Denizlerin çağrısına kulak vermek...

Denizlerin çağrısına kulak vermek...

Emek Demokrasi ve Özgürlük Bloğu İstanbul Adayları Denizlerin idam sehpasındaki son sözlerinin bugünün mücadelesine ışık tuttuğuna vurgu yaparak Denizin Kürt ve Türk halklarının kardeşliği ilgili sözlerinin bugün Emek Demokrasi ve Özgürlük Bloğunda hayat bulduğunu dile getirdiler.Sebahat Tuncel - Emek Demo


Sebahat Tuncel - Emek Demokrasi Özgürlük Bloku İstanbul 1. Bölge Milletvekili Adayı: Aslında Türkiye’de Denizlerin mücadelesinin devam ettirilmesi hep engellendi. Zorluklarla karşılaşıldı. Bugün devrimciler olarak bizlere düşen görev onların devrim mücadelesini omuzlamak ve bunun sorumluluğunu almak. Çünkü sadece anmak yetmiyor. Bunun mücadelesini vermeliyiz. Denizler idam edilirken son sözleri “yaşasın Türk ve Kürt halkların kardeşliği” olmuştu. Bu sözler bu süreçte çok daha anlam kazanıyor. Kürt devrimcileri, Türk devrimcilerle ortak mücadelede bulunup daha güçlü olmak zorunda. Deniz’lerin anısına en büyük hediye birlikte mücadele olacaktır. Bu süreçte şu da tartışılmalı. O zaman katledilenler aslında bugünün gençliğiydi, devrimci gençlikti. 68, 78 kuşağı ideolojik olarak düşünce üreten topluma öncülük eden mücadele eden gençlerdi. 12 Eylül dönemi bu gençleri apolitikleştirdi. Bugünün gençleri siyaset yapmalı, dinamizmlerini aktarmalı ve özgürleşmeli. Gençlerin sokaklara dökülmesi, tepkilerini göstermeleri çok önemli. Ancak o zaman devletin politikasına düzgün bir cevap verebilirler. Denizler bunu yaptılar ve bunu yapabildikleri için idam edildiler.

Abdullah Levent Tüzel - Emek, Demokrasi ve Özgürlük Bloku İstanbul 3. Bölge Bağımsız Milletvekili Adayı: Bu yıl 6 Mayıs’ta, Denizler ve mücadele arkadaşları Türkiye’de her zamankinden daha çok kitlesel ve yaygın bir şekilde anıldılar. Bir kez daha halkımızın yüreklerindeki, özlemlerindeki yerleri güçlü bir şekilde ifade edildi ve bu sene özellikle sadece idam edilen Denizler değil; Türkiye işçi sınıfı mücadelesinin kaybedilen tüm değerleri anıldı, hatırlanıldı; onlara sahip çıkıldı. Denizlerin avukatı Halit Çelenk gibi değerli bir demokrat, sosyalist bir aydın kişiliğin onların yanına uğurlanmış olması da bu yılki anmaları daha bir anlamlı kıldı. Denizlerin bugünün gençliğine, emekçilerine emanet etttiği bir şey vardı, o da Türkiye emekçilerinin, işçi sınıfının birliği; ülkenin bağmsızlığı, demokrasi mücadelesi ve Türk ve Kürt halklarının kardeşliği mücadelesiydi. Özellikle bugün AKP Hükümeti’nin şiddet sarmalını tırmandırarak Kürtlerin özgürlük mücadelesini bastırmak istemesi ve bu çizgide ısrar etmesi karşısında Denizlerin ve mücadele arkadaşlarının kardeşlik çağrısı kulak vermemiz gereken, mücadele etmemiz gereken çağrıdır ve bu görev şimdi Emek, Demokrasi ve Özgürlük Bloğu’nun boynundadır; bu Bloğun adaylarının, harekete geçirdiği geçirdiği güçlerinin önünde somut bir görevdir. 2011’in 6 Mayısı’nda, bunca zaman sonra işçi sınıfımızın, onun gençliğinin, tüm emekçi kesimlerin hâlâ bağımsız ve demokratik bir Türkiye özlemiyle seçimlerde güçlerini birleştirerek hareket edecekler. Bu uğurda canlarını vermekten kaçınmamış binlerce kaybımızın da mücadelesine sahip çıkmak da ancak bu şekilde mümkün olacaktır.

Mustafa Avcı - Emek Demokrasi Özgürlük Bloku İstanbul 3. Bölge Milletvekili Adayı: Sistem fiziki olarak yoldaşlarımızı aldı. Düşünsel olarak da yok edeceklerini düşünüyorlardı ancak istediklerini elde edemediler. Onların o gün savundukları düşünceler, bugün bizim mücadelemizin zeminini oluşturdu. Denizlerin idam sehpasında söylediği “Yaşasın Kürt ve Türk Halklarının kardeşliği” sözleri, seçim arifesinde, ‘demokratik ulus’ perspektifinde kurulan Emek Demokrasi ve Özgürlük Bloğu zemininde hayat buldu. Deniz’in o gün idam sehpasında söylediği sözler bugüne ışık tuttu. Bugün Kürt sorunu ve çözümü sadece Kürtlerin sorunu olmaktan çıktı. Artık iktidarlar bile bunu kabul etmek zorunda kalıyor. Bu süreçte oluşan Emek Demokrasi ve Özgürlük Bloğu, halkların kardeşliği ve Kürt sorununun çözümü inancını da beraberinde geliştirdi. ‘Demokratik ulus’ perspektifinde kurulan bloğumuzun birliği seçim süreciyle sınırlı kalmayacak, bundan sonra da demokrasi ve özgürlük mücadelesinde ortak bir  mücadele zeminini oluşturacak.
Denizlerin kuşağındaki gençlik muhalefetini geldiğimiz süreçle karşılaştırırsak, o günden bugüne mücadele odağı ve perspektifi pek değişmedi. Ancak talepler ve mücadele yolları değişti. Kürt sorunu üzerinden konuşursak bugün sorunların çözümünde şiddetin çözüm olamayacağı, çözümün demokratik bir diyalog zemini üzerinde çözülmesi gerektiğinde bütün demokratik çevreler, gençler, kadınlar hemfikirdir.

Sırrı Süreyya Önder - Emek Demokrasi Özgürlük Bloku İstanbul 2. Bölge Milletvekili Adayı: 6 Mayıs devrimci hareket için çok önemli bir gündür. Türkiye halklarının ortak kurtuluş mücadelesini canları pahasına savunan üç genç idam edilmiş, harekete engel olmak istenmiştir. Bugün mahkeme saldırılarına karşın Deniz Gezmiş’in ‘demokratik ulus, demokratik Türkiye’ şiarı geniş bir sol kitlenin şiarı olmuştur.

Aradan geçen 39 yıl içerisinde Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının mücadelesinin içi boşaltılmaya çalışıldı. Ulusları, görüşleri, inandıkları şeyler için canlarını feda eden bu üç genç egemenler tarafından romantikleştiriliyorlar. Bu devrimci mücadeleye yapılan bir saygısızlıktır. Evet içlerinde büyük hümanizmalar taşıyorlardı fakat savundukları bir hareket vardı ve bunun için sonuna kadar mücadele ettiler. Deniz Gezmiş ve arkadaşlarını mücadelelerinden ayrı tutarak sadece hümanist yanlarıyla ele almak devrim yolunda canlarını veren bu kişilere büyük saygısızlıktır. Devrimci ruh baskılar karşısında ölmez. Bastırılmaya ve imhaya karşı devrim hareketini  daima yürüten en dinamik kesim gençlerdir. Bize burada düşen görev gençlere taleplerinin sadece akademik kaygılarla sınırlandırılmaması, bunun bir sistem meselesi olduğunu ve sorunun giderilmesi için önce sistemin üzerine yürünmesini, sistemin değişmesi için hareket edilmesi gerektiğini göstermektir. Eğer mücadele bu yöne getirilmezse tarihi olarak bir başarı elde edilemez.
(İstanbul/EVRENSEL)

www.evrensel.net