İyi insan yoktur buralarda

İyi insan yoktur buralarda

‘İyi insan bulmak zor...’ En çok bunu konuşuyoruz galiba günlük yaşamımızda. Eşimize dostumuza ne kadar az iyi insanın olduğunu söyleyip ah vah ediyoruz üst üste. İnsanın dosta ve sevgiliye ihtiyacının en belirgin nedenidir iyi olana sahip olmak ya da iyi biri olmakKötülük bu kadar sirayet etmişken yaşama, insanın bu

Sevda Aydın

Kötülük bu kadar sirayet etmişken yaşama, insanın bundan kaçışının öyküsünde tabii ki iyilik olacaktı. Ne kadar kaçarsa kaçsın her zaman iyiyi bulamama gibi bir şanssızlığın ortasında bunu anlatan bir kitap bulmak durumu daha da enteresanlaştırıyor. Flannery O’Connor’ın ‘İyi İnsan Bulmak Zor’ isimli öyküsüyle, insanın bu derdine daha yakından bakılabilir. XX. Yüzyıl Amerikan edebiyatının kadın yazarlarından biri O’ Connor. 1955’de yazdığı bu öyküsü ve daha bir çok öyküsü için yazarın dönemin gotik edebiyat akımından nasıl da kaçtığı ayrı bir mevzu. O ne kadar reddetse de bugün hâlâ bu akımın ‘Tavuskuşlu kraliçesi’ olarak bilinmek yazarın tıpkı roman ve öykülerinin sonlarındaki ironik sahneler gibi olmuş.

‘İyi İnsan Bulmak Zor’ adlı öyküsünde bir büyükanne, oğlu, gelini ve onların üç çocuğu arabalarında yolculuk ediyorlar. Yolda üç silahlı suçlu karşılarına çıkar. Öykümüzün sürprizli karakteri babaanne onları ‘iyiliğe’ çağırır. Bütün çabalarına rağmen ölümden kurtulamaz. Öykünün güzelliği ise katillerin şu cümlesinde gelir yakalar sizi ‘Çok iyi bir kadın olabilirmiş, hayatının her anında onu vuracak biri olsaydı’

Öykünün bu girişi bile yazarın yarattığı gerilim atmosferine ve karakterlerine dair hemen ip uçları veriyor. Okuyana rahatsızlık veren bu karakterler, insanın iyilik-kötülük ya da doğru-yanlış kavramlarına nasıl da ‘kendine göre’ anlamlar yüklediğinin garip görüntüsünü önümüze koyuyor. Hepsi çok itici, çok kötü ama kendilerine göre çok da haklılar.

Flannery O’Connor’in ilk öyküsü Georgia’da geçiyor. Kölelik kaldırılmıştır fakat toplumda bu ayrımcılık hâlâ yerini koruyordur. Beyazlar, siyahlarla aralarındaki ayrımın kaldırılmasından dolayı ciddi kaygılar taşıyor. Öykü tam da merkezine bu kaygıyı alıyor. Babaanne ve ailesi de bu kaygıyı taşıyorlar.

Ailesiyle beraber tatil için yola çıkarlar. Babaannenin dilinde sürekli ‘İyi insan bulmak zor’lar dökülür. Çok kullanılmayan bir yolda devam ederken aniden kaza yaparlar. Kaza yerinde duran ilk arabada ise hapisten kaçmış üç kaçak vardır. Kazadan kurtulan babaanne, ne kadar yalvarsa da kaçaklardan kurtulamaz.

Çok kısa bir yaşamı olmuş O’ Connor’ın. 20 yaşındayken Lupus hastalığına yakalanmış. 19 yıl bu hastalıkla savaşan yazar, bu kısacık ömrüne 31 öykü, iki roman ve mektuplar sığdırmış. Ölümle iç içe geçen bir hayatın içinden çıkıyor bu öyküler, okuyana elbet bundan daha fazlasını söyleyecektir. (İstanbul/EVRENSEL)

www.evrensel.net