Artık yeni bir dil kurmak gerekiyor

Artık yeni bir dil kurmak gerekiyor

Yıllardır süren savaşın yerini barış eksenli konuşmalara bıraktığı ve kalıcı bir barış arayışlarının çoğaldığı bu dönemde çözümün dilinin ne olması gerektiği konusunda gazeteciler değerlendirmelerde bulundu. NTV Haber Müdürü gazeteci Mete Çubukçu yıllardır Türkiye’de hem Kürt meselesi

‘TAMAMEN BİTMEDİ, DEVAM EDİYOR’

Şu anda gidişatta eskiye göre biraz daha bir düzelme olduğuna vurgu yapan Çubukçu, “En azından kışkırtıcı söylem azalmış durumda. Tamamen bitmiş mi hayır. Yani çünkü daha farklı medya organlarında bunlar devam ediyor. Ana akım dediğimiz medyada biraz törpülenme oldu. Siyasilerin de dile dikkat etmesi gerekiyor. Bundan sonraki süreçte barışın sağlanması aşamasında dil çok önemli. Siz nasıl bir dille yaklaşırsanız insanlar da öyle yaklaşır” ifadesini kullandı. Kürt sorununu çözmeye yönelik ayrıştırıcı, düşmanlaştırıcı ya da sürecin önünü kesici bir dilin kullanılmaması gerektiğinin altını çizen Çubukçu, “Böyle bir dilden kaçınmak gerekiyor. Kaçınmak değil artık yeni bir dil kurmak önemli. Sadece Kürtler değil bunun içine bütün kimlikleri katabilirsiniz. Bir dönem çok ciddi rencide edici bir dil kullanılıyordu. Bir dönem böyle bir jargon vardı. Bunlar gayri insanı düşmanlaştırıcı söylemler. Çatışmalar tamamen biterse barış gelirse böyle bir dile ihtiyaç kalmayacak” dedi.

TAYYİPSEVER BİR MEDYA VAR

Gazeteci Yazar Celal Başlangıç bugüne kadar merkez medyanın savaşın dilini kullanan bir medya olduğuna işaret ederek, “Yani hocamız Ragıp Duran’ın ifade ettiği gibi Mehmetçik bir medyaydı. Barış sürecinde medyanın dili nasıldır diye sorulduğu zaman 21 Marttan itibaren medyanın buna verdiği cevabın çok olumlu olduğu söylenemez. Barış sürecine ayak uydurma noktasında pek olumlu bir yanıt alamadığımızı söyleyebiliriz” dedi. Başlangıç, “Karşımızda çok barışsever bir medya yok. Gazetecilik meslek ilkelerinin en başta gelen yönlerinden biri objektif olmaktır. Barıştan yana olmaktır. Çünkü bir savaşta önce gerçekler ölür ve gerçekler ölünce de gazetecinin işi kalmaz. Şimdi bizim savaşın medyası da bu sürece ayak uydurmakta zorluk çekiyor. Bu barışseverliğinden değil Tayipseverliğinden kaynaklanıyor. Şu an Başbakan bu tarafta olduğu için çok fazla savaş tamtamları çalmıyor. Ama onu elinde hazır tutuyor. Ve yarın süreç değiştiği anda aynı çizginin savunucusu haline gelecek bir medya ile karşı karşıyayız. Biz bunu zaten 2001’de Irak olayında da gördük. Bunlar çok savaşın getireceği ekonomik çıkarları da kollayan kesimler olduğu için her an hazır bekliyor. Zaten barış dilinde de zorlanıyor. Çünkü insan eksenli haber yapmasını bilmiyor. Bu yüzden herhalde barış haberlerini de savaş diliyle yapıyor” dedi.

TEMELKURAN: BİRLİKTE BAŞARACAĞIZ

Gazeteci Yazar Ece Temelkuran da, “Barışın dili kadar adalet, eşitlik ve özgürlükten bahseden bir dil de olmalı herşeyden önce. Biz yıllardır bir çok arkadaşımızla konuşmuşuz. Çok deneyim birikti zaten orada. Şimdi o dil kullanılacak sanırım. Kullanılmak zorunda. Hükümetin silahsızlanma olarak tarif ettiği süreci bizim barış süreci haline getirmemiz için bütün muhalif siyasetlerin Kürt hareketinin, sol siyasetin birbirlerine bunları aktarması paylaşması ve güven tazelemesi gerektiğini düşünüyorum” dedi. Bu süreçte Türkiye solunun haklı bir şok yaşadığını ifade eden Temelkuran, “O zaman bize ihtiyaç yok ruh hali yaşadı. Sonra Kürt hareketi biraz kendini yalnız hissetti. Sanırım bu toplantılar evet biz hâlâ birlikteyiz konferansı olacak. Çünkü bu deneyimleri hep beraber biriktirdik. Beraber yaratacağız” dedi.  (Ankara/DİHA)

www.evrensel.net