İnce Saz ‘yollar’a düştü!

İnce Saz ‘yollar’a düştü!

Musikiyi güncelleyen ve bugüne uyarlayan çalışmalarıyla dikkat çeken İnce Saz’ın, son albümü “Yollar/Roads” çıktı. Bu kez Güneş Yolu, Göç Yolu, Kral Yolu, Baharat Yolu ve İpek Yolu gibi güzergahlarda dolaşan İnce Saz, gelenekselden günümüze birçok ezgi taşıyor. Bugünün &

Erkan Araz


Musikiyi güncelleyen çalışmalarınızla dikkat çekiyorsunuz. Bugünün dünyasına bakıp, bu kadar ince şarkıları nasıl hazırlıyorsunuz?
 

Cengiz Onural: Tabii hayat değişiyor ama insanın daima evrenselliğe açık bir tarafı var. Yani para peşinde, iş peşinde koşuyoruz hepimiz ama hepimizin duyarlı ve ince bir tarafı var. Ancak çoğu zaman dönüp ona kulak vermiyoruz. Genellikle şartları suçluyoruz. Biz galiba içimizdeki sese biraz olsun kulak veriyoruz.
Murat Aydemir: Bir şey yapalım da ‘kadifeden kesesi’ şarkısını çağrıştıralım, hatırlatalım, ona bir özlem duyduralım gibi bir kaygımız yok açıkçası. Cengiz abinin dediği gibi içimizden gelen sesi dinliyoruz.

HER TERCİH BİR VAZGEÇİŞ

Musikinin tüketimi genellikle rakı/balık gibi bir atmosfer içinde gerçekleşiyor. Böyle bir algı oluşmuş. Günlük hayat içerisinde dinleyenler oldukça az. Bu algıyı ortadan kaldırarak musikiyi günlük hayat içinde dinlenebilir bir forma getirmeyi nasıl başardınız?

M.A: Türkiye’de müzik halen tabiri caizse meze durumunda. Özellikle Türk müziği tam bir meze durumunda. Bu durum biraz sunuşla da alakalı tabii ki. Artık zamane sunuşları hep böyle. Ama biz, grubun bütün elemanları sanatlarımızla bunu her zaman reddetmiş insanlar olduğumuz için bu anlayıştan uzak duruyoruz. Bu bir tercih, her tercihte bir vazgeçiştir. Biz daha fazla kazançtan vazgeçiyoruz ama sizin de söylediğiniz bu dinlenebilirlik durumumuz artıyor. Şöyle insanlar var; “ben sizin şu şarkınızla sevgilime aşkımı ilan ettim” diyor. İnce Saz’ın hayatta bir izi oluyor. Bir anısı, bir konusu oluyor. Bu çok güzel bir şey.

Grubunuzda batı enstrümanları da yer alıyor. Musikide kullanılan enstrümanlarla batı enstrümanları arasında oldukça fark var. Bu birleşmeyi nasıl sağladınız?
 

M.A: Türk müzik sistemi, batı müzik sisteminden çok farklı ama onları bir araya getirmek çok zor bir şey değil. Çaldığımız müzik sonuçta makam müziği olduğu için her makamın bir havası, ruhu var. Cengiz Abi, Türk müziğini çok iyi bilen bir insan. Gitar da çalıyor, armoni de biliyor. Öyle bir armoniyle bu müziği destekledi ki hiç sırıtmadı.
C.O: Türk müziğinde tek seslidir, çok seslidir gibi incir çekirdeğini doldurmayan, yobazca tartışmalar vardır. Biz bu tartışmaların hep dışında durduk. Çünkü manasız, nereye varacağı belli olmayan tartışmalar bunlar. Bu iş öyle abuk sabuk fikir yarıştırmakla olmaz. Gönlüne, aklına, kulağına soracaksın. Yapacaksın, deneyeceksin... İnsanlar alacak dinleyecek ya da dinlemeyecek.

Son albümünüz ‘Yollar’ın hazırlık sürecinden bahseder misiniz?

M.A: Türk Hava Yolları (THY) bizden 75. kuruluş yıldönümüne özel bir albüm istedi. Cengiz Abi de senfonik bir şey yapalım fikrini ortaya attı. Onlarda bunu çok sevdi. Ondan sonra işte besteler, düzenlemeler, kayıtlar... Yani çok büyük bütçeli bir iş, çok kalabalık. Bizim kendi başımıza yapabileceğimiz bir iş değildi. Sonra CD bitti ve 75. yıldönümünde konseri verildi. İki yıl boyunca THY bu CD’yi müşterilerine dağıttı. Kaç kere bastılar bilmiyorum ama anlaşmamız iki yıllıktı. İki yıl bittiğinde hakları bize geçti albümün. Aynı zamanda konser de profesyonel olarak kayıt edildi ve DVD+CD olarak böyle ikili bir paket hazırlandı ve yayınlandı.
 

UÇMAK FİKRİNDEN ‘YOLLAR’A

Albümün adı ‘Yollar’ ve albümde de bir çok yol hikayesi yer alıyor. Yol hikayelerini bir albümde bir araya getirme fikri nasıl oluştu?
 

C.O: Aslında THY bizden uçmak fikrini anlatan bir çalışma istedi. Bunu ‘yollara’ biz dönüştürdük. ‘Yollar’ projesini besteci, orkestra şefi, düzenlemeci Oğuzhan Balcı ile birlikte yaptık. Ona da şükranlarımızı sunuyoruz.
Biz bir fikri alıp hızlı hızlı onu tüketmeyi sevmiyoruz. O fikri alıp içimizde hissedip, onunla zaman geçirip, kıvamında dolu dolu yaşamayı seviyoruz. Diğer albümlerimiz de öyle oldu.
M.A: O ürettiğimiz şey aslında hep hayatımızda olmaya devam ediyor. Yaptık bitti hissi bizde hiç olmuyor. (İstanbul/EVRENSEL)


BİR BENZERLİK BİR AYRIM

Günümüzde oluşan etnik bir algı var ve bu algıyla birlikte geçmişte dinlenilen bir çok şarkı, türkü derlenip yeniden satılıyor. Bu değişimleri ve yeniden sunuşları nasıl değerlendiriyorsunuz?
 

C.O: Burda ciddi olarak bir teknik ayrım var. Bütün etnik müzikler kırsal kesim müzikleridir. Klasik Türk Müziği diye adlandırabileceğimiz ya da İstanbul müziği diye adlandırabileceğimiz şey ise kentli bir müziktir. Kentli müzik diyorum ama bu geçmişin kentli müziği... Şimdi toplumun çok büyük bir kısmı artık şehirlerde yaşıyor. Dolayısıyla o kırsal müziğin şehirli hayatına, şehirli duyarlılığına, şehirli algılamasına tercüme edilmesi gerekiyor. İşte bir çok müzisyen bunu yapıyor ve aslında o en otantik, en saf halinin o kadar etkileyici, şehirli insana etkileyici gelmeyeceğini düşünüyor.
Aslına bakarsanız teknik olarak bir bakıma buna benzer bir işi biz de yapmış olduk. Çünkü klasik müziğimizi o duyarlılıkla, o derinlikle hissedebilecek insan o kadar az ki. Biz onu bugünkü şehirli insanın anlayabileceği bir duyarlılığa, bir algıya getirdik. Böyle bir benzerlikte var, böyle bir ayrımda var.
Yabancılar da bunu farklı bir biçimde yapıyorlar bütün dünyada. Mesala Allahın İngiliz’i gidip Senegal müziği üzerine araştırma yapıyor. Ama bunların hepsi eklektik oluyor. Ödünç oluyor. Aslında sömürücü oluyor bana göre. Gidiyor iki tane oranın en popüler şarkısını satın alıyor. Ondan sonra ordan küçük cümlecikleri kendi eserlerinde kullanıyor. Bu hırsızlık. Ama bunu da çok iyi yapanlar var. Hatta bizde de denk geldiğimiz zaman dinliyor olabiliriz yani.


ÜRETKEN BİR YIL

Dinleyenlerinizi ileride ne gibi çalışmalar bekliyor?

C.O: Bu sene İnce Saz için üretken bir yıl oldu. Uzun zamandır albüm çıkartmıyorduk. Aynı zamanda  Murat Aydemir’in yakın zamanda bir albümü yayınlanıyor. Albümün ismi “Murat Aydemir Trio”. Murat epeydir uğraşıyor bu işle. Dilek Türkan’ın “Aşk Mevsimi” diye solo bir albümü çıkıyor. O da ne zamandır bu işle uğraşıyor. Yani iki sene albüm yapmadan geçtik ama boşta geçmemiş demek ki. Hatta Murat geçen sene makamlarla ilgili bir kitap yazdı.
M.A: Cengiz abi böyle anlatıyor ama kendi yaptığı işleri dökümanını çıkartmaya kalksak epey bir yer tutar. Benim çıkacak olan albümüm de Tambur, Kontrbas ve İranlı bir tombak sanatçısı geldi çaldı. İki parçada bir İranlı, bir Türk hafız gazel söyledi. Ağırlıklı olarak enstrumantel ve tamburun daha böyle bir başrolde olduğu bir albüm bir albüm. İki üç tane benim bestem var. Diğerleri ise geleneksel. Türkiye’de ilk defa böyle bir çalışma oluyor. Albüm yakın zamanda çıkacak.

www.evrensel.net