atanları övgü sözleriyle karşılayan Başbakan Erdoğan hakkında ‘Suçu ve suçluyu övmek’ ve görevi kötüye kullanmak suçundan soruşturma açılacak mı?
(HABER MERKEZİ)

www.evrensel.net