Gogol’ün o öyküleri

Gogol’ün o öyküleri

PETERSBURG öyküleri, her şeyin başladığı kitap gibi bir şey. Rus edebiyatının babası diyebileceğimiz Gogol’ün en önemli öyküleri bu kitapta toplanmış çünkü.Palto malum, hepsinin önünde duran, kimleri cebinden çıkaran bir klasik; kitaptaki Gogol yaşam öyküsünde ‘hepimiz Gogol’ü

Çağdaş Günerbüyük

PETERSBURG öyküleri, her şeyin başladığı kitap gibi bir şey. Rus edebiyatının babası diyebileceğimiz Gogol’ün en önemli öyküleri bu kitapta toplanmış çünkü.

Palto malum, hepsinin önünde duran, kimleri cebinden çıkaran bir klasik; kitaptaki Gogol yaşam öyküsünde ‘hepimiz Gogol’ün Palto’sundan çıktık’ sözünün hem Tolstoy’a, hem Dostoyevski’ye, hem Turgenyev’e mal edildiği yazıyor. ‘Bir devlet dairesinde...’ diye başlayan öykünün kahramanı Akakiy Akakiyeviç yıpranan emektar paltosunu yenilemeyi dert eden bir memur. Nabakov’un kitabın arka kapağında farklı okurlara uygun gördüğü gibi, öyküde maskara durumuna düşen bir adamın acıklı hali de anlatılır, ‘bürokrasinin dehşet vericiliği’de. Ancak Gogol’ün  kaleminden çıkabilecek unsurlardır, Palto’ya asıl karakterini veren. Terzinin, eskiyen paltosunun tamir edilemeyeceğini söylemesi üzerine, bizim dokuzuncu derece devlet memurunun çırpınışları gibi ya da ‘evrak temize çekmek işinden daha önemli bir iş olamazmış gibi geliyordu ona’ türünden Gogol cümleleri; mizahı, trajediyi, içinde yaşadığı toplumun fotoğrafını çekmeyi aynı anda başaran güçlü bir kalemin elinden çıkmış kelimeler buluyor okur Palto’nun ceplerinde.

Kitabın ilk öyküsü Nevski bulvarı, bir Petersburg türü gibi, hem de 19.yüzyıl Petersburg’undan. Üstelik Nevski Bulvarından yürüyen Petersburg ahalisini Gogol’den dinlemenin bir eşi daha yok, çünkü favorisine göre memurların, gösteriş merakına göre subayların sınıf tahlili onun kalemine özgüdür. Bir kadının peşine takılan iki arkadaşın macerası, gizemli bir kadın ve yaklaştıkça muradından uzaklaşan bir aşığın öyküsü olarak sürüyor. Palto’nun cebinden çıktığını söyleyenleri doğrular gibi, Dostoyevski’nin Beyaz Geceleri’ni akla getiriyor.

‘BUGÜN OLAGANÜSTÜ BİR ŞEY OLDU’

Gogol’ün sosyal konumla en çok özdeşleştirdiği organ ise burun. Burun öyküsü bir berberin kesik bir burun bulmasıyla başlayıp sekizinci dereceden devlet memuru, ya da binbaşı Kavalev’in kendi burnunu, beşinci dereceden devlet memuru numarası yaparken yakalamasıyla ilerliyor. Zavallının neler çektiğini kendi ağzından dinlemek en iyisi, o yerinde duruyor nasıl olsa; ‘Aslında binbaşıyım ben. Kabul edersiniz ki, ortalıkta burunsuz dolaşmam yakışık almaz... Voskresenski Köprüsü üzerinde soyulmuş portakal satan bir kadın burunsuz olsa da tezgahının başında oturabilir kuşkusuz... ancak benim gibi biri...’(sayfa 59)

Portre öyküsünde rüya içinde rüyaların iç içe geçtiği sayfalar, geçen senenin meşhur filmi Başlangıç’a ilham veren fikri hatırlatıyor.

Bir Delinin Hatıra Defteri, kitabın kapanışını yapıyor. Edebiyat tarihinin en bilinen sayıklamalarından biri bu öykü. ‘bugün olağanüstü bir şey oldu’ diye başlar, öfkeli memur Poprişin’in adam yerine konmadan çalıştığı devlet dairesini, hoşlandığı müdürün kızını, ve bütün o karışık ruh haliyle birlikte dairede geçen günlerini anlatır. Sonunda kahramanımız, kendini önemli biri yerine koyup rahatlayacaktır ancak.

İletişim Yayınlarının dünya klasikler editörü  Orhan Pamuk, faydalı kitaplara faydalı son sözler ekliyor çoğunlukla. Bu kitapta Richard F.Gustafson’un  Yak Rusça Kulübü’nde verdiği bir dersten alınan ‘Çilekeş Zorba’ diğerleri kadar başarılı bir seçim mi, okurun kuşku duymaya  çok hakkı var. Gogol’ün mizahının ‘Her şey yersizdir’ diye düşünen bir yazarın  alaycılığı ve boşvermişliğinden ileri geldiğini düşünen Gustafson, herhalde yazarın kendi hayatından ve ruh halinden esinlenmemiş olmalı. Gogol’ün yaşamının son dönemini bunalım içinde geçirip el yazmalarını yaktığı bilinen bir şey. Ama Belinski’nin ünlü Gogol’e Mektup’unu da biliyoruz, yazarın Rus toplumunun başarılı tasvirlerine yer verdiği eserleri ile açıkladığı politik görüşleri arasında çelişkiye dikkat çeken bir eleştiri başyapıtıdır. Vaktiyle bu yasak mektubu okuduğu için idamla yargılanan Dostoyevski de bilir. Belinski, yazarı Çar yanlısı görüşleri ile değil, memurun küçülmüşlüğünü, soyluların acımasızlığını anlattığı kalemiyle anmak ister. Gogol bu gözle yeniden yeniden okunmayı hak eden bir yazar. Ergin Altay’ın Rusça’dan çevirisiyle yayınlanan Petersburg Öyküleri okuru bekliyor.

Petersburg öyküleri
Nıkolay Gogol
Çeviren : Engin Altan
İletişim 2011

www.evrensel.net