Spor camiasından Gezi Parkı saldırılarına tepki

Spor camiasından Gezi Parkı saldırılarına tepki

Taksim Gezi Parkı’na destek her geçen gün artarak devam ediyor.Hükümetin, Gezi Parkı’nı yıkarak Topçu Kışlası projesi başlamasına saatler kala İstanbul halkı büyük bir direniş göstererek, yıkımı engelledi. Polisin orantısız güç kullanımı, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın söylemleri, halkı daha

Eurosport Türkiye’ye konuşan Orhun Ene ve Erman Kunter Gezi Parkına ilişkin önemli açıklamalarda bulundu. İki tecrübeli hocanın açıklamaları:

Erman Kunter (Beşiktaş): “Ben olayları neden Reuters’ten takip ediyorum?”Ortada çok kesin olan bir şey var, orantısız güç kullanılıyor. Mahkemele kararı varsa, bariyerler neden orada duruyor? Bunu anlamak mümkün değil. Mesela sadece yabancı basını takip ederseniz olaylardan haberdar olabiliyorsunuz. Oturup tekrardan düşünmeliyiz, durumumuza bakmalıyız. Ben neden Taksim olaylarını Reuters’ten takip ediyorum? Sadece Halk TV ve internet var. Kaldırılsın bu bariyerler eğer mahkeme kararı varsa; tansiyonu düşürmek hükumetin görevi. Orantısız güç kullanımını, insanların şiddet görmesini kabul etmek mümkün değil.Sigarayı bırakma kampanyası başlatıyoruz ama insanları gaza alıştırdık. Artık gidip bakkaldan biber gazı alınacak herhalde. Biz de kara mizah yapıp kafamızı dağıtmaya çalışıyoruz. İdare edenlerin, ülkeyi yönetenlerin görevi tansiyonu düşürmek. Hiçbir şey yapılmıyor. Kafanızı devekuşu gibi kuma gömemezsiniz; telefondan, Twitter’dan, ondan, bundan, şundan yayılacak bu olaylar. Tekrar ediyorum, mahkeme kararı varsa kaldırın gitsin o bariyerleri.

Orhun Ene (Banvit): “İnsanlar kabuklarından çıktılar”İnsanların tepkilerini göstermesi, rahatsızlıklarını ifade etmesi; bir tepki ortaya koyması demokrası adına önemli. İki üç tane ağaç için başlayan bu tepki, şimdi Türkiye’deki çeşitli kesimlerde, çeşitli farklı düşüncelere sahip insanları bir araya getirdi. Türkiye demokrasisi bir testten geçiyor. Biz gençlik yıllarımızda tepkimiz koymayı, rahatsız olduğumuz konuları ifade etmeyi beceremedik. Bu imkanı bulamadık, toplanamadık. İzin verilmedi çünkü. O zamanki yapı çok farklıydı. Bizim gençliğimizde birlikteliğe, toplu eylemlere izin verilmedi. Bugün çok daha duyarlı bir toplum ve çoğunluk halinde tepkilerini ifade edebilen bir grup var. Şiddet olmamalı, şiddet olmadığı sürece de insanların tepkilerine saygı duyulmalı. Türk demokrasisi sadece böyle gelişebilir.Yurt basınının olaylara tepkisiz kalması kabul edilebilir bir durum değil. Gerçek basının görevi illa ki güçlü olan tarafın fikrini, düşüncesini karşı tarafa aktarmak hiçbir zaman olmadı. Bazen çoğunlukta olmayanların, azınlıkların da eşit şekilde haklarını kullanmaları demokrasinin gereği. Basının konuyla ilgili haber yapmaması kesinlikle kabul edilemez. Ancak neden bu noktaya gelindi, onun da sebepleri bulunmalı. İnsanlar bu haberleri yapmaktan neden çekiniyor? Bunun nedeni bulunmalı.Artık insanlar kabuklarından çıktılar. Çocuklarımız için demokratik bir ortam istiyorsak Türk basınına bu konuda görev düşüyor. Şimdi daha çok ekonomik anlamda ne kazanılacak, ne kaybedilecek onun hesabı yapılıyor. Gelecek nesillere daha iyi bir ülke bırakmak adına demokratik azınlıkların haklarını dile getirebildikleri bir ortam sağlamalıyız. Burada da basının yapması gerekenler var.

SPORCULARIN TEPKİSİ

Polisin orantısız güç kullanımına tepki veren sporcular birlik ve beraberlik çağrısı yaparken, yaşananların bir an önce son bulması ve halkın huzura kavuşmasını talep etti.Yekta Kurtuluş Twitter’da, “Cehennemin en karanlık buhran zamanlarında tarafsız kalanlara ayrılmıştır” dedi. Anadolu Efes’in başarılı oyuncusu Sinan Güler ise “Dostlarım, kardeşlerim, abilerim, ablalarım sokakta, özgürlüğünü korumaya çalışıyor; karşılığında panzerle, biber gazıyla saldırılıyor” dedi. (SPOR SERVİSİ)

www.evrensel.net