Eğitim Sen: Anadilin önündeki engel devlet ve hükümet

Eğitim Sen: Anadilin önündeki engel devlet ve hükümet

EĞİTİM Sen’in ‘Eğitimde Anadilin Kullanımı ve Çift Dilli Eğitim Halkın Tutum ve Görüşleri Türkiye Taraması’ raporuna göre, halkın yüzde 83.1'i anadilinin Türkçe olduğunu ifade ederken, yüzde 16.9'u Kürtçe, Zazaca ve Arapça dilerinin ana dilleri olduğunu vurguladı. Eğitim Sen Genel Başka

Ankara, İstanbul, İzmir, Bursa, Adana, Antalya, Antep, Diyarbakır, Edirne, Balıkesir, Muğla, Afyon, Düzce, Konya, Maraş, Niğde, Sivas, Zonguldak, Sinop, Çorum, Giresun, Erzincan, Kars, Malatya, Van, Mardin illerinde yapılan araştırmaya 17-90 yaş arası 391 erkek ve 390 kadın olmak üzere 781 kişinin katıldığı araştırmaya ilişkin konuşan Kılıç, Türkiye’de katı bir dil politikası uygulandığını belirterek, bir çok dilin bu nedenle kullanılamadığını söyledi. Türkçe’yi ‘tek dil’ haline getiren politikalar uygulandığını ifade eden Kılıç, Cumhuriyetin kuruluş yıllarından itibaren tek dil, tek kültür politikaları uygulandığını söyledi. Kılıç, “Türkçe dışındaki anadillerine eğitimde yer verilmemesi, anadili Türkçe olmayan çocukların eğitime erişim hakkı başta olmak üzere buna bağlı pek çok hakkına engeldir” dedi. Araştırmada anne-babaların yüzde 20’4’ünün, mevcut nüfusun ise yüzde 16,9’unun anadilini kullanmayı sürdürdüğü belirtilirken, Türkçe dışında anadillerde ise Kürtçe yüzde 11,3 ile ilk sırada yer alırken, Zazaca yüzde 3,2, Arapça yüzde 2,1 ile yer aldı. Araştırmada ‘Anadili nerde öğrendiniz’ sorusuna yanıt verenlerin yüzde 97’si anadillerini evde öğrendiğini kaydetti. Yaşın gençleştikçe anadili konuşma oranını gerilediğinin kaydedildiği araştırmada, “Yaşlılara göre gençler anadilini anlıyor ama konuşamıyor” denildi. Araştırmada anadilini hem anlayıp hem konuşan hem de yazanların oranı yüzde 23,5 olurken, anadilini anlayıp konuşan fakat yazamayanların oranı yüzde 72,7, anadilini anlayıp konuşamayanların oranı yüzde 3,0, anadilini anlayamayan, konuşamayan ve yazamayanların oranı ise yüzde 0,8 oldu.
Araştırmaya göre, “Türkçe dışında bir anadile sahip olanların yüzde 43’ü (Kürtçe grupta yüzde 59’u) anadilini kullanırken sorunla karşılaştığını belirtiyor. Kürtçe anadilindekiler hem daha fazla, hem de kurumsal düzeyde baskılamaya uğruyorlar” denildi. Araştırmaya göre, Kürtçe konuşanların yüzde 45’i sadece evde konuşurken yüzde 1’i sokakta yüzde 26’sı da her yerde konuşuyor. Raporun sonuç bölümünde eğitimde anadiline yer verilmesi ve çift dilli eğitim konusunda nüfusun yarısının olumlu görüş bildirdiği belirtilerek, “Türkçe dışındaki anadillerinde kayba uğrayanlar, anadillerinin öğretilmesine daha sıcak bakıyor. Bu dil grupları, tehlikenin farkında ve önlem alınmasını istiyorlar. Türkçe anadilindekilerin, Karadenizlilerin, öğrenci ve yüksek öğretim mezunlarının anadillerinin öğretilmesine daha fazla karşı çıkması, tek dillilik konusunda aşırı milliyetçi bir tutum almanın, giderek okuryazar kesimler içinde/arasında daha fazla sergilenmeye başlandığını göstermektedir” denildi. Anadilin öğretilmesi ve anadilde eğitim konusunda tıkanmanın halkta değil devlet ve hükümette olduğuna işaret eden sonuç bölümünde, “Halkın anadillere ilişkin algısı, devlet ve hükümetinkinden daha ileride görünmektedir. Zira okullarda bazı derslerin Türkçe dışındaki dillerde verilmesine sadece yüzde 28 karşı çıkarken, kalan yüzde 72 ise destek vermektedir” denildi.

ÇÖZÜM ÖNERİLERİ

Raporda anadilde verilebilmesi için yeni bir eğitim politikasının oluşturulması ve anadilde eğitimi mümkün kılacak yasal düzenlemelerin gerçekleştirilmesi istenerek, çözüm önerileri şöyle sıralandı:

*Temel hak ve özgürlükleri güvenceye alan yeni bir anayasa yapılmalıdır.

*Eğitimde anadiline yer verilmesine ilişkin uluslararası sözleşmeler çekince konulmadan imzalanmalıdır

*Milli Eğitim Temel Kanunu, Üniversite ve Yüksek Öğretim Kanunu ve Radyo ve Televizyon Kanunu çok dilli, toplum gerçeği dikkate alınarak yeniden düzenlenmelidir.

*Anadilinin öğretilmesi ve anadilinde eğitim için öğretmen sorunu, ders kitaplarının ve başkaca eğitim-öğretim materyallerinin hazırlanması, eğitim-öğretimin yapılacağı okullardaki okul düzeni gibi konularda çalışmalara başlanmalıdır.

*Üniversitelerde ülkemizde kullanılan anadilleri ile ilgili anabilim dalları oluşturulmalıdır.

*İnsan, şehir, köy ve coğrafi isimlerinin tarihi kültürel orijinine göre serbest bırakılmalı, değiştirilmiş olan adlar tekrar tarihi adlarıyla adlandırılmalıdır.

*Yerel dil ve kültürleri asimile edici YİBO ve PİYO gibi uygulamalardan vazgeçilmelidir. (HABER MERKEZİ)

www.evrensel.net