Şiddet devletinde yine bir şiddet vakası

Şiddet devletinde yine bir şiddet vakası

Boston Maratonu’nda 1968 yılında koştum, ayaklarım Keds lastik pabuçlarımın içinde su toplamıştı. 3 saat 40 dakikadır bitiş çizgisinde beni bekleyen amcama doğru sürükleniyor gibi koşuyordum. Maratonun gerçekleştiği tarih bu seneki patlamanın gerçekleştiği maratonun tarihine oldukça yakındı. Ben, bu sene de maratonday

Dave Lindorff

Patlamayı duyunca birden koştuğum Boston Maratonu’nu hatırladım. Maraton, Viet Kong’un (Vietnam Ulusal Kurtuluş Cephesi) gerçekleştirdiği kanlı saldırıdan hemen bir hafta sonra yapılmıştı. Biz, Viet Kong’un ülkelerindeki savaşı ABD’ye getirdiklerini düşünmedik, aklımıza bile gelmedi. Şimdi bu patlamaya bakınca, patlamanın ABD’nin sınırları dışında sürdürdüğü savaşlarla bir ilgisi olup olmadığı konusunda oldukça endişeliyiz.

Şu anda elimizde patlamanın ardında, Taliban güçlerinin mi yoksa kürtajı protesto eden sağcı grupların mı olduğuna dair herhangi bir kanıt yok. Ama biz bu patlamayla birlikte bir şeyin farkına varmalıyız. Bizim ABD’de artan şiddet kültürümüzün ve ABD’nin emperyalist hedeflerinin bizi nasıl bir kaosa sürüklediğinin farkına varmalıyız.

El yapımı patlayıcı bu kez 3 kişiyi öldürdü ve yarışı izleyen yüzlerce insanı yaraladı. Belki de ilginç olanı, el yapımı patlayıcı kelimesini, bizler Bush’un ve Cheney’in Irak’ı yasa dışı işgalinden önce hiç duymamıştık. Belki de bir dahaki sefere dinamit taşıyan insansız hava araçlarıyla patlamalar olacak ve daha da ölümcül olacaklar.  Ne ekiyorsak onu biçiyoruz. Şiddet şiddeti besliyor.

ABD, birçok ülkeyi bir kargaşadan diğerine doğru sürüklerken, en çok karmaşanın yaşandığı ülke oldu. Artık bu katliamı kafayı yemiş bir grubun tabancayla mı  yoksa dış bağlantılı terörist grupların kendi el yapımı bombalarla mı gerçekleştirdiğinin bir önemi kalmamıştır. Ve eğer böyle gidersek bu tür olaylardan kaçabileceğimizi umut edemeyiz. Eğer hükümet bu son trajediye polis teşkilatına bağlı ajanlık kampanyalarını ikiye katlayarak devam ederse ya da bir çok ülkeyi işgalle karşılık verirse burada kendi evlerinde çok daha fazla Amerikalının öleceğini bilmeliyiz. Açık bir biçimde bizlerin yeni bir yaklaşıma ihtiyacımız var. İlk olarak, dünya barışı için çaba sarf etmeliyiz. Barış ve dayanışma duygularını toplumda yeniden alevlendirmeliyiz. Hakları ve özgürlük mücadeleleri için hayatlarını ortaya koyanların mücadelelerini görünür kılmalıyız.  Ve belki de Amerikalılar bu gerçekleşen son kanlı Boston Katliamı’na bakarak şunu anlamalıdır: Askeri güçlerimizin Irak’ta, Afganistan’da bizim adımıza yaptıkları da birer katliamdır. Bitiş çizgisinin sonunda patlayan bombalar, Afganistan ve Pakistan sınırında patlayan bombalardan farksızdır. Boston’da patlayan bomba beni tiksindirdi. Ama aynı ölçüde Pentagon’lu yetkililerin Afganistan’da, daha önce Irak’ta, Kundar’da insansız hava araçlarıyla öldürmesi de beni tiksindirdi. Biz Amerikalılar artık neye öfkeleneceğimizi ve neden korkacağımızı seçmeliyiz. Harekete geçmeliyiz. Yeter artık koşmak istiyorum.

www.counterpunch.org

www.evrensel.net