Tecrit: İnsanın duygusal ölümü

Tecrit: İnsanın duygusal ölümü

Garajistanbul’da “Politik Oyunlar” Festivali kapsamında gösterimi gerçekleştirilen Sessiz Ölüm F tipi cezaevlerinin, tecrit kavramının ne olduğunu anlatan, 70 dakikalık bir belgesel. Siyasi suçluların tecrit edildiği ABD, İngiltere, İspanya, İtalya ve Almanya’daki uygulamaları, ETA, IRA, RAF ve İtalyan Kızıl Tugaylar üyesi

Cihan Bilgen

AVRUPALI SİYASİ MAHKUMLAR HÜCREYİ ANLATIYOR

“Darbeler kötü ama istatistiklerde yine en güvenilir” ordu çıkıyor diyen Yönetmen Hüseyin Karabey 2000 yılında Türkiye’de F Tipi Cezaevleri ilk kez kamuoyunda tartışılmaya başladığında, Adalet Bakanlığı tarafından bir modernleşme ve ıslah olarak sunulan uygulamanın gerçek mahiyetini araştıran bir film yapmaya karar verir. Bunun için Frankfurt’tan Bilbao’ya, Belfast’tan Bologna’ya Avrupa’nın çeşitli merkezlerinde, hücreye kapatılarak sosyal ve duygusal tecride maruz bırakılmış siyasi mahkumlarla konuşur. Sonunda “Sessiz Ölüm” filmini gerçekleştirir. Uzunlukları nedeniyle filmde yer veremediği orijinal video röportajlarını tam haliyle yazarak, filmle aynı adı taşıyan bir de kitabı yayınlanır. İRA’lıların yaptığı; “Kirli protesto” en çarpıcı hücre hikayesi olmaya aday. Hem insanı delirten beyazın rengini kırmak, hem de hali hazırda tuvaletlerini atacak yer bulamadıkları için mecburen dışkılarını duvarlara sürerler.  

‘ENGİZİSYON, İNSANLAR DİRENMEYİ BIRAKSIN, SİNSİN...’

Filmdeki röportajlardan birindeki mahkumun tecrit için yorumu; “engizisyon, insanlar direnmeyi bıraksın, sinsin...” şeklinde oluyor. Tecrit, beyaza boyanmış hücreler, sürekli aydınlatılan, dışarıyla her tür ilişkisi kesilmiş, gece gündüz farkının bile gözlemlenemediği, bir yatak, bir lavabo, bir klozet, bir  tabure ve duvara lehimlenmiş raf irisi bir masadan ibaret. Burada bir insan, 23 saat kapalı kalıyor. Kalan bir saatte duşa götürülüp tek başına havalandırmaya çıkarılıyor, bazı cezaevlerindeyse haftada bir havalandırma var. Ve her zaman kameralarla izleniyor. Her şey gardiyanların insafına kalmış. Kitap, kalem, kağıda izin yok. Avukatıyla dahi görüş yasak. Herhangi bir ses yok, güneş yok, beyaz bir beton, sessizlik, gardiyanların ayak sesleri ve hücrenin yemek için açılan demir sesi.Gardiyanlar dışında bir insan görmeden geçen onlarca yıl. Hücrelerde bulunan mahkumların yüzlercesi her nasılsa intihar ediyor! İspanya Cezaevinin üç kadınlı bir tecrit koğuşuna baskın yapılıyor. Kadınların ikisi bıçak darbeleri ile ölüyor, biri ise kaburgalarının bıçağın derinlere girmesini engellemesi sebebiyle şans eseri kurtuluyor. Anlattığına göre, “Ölen arkadaşlarım için intihar ettiler dediler. Yalnızsan her şey olabilir. Ya beni gelip asarlarsa, ya kanımda uyuşturucu çıkarsa, kim bilecek?” diye soruyor. İntiharların gerçek olduğunun varsayılması da tecridin ne denli insanlık dışı olduğunun bir başka kanıtı.

KONUŞMAYI, YAZMAYI UNUTTUM

“Tecrit insanın duygusal ölümüdür” diyor bir mahkum, bir başkası ise, kanser olan birine yıllarca hastalığı doktorlar tarafından söylenmediğini ve sonunda hastalık ilerlediğinde ise, “Vazgeçtim, reddediyorum her şeyi”, diye bir imza atarsa tedaviye başlayabileceklerini söylediklerini anlatıyor. Başka bir kadın mahkum ise; “Bir süre sonra konuşmayı unutuyorsunuz, düşünceleriniz karışmaya başlıyor, görüşmeye gelen olursa susuyorsunuz, aklınız karışık, yalnızlığa o kadar alışmışsınız ki, cümle kuramaz hale geliyorsunuz. Yazmayı unuttum, kartpostal bile yazamaz olmuştum çünkü kendi düşüncelerime hakim olamıyordum” diye anlatıyor. Ardından gecenin bir vakti hücresine gelinerek, nedensiz dayaklar yiyen mahkumlar tecrübelerini anlatıyor.

VE ‘HAYATA DÖNÜŞ’…

Türkiye’deki tecrit uygulaması daha başlamadan can almıştı. Geride bıraktığımız yılların en korkunç olaylarından biri, F tipi cezaevlerini protesto amaçlı açlık grevini sona erdirmek için yapılan “Hayata Dönüş Operasyonu”nda 35 mahkumun öldürülmesi olmuştu. (İstanbul/EVRENSEL)


POLİTİK OYUNLAR DEVAM EDİYOR

Politik Oyunlar Festivalinde bugün saat 15.00’de Vasıf Öngören-Aslı Öngören - Masalın Aslı, Edebiyat okuması var.Saat 19.30’da ise Tacikistan - Georgy Mamedov – Orada Neler Oluyor? Var.

Her yıl ‘1 Mayıs’ günü başlayıp ‘27 Mayıs’ günü bitmesi planlanan Uluslararası Politik Oyunlar Festivali, dünyanın dört bir yanından davet ettiği kişilerle, işlerle sahne alıyor. Festival farklı disiplinler, farklı anlatım yolları, farklı bakış açıları, farklı birikimlerle bir araya gelebilmenin zeminini oluşturabilmeyi amaçlıyor. Toplumsal belleğimizde yer etmiş tarihlere im koyarak güncel politika ile ilişki kuran işler, Politik Oyunlar Festivali’nde buluşuyor.

2011 yılında, seçime giderken ivmesini öncelikle bu topraklar üzerinde üretilmiş işlerden alan Politik Oyunlar Festivali, politik olan ile apolitik arasındaki ilişkiyi, ilişki-sizliği merkeze alıyor.

www.evrensel.net